“Üslubumuz namusumuzdur…”

Zalimlere boynumuzu bükecek değiliz ya!

Her tasallutu sineye çekecek değiliz ya!

Bir ırz, haysiyet cellâdı kaza geçirmiş, ölmüş,

Arkası sıra gözyaşı dökecek değiliz ya!

Bugün, paylaşmayı düşündüğüm, yaptığı zulümler heybesinde, feci bir kazayla sonsuzluk âlemine göç eden bir zât için doğaçlama olarak söylediğim uzunca divanî bir şiir vardı… Yukarıda ilk dörtlüğünü gördüğünüz bu şiiri yayınlamaktan son anda vaz geçtim.

Özellikle sosyal medyada bir üslup tartışması sürüp gidiyor. Herkes birbirine müdahale ediyor. Arkadaşlar içinde “hiciv şairi” olmanın verdiği rahatlıkla en sert ifadeleri kullanan kişi olarak bu konuya temas etme ihtiyacındayım.

Bir defa hiç birimiz tek başına hizmet adına konuşma selâhiyetine sahip değiliz. Biz kimiz ki, “Hizmet”in sözcülüğünü yapalım. Söyleyeceğimiz hiçbir şey “Hizmet”i bağlamaz. Ama, her birimiz “Hizmet”i sevme ve onun öğretilerinden etkilenme iddiasıyla her sözümüz ve tavrımıza dikkat etme sorumluluğundayız. Zira, bizi düşman görenler bile bize efendilikten ötesini yakıştırmıyorlar. (Komik ama, anlatayım; çok akıllı(!)bir Hizmet düşmanı-akıllı derken Hizmet düşmanlığını paraya ve mevkie tahvil etmeyi başarmış biri olduğunu anlatmak istiyorum- benim bir yazımı yakın gözlüğü kullanmadan okurken çirkin bir ifade gördüğünü sanmış. Bana ağız dolusu sitem etti: ”Bekir Bey, size bu ifadeyi yakıştıramadım…” Gülmemek için zor tuttum kendimi…)

Ben Hocaefendi’ye bu mevzuyu sordum. “Hocam, çok ağır hakaretlere maruz kalıyoruz. Çok arkadaşımız sadece sözle değil, fiilen de büyük eziyet ve hakaret görüyor. Ciğerimiz yanınca ağzımızı doldurup onlara hakkettikleri cevabı vermek istiyoruz ama, sizin ‘Üslubumuz namusumuzdur.’ sözünüz bizi engelliyor. Yüreğimizle beraber dilimizin ucu da sızlıyor. Efendimiz (SAV) Hassan Bin Sabit’e (RA) ‘Hicvet Ya Hassan!’ buyurmuş. Nasıl davranmalıyız?”

Cevabını kelime kelime hatırlamıyorum ama gönlümde kaldığı kadarını arz edeyim:

“Biz her mevzuda Allah’ın emirlerine ve Efendimiz’in (SAV) o konudaki tavırlarına uygun hareket etmeliyiz. Herkes kendi karakterinin gereğini sergiler. Herkes kendine yakışanı yapar.

En azılı düşmanlarına karşı bile Efendimizin (SAV) ağzından tek bir ters kelime çıkmamıştır. Varsın onlar ne derlerse desinler, bizim Allah’a iltica etmekten, Allah’a havale etmekten başka hiçbir tavrımız olamaz. Duâdan başka hiçbir silâhımız yok. Vakıa, hukukun kırıntısını bile bırakmadılar, ama, bu konuyla ilgili arkadaşlar gerekli tekzip, düzeltme, hukukî her yolu kullanmalılar.”

Evet, zalimlerin peşinden elbette “gözyaşı dökmeyeceğiz”, ama ölmüş gitmiş birinin arkasından da daha fazla lâf etmenin bir mânâsı yok… Allah’a havale…

HARP OKULUNDAN BİR HATIRA…

Okulda, her sabah ders çalışmamız için bir saat “etüt“ vardı. Biz bu saatte yarım kalan uykumuzu tamamlardık. Doğrusu birdenbire etüt kaldırılıp sabahın seher vaktine spor konulunca keyfimiz kaçmıştı:

SABAH SPORU

Gece yarısı bir boru çalar da,

Doğrulur yataktan ölümüz bizim.

Traş, tertip, düzen; hepsi art arda,

Açılmadan solar gülümüz bizim.

Kültür-fizik… Başlar sabah sporu,

Allahım kazadan, belâdan koru,

Ah o koşu yok mu, zorların zoru,

Yerleri süpürür dilimiz bizim.

Koşudan dönünce zıplar birisi,

Şınav, mekik derken gelir gerisi,

Ardından bilmem ne “idman serisi“,

O zaman bükülür belimiz bizim.

Kahvaltı: üç zeytin, yarım bardak çay,

O da sıcak olsa içerdik, “-Hay hay!”

Layık değilmişiz, “-Vay efendim vay!”

“Seğmen’den“ gelirmiş balımız bizim.

Midemiz kazınır, galyana gelir.

Ciğerler her dertten payını alır.

Ayaklar kan, irin içinde kalır.

Nerde nalbantımız, nalımız bizim?

SALİM bile ağlar; böyle civan-mert…

Yatağımız diken, yastığımız sert.

Her gün aynı çile, her gün aynı dert,

Acep ne olacak halimiz bizim?

1983/ANKARA

****

DÖRTLÜK TAMAMLAMA

Dörtlük tamamlamamızın henüz kayda değer bir cevap gelmedi. Burada “elini” ayak, “sakın” redif olacak. Ha gayret…

Sihirli anahtar müminler için;

Duadan indirme elini sakın.

…………………

…………………


Originally published at www.tr724.com on May 12, 2017.

Like what you read? Give Bekir Salim a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.