2019’da Meral Akşener’den Macron mucizesi beklemek

Deniz Ayhan

Türkiye’yi 2019 yılında genel ve başkanlık seçimleri olmak üzere iki kritik eşik beklemekte. Şüphesiz başkanlık sisteminin uygulanmaya başladığı ve bağlantılı olarak parlamentonun Türk devlet yapısı içerisindeki etkinliğini kaybetmesinin bir sonucu olarak, 2019 yılında genel seçimlerin başkanlık seçiminin gölgesinde kalacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Siyasetin tabi teamülleri göz önüne alındığında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2019 yılında başkanlığa aday alacağı son derece açık. İnanılmaz baskılar altında siyaset yapmak durumunda kalan ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve 4 Kasım 2016’dan bu yana tutuklu olan Selahattin Demirtaş’ın durumlarını dikkate aldığımızda, 2019 yılında yapılacak başkanlık seçiminde Erdoğan’a karşı kimin aday olacağı sorusu şimdiden gerek Türkiye gerekse uluslararası kamuoyunun merak ettiