Şaşırmamak elde değil!

Fitch, Türkiye’nin kredi notunu çöp seviyesine indirdiğinde hakaretin bini bir paraydı. Not kırıldığında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı, Fitch’e dış mihrakların tetikçiliğinden Türkiye düşmanlığına kadar varan ağır ithamlarla mukabelede bulunmuştu. Aynı Fitch, Türkiye’nin görünümüne dair küçük bir düzenleme yaptı hal-i hazırda bayram sevinci yaşıyorlar.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, ‘notumuzu artırsa keşke’ perdesinden açmış faslı. Saray’ın gedikli müşavirlerinden Bülent Gedikli daha da ileri gitmiş: “Not artışı yapmak mecburiyetindeler.” Her iki tavrın müşterek yanları var. Geçen sene kendileri için ‘yok hükmünde’ bir kuruluşun kapısında hal-i hazırda ellerini açıp bekliyorlar. İbretlik!

NOTU SADECE FİTCH İNDİRMEDİ!

Türkiye’nin kredi notunu ‘yatırım yapılabilir’ seviyesinden çöp derekesine sadece Fitch indirmedi ki! Moody’s, Standard&Poor’s ve Japon JCR da aynı kanaate varmış ve paraya yön veren büyük fonları dikkatli olmaları hususunda ikaz etmişti. Hepsinin müşterek endişesi hukuk devletinden uzaklaşılması ve mülkiyet hakkının ortadan kaldırılmasıydı. AKP, batıda gözden düştüğünü kabul etmek istemese de netice değişmedi. Parti kurmaylarının hatalardan ders almak gibi bir meyli hiç olmadı. Türkiye’yi günden güne demokrasi ve insan haklarından tecritte ısrar ettiler. Papağan medyasının hakikatleri saklamadaki kıvraklığı ile halk da ‘Türkiye’yi dünyanın kıskandığı, hatta çekemediği büyük bir devlet’ hamasetine sıkı sıkıya bağlandı.

Muhalif herkesi susturmanın, siyasetçileri, gazeteci ve yazarları hapse atmanın herhangi bir bedeli olmayacak mıydı? Nitekim o bedelin ilk işaretini yatırımcıların akıl hocaları vermişti. İki senedir ikaz ediyorlar. Avrupa Birliği’nin, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM), insan hakları teşkilatlarının, batıda yayımlanan gazete ve dergilerin ikazları kale alınmadığı gibi iktisadî ve ticarî sahada sermaye hareketlerinin deniz feneri sayılan bu kuruluşların ciddi ikazları da kale alınmadı.

KURUMSAL GÜCÜNDE AŞINMA NE DEMEK?

Daha birkaç ay evvel, 18 Mart 2017’de Moody’s çöpteki notun kısa vadede toparlanma ihtimali olmadığını belirtmiş, ‘görünümü durağandan negatife’ indirmişti. Sebepsiz yere atmadı bu adımı. Türkiye ekonomisi hakkında endişe verici şu tespitlerde bulunmuştu: “Türkiye’nin kurumsal gücündeki süregelen aşınma, bütçe ve dış finansmana yönelik artan baskılar ve Türkiye’nin sonuç olarak yaşadığı kredi şoku riskindeki artıştan dolayı not indirimi gerçekleşti.”

Bugünlerde kaynağı malum paralarla piyasayı coşturmaya ve suni kredilerle iş âlemini işlerin düzeldiğine ikna etmeye çalışan hükümet Moody’s’in ‘kurumsal güçteki aşınma’ kavramını ne kadar anladı bilmiyorum. Amma velâkin bir devletin bütün birikimini kaybetmesinden daha büyük bir risk olamaz. Moody’s bu riske dikkat çekti.

FRANSA VE DİĞERLERİ BEYİN GÖÇÜNÜ FARK ETTİ

Esasında Moody’s kamudan ihraç edilen 115 kişinin bıraktığı boşluğun doldurulamayacağını ve hukuk teminatının ortadan kalkmasının ekonomiye kalıcı hasarlar vereceğini ifade etti. Baskı, zulüm ve tevkiflerle tarihin en nitelikli beyin göçüne sebebiyet veren AKP iktidarının kalkınma projelerinde ihtiyaç duyacağı nitelikli beşerî sermayeyi kendi elleriyle başka memleketlere kaptırdığı artık sır değil. Dünya AKP’nin bu hoyratlığını konuşuyor.

