Şike operasyonu ve Fuzuli Savcı’nın ‘talimat’ takıntısı

Onun adını ilk defa 14 Aralık 2014’te duyduk. Zaman ve STV’ye yüzlerce polisle baskın yaparak her iki yayın grubunun tepe yöneticilerini gözaltına aldıran Savcı Hasan Yılmaz’la beraber 14 Aralık Operasyonunu yürüttü. Zaman’a kayyım atanmasından tutun da sadece mesleklerini yaptıkları için haklarında 3 müebbet istenen gazetecilerle ilgili iddiaların altında da hep onun imzası var.

Savcı Fuzuli Aydoğdu’dan bahsediyorum. Hizmet Hareketi’ne, özellikle de medyaya yönelik operasyonların cevval savcısı Fuzuli Aydoğdu’dan. Bu operasyonlardaki cevvaliyeti, hukuk ve sınır tanımazlığı kendisini önce İstanbul Başsavcı vekilliğine, sonra Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine taşıdı. Bakalım nereye kadar yükselecek.

***

Çok basit bir mantığı var Fuzuli Savcı’nın ve bugüne kadar bütün soruşturmalarını bu mantık üzerine kurguladı. 1) Fethullah Gülen talimat veriyor, 2) Gülen’e yakın medya organları haber yaparak kamuoyu algısı oluşturuyor, 3) Polisler operasyon yapıyor, 4) Savcılar suçluyor, 5) Hakimler cezalandırıyor!

Medya operasyonları denilince her ne kadar farklı farklı savcı isimleri kamuoyuna yansımış olsa da hepsinin arkasındaki değişmez isim hep Fuzuli Savcı oldu. Çünkü bütün iddianamelerin Fuzuli Savcı’nın mantığına göre kaleme alındığı o kadar çok belli ki!

***

14 Aralık 2015’te gözaltına aldırdığı Zaman Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’yı bizzat sorgulayan Fuzuli Savcı, yönelttiği soruların birinde Zaman’ın yayın politikasının Fethullah Gülen’in talimatlarıyla yönlendirilmesi meselesini sordu. Dumanlı verdiği cevapta böyle bir talimat ve yönlendirme olmadığını, teknik olarak da bunun mümkün olmadığını Bilal’e anlatır gibi izah etti.

Sadece Ekrem Dumanlı’ya değil, o günlerde Tahşiyecilerle ilgili yazı yazmış olan Ahmet Şahin’e, Hüseyin Gülerce’ye hatta Ertuğrul Özkök’e de aynı soruyu yöneltti. Hepsi de ağız birliği etmişçesine kesinlikle talimat almadıklarını söylediler. Hatta Hüseyin Gülerce kameralar karşısında coşmuş, “Ben hayatım boyunca kalemimi, hiçbir telkinle baskıyla imayla dahi kullanmadım. Hani varsa resmiyette en büyük kutsallarım üzerine yemin edeyim. Ben bu yazıyı yazarken hiç kimseden bir talimat emir almadım” bile demişti.

Ama Fuzuli Savcı (ve meslektaşı Hasan Yılmaz) buna ikna olmamış olacak ki, söz konusu haber ve yazıların talimatla yazıldığını iddianameye koymaktan çekinmediler. Sonraki bütün soruşturmalarda bu çarpıtma üzerinden iddianameler hazırlandı ve gazeteciler suçlandı.

***

Peki Fuzuli Savcı’nın bu talimat takıntısının sebebi nedir? Fethullah Gülen’in talimat verdiğinin en önemli tanığı Hüseyin Gülerce. O gün “en büyük kutsallarım üzerine yemin edeyim. Ben bu yazıyı yazarken hiç kimseden bir talimat emir almadım” demesine rağmen aynı ifadenin içinde, kendi döneminden beri Zaman’ın sayfalarının her gün Pennsilvanya’ya fakslandığını, oradan onay gelmeden basılmadığı söylemeyi de ihmal etmemişti.

ÇARPITMA BİLGİ ÜZERİNDEN GAZETEYE EL KOYMA OPERASYONU

Bu olanlardan sonra Savcı Fuzuli Aydoğdu’nun en büyük operasyonu Zaman’a kayyım atamak oldu. Onun imzasını taşıyan 3 Mart 2016 tarihli Zaman’a kayyım atama talep yazısında yer alan gerekçelerden biri de 3 Temmuz 2011’de başlatılan Şike Soruşturmasının Zaman binasında kararlaştırıldığıydı.

Bu gerçekdışı iddia, hem Savcı İsmet Bozkurt’un 30 gazeteci aleyhine hazırladığı iddianamede hem de Savcı Can Tuncay’ın hazırladığı, Ahmet Altan’ın savunmasında lime lime ettiği iddianamede yer alıyor.

Patenti Fuzuli Savcı’ya ait olan bu iddianın delillerinden birisi, Şike operasyonundan sonraki günlerde Zaman’ın polis muhabirlerinin bazı emniyet görevlilerini telefonla aramaları. Acaba Savcı bey o günlerde diğer gazete muhabirlerinin aynı polislerle konuşup konuşmadığını da araştırmış mıdır? Polis muhabirinin işi bu zaten!

Bir diğer delil cinayetten müebbet hapse mahkum bir meczubun iddiaları. Şike davası sürecinde mahkemenin tanık olarak dahi kabul etmediği Cihan Oskay isimli bir meczubun ‘bana Zaman Gazetesinde şike konularında yazmam için köşe yazarlığı teklif edildi’ sözlerini ciddiye almış Savcı beyimiz.

Geriye soruşturma sürecinde gazetelerinde haberler yaptırarak kamuoyu algısı oluşturmak kalıyor. Merak ediyorum, bugüne kadar evet bana cemaat talimat verdi ve ben şu yazıyı yazdım diyen bir yazar çıktı mı? Bugün Erdoğan medyasında köşe kapmış, sabah akşam cemaat aleyhine sallayan kalemşörlerden bu iddiaları destekleyecek tek bir cümle eden oldu mu? Benim görebildiğim bugüne kadar bu hususta tek konuşan Gülerce oldu. Gündem Şike olduğu için oradan örnek verelim.

***

HÜSEYİN GÜLERCE’NİN ŞİKE YAZILARI

24 Ocak 2016’da İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde ifade veren Hüseyin Gülerce’ye, 06, 13, 15, 22 Temmuz ve 17 Ağustos tarihlerinde şike konusunu ele aldığı yazıları kaleme alırken herhangi bir talimat ya da yönlendirme olup olmadığı sorulmuş. Gülerce’nin cevabı, bu yazılarla ilgili bir yönlendirme olmadığı şeklinde. Tabi ifadenin sonunda bazı yazılarına müdahale edildiğini, ekleme veya çıkarma yapıldığını söylemeyi de ihmal etmemiş. Ama nedense hangi yazısına müdahale edildiğini hatırlayamamış!

NOT: İş bu yazı, editörün talimatıyla yazılmıştır, Fuzuli Savcı’nın dikkatine!


Originally published at www.tr724.com on July 5, 2017.

Like what you read? Give Mehmet Yıldız a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.