Şişeyle komalık edilen öğretmen [YAZI DİZİSİ-1]

Avrupa Birliği sürecinde Türkiye’de istisna durumuna gerileyen işkence, 15 Temmuz sonrası bütün boyutlarıyla geri döndü. İnsan Hakları Derneği’den avukat Gülseren Yoleri durumu, “Eski tip işkence başladı. Askı, elektrik gibi eski işkence aletlerini sanki saklamışlar, şimdi ortaya çıkardılar” sözleriyle özetliyor.

Polislerin Facebook sayfalarında gururla paylaştıkları işkence videoları ve basına yansıyan kanlar içindeki asker fotoğraflarının ardından işkencenin gerçek boyutu, aileler ve avukatların tutuklularla görüşmeye başlamasıyla ortaya çıktı. Filistin askısı, şişeyle tecavüz, buzlu suya maruz bırakma, kaba dayak, aç bırakma, klimayı gündüz sıcağa, gece soğuğa ayarlama ve benzeri pek çok yöntem özellikle gözaltı sürecinde uygulanıyor. Kamuoyuna “intihar” olarak açıklanan gözaltında ölümlerin de işkence sonucu olduğu düşünülüyor.

Uluslar arası Af Örgütü ve İnsan Hakları Derneği’nin varlığını kesin olarak açıkladıkları 15 Temmuz sonrası kitlesel işkenceleri, şahitlerin anlatımlarıyla, işkencecilerin isimleriyle ve işkence merkezlerinin detaylarıyla ele aldığımız bu dosya, buz dağının sadece görünen yüzü.

Pek çok aile, yakınlarının hapishanelerde öldürülmesi korkusu ya da kendilerinin de tutuklanmaları endişesiyle yaşadıklarını isimlerinin yayınlanmaması kaydıyla paylaştı. Ulaşabildiğimiz mağdurların anlattıkları, Avrupa Birliği üyeliği yolunda olan Türkiye’de ağır, kitlesel işkenceyle karşı karşıya olduğumuz gerçeğini ortaya çıkardı.

İŞTE MAĞDURLARIN ANLATIMIYLA İŞKENCE GERÇEKLERİ

Öğretmen E. B., Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından 15 Temmuz sürecinde gözaltına alındı. Gözaltı süresince avukat yardımından yararlandırılmadı ve ailesine nerede tutulduğu, durumunun ne olduğu konusunda bilgi verilmedi. Ailesi günler boyu tüm emniyet birimlerinde aradıkları E. B.’nin izine hastane kayıtlarında rastladı. Öğretmen E.B., hastanede bağırsaklarından ameliyat edilmiş ve yoğun bakıma alınmıştı. Ailesinin doktorlardan güçlükle alabildiği bilgiye göre, E.B.’nin makatına sert bir cisim sokulmuş bu nedenle bağırsakları patlamıştı.

Ailenin gizlice ameliyat yapıldığını öğrenmesine rağmen, E.B.’yle görüşmelerine izin verilmedi. İşkencenin boyutları ise haftalar sonra ortaya çıktı. Hakkında hiçbir delil bulunmayan öğretmen E.B.’nin sürekli olarak “itiraf et” baskısına maruz kaldığı, önce ailesiyle tehdit edildiği ardından da işkencenin başladığı ortaya çıktı. Fiziksel şiddet ve kaba dayak aşamasından sonra, soyundurularak aşağılanan E.B.’nin makatına şişe sokulduğu, bayılma ve durdurulamayan kanama sonrası hastaneye kaldırıldığı belirlendi.

Bu bilgiler ailesini kahrederken, E.B.’nin gözaltı süresi boyunca avukat hakkından mahrum bırakıldığı, günlük adli tıp raporlarının alınmadığı ve doktorlara baskı sonucu “darp yoktur” raporu verildiği belirlendi.

E.B., şu an ciddi sağlık sorunlarıyla cezaevinde tutuklu durumda. Ailesi hayatından endişe ettikleri E.B.’yle ancak 15 günde bir kez cam bir duvarın ardında telefonla görüşebiliyor. Kayıt altında yapılan görüşmeler nedeniyle işkencenin gerçek boyutları henüz aile ve avukatı tarafından öğrenilebilmiş değil.

İŞKENCECİLERİN İSİMLERİ

E.B.’nin makatına şişe sokarak komalık olmasına neden olan Antalya Kaçakılık ve Organize Şube’de görevli polislerin isimleri: C.T., R.A.T., Mehmet B.S.Y., M.T.G., T.K..

Editörün Notu: İsimlerini paylaşan işkence mağdurlarının yeni mağduriyetler yaşamaması için adlarının baş harfleriyle veriyoruz.


Originally published at www.tr724.com on September 23, 2016.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.