Fransa Türkiye’den göç eden mühendisleri kapabilmek maksadıyla ‘teknik vize’ vermeye başladı. Dört sene ikamet iznini mühendislerin aileleri de alabilecek. Bunun için müracaat sahiplerine start-up şirketi kurmak, bir şirkette teknik kadroda istihdam edilmek ve Anonim Şirket kurmak gibi şıklar takdim ediliyor. İltica hukukunun çetrefilli yollarına girmeden doğrudan ikamet ve çalışma müsaadesi verecekler. Zamanlaması manidar! Çok yeni bir uygulama olduğu için internette fazla kaynak bulunamıyor. Amma velâkin teknik vize hakkında en sıhhatli malumat Fransa’nın büyükelçilik ve konsolosluklarından alınabilir. Tekrar edeyim: Fransa bu müesseseyi elbette sadece Türkiye mahreçli müracaatlar için tesis etmedi. Mamafih zamanlaması basit bir yaklaşım olmadığını gösteriyor.

TARİHTEKİ EN NİTELİKLİ GÖÇ HAREKETİ

TÜBİTAK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Yıldız Teknik gibi önde gelen üniversitelerin mühendislik fakülteleri mütehassıs binlerce teknisyeni kapının önüne koydu. Bunlar arasında yurt dışına çıkabilenler ya kendi işini kurdu ya da sahasında söz sahibi şirketlerde işe başladı. Fransa, Kanada ve Almanya gibi devletler ufku açık ve demokrasiye inanmış siyasetçiler sayesinde Türkiye’nin beyin göçünden azami derecede istifade etme gayretinde. İnsanlık tarihinde çok sayıda göç hareketi var. Bunlar içinde Hizmet Hareketi mensuplarının göçü ayrı bir yere konulacak. Zira insanlık tarihinde bu kadar nitelikli bir göçün benzeri yaşanmadı.

Bugün insanlık tarihinin kritik kavşağındaki sekmeler Erdoğan’ın çıkardığı gürültü yüzünden anlaşılamasa da yakın gelecekte her şey daha berrak hale gelecektir. Sapla samanın birbirinden ayrıldığı o gün AKP’nin hızla tırmanan Türkiye’yi Erdoğan’ın şahsî ihtirası uğruna yere çaktığı müşahede edilecek.

ADALET İÇİN YÜRÜMEKTEN GOCUNMAMAK LAZIM

AKP’nin çizdiği Yeni Türkiye demokrasisi sadece cebini düşünerek yaşamayı gaye edinenlere ümit vaat ediyor. Hak ve hürriyetlerin gasp edildiği bir beldede ekonominin istikrara kavuşması mümkün değildir. Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu dahi ‘adalet’ için Ankara’dan İstanbul’a yürüyüş başlatmak mecburiyetinde kalmışsa orada Borsa’dan, hâsılı sıcak paradan daha evvel konuşulacak çok mevzu var demektir.

Kalkınma Bakanı Elvan ve Saray Müşaviri Gedikli, Fitch’in rutin işlemini bayram sevinci ile karşılayarak mensubu oldukları AKP’nin “Dün dündür, bugün bugündür.’ zihniyeti ile hareket ettiğini bir kere daha ispat etti. Sevinçlerinin hakikatte herhangi bir karşılığı yok! OHAL rejiminden nitelikli demokrasiye geçmeden kâh kuzeyde kâh güneyde başkalarının kapısında el açmaktan kurtulamayacaklar maalesef.

O değil de hepsi bir tarafa sebep oldukları acılardan bir nebze hicap duyabilselerdi keşke! Zira Türkiye’nin kaybı para ile mahdut kalmayacak kadar elim. Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan o kadar yanlış içinde bir doğruyu söylemiş: “Türkiye şaşırtmaya devam edecek.”

Elhak öyle. Dün ‘ak’ dediğine bugün ‘kara’ diyebilen ve serapa iktidar kibri ile hareket eden AKP’nin elinde bütün değerleri yağma edilen halkın sükûtuna şaşırmamak elde değil.

Yeni Türkiye sendromu!


Originally published at www.tr724.com on June 20, 2017.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Semih Ardıç’s story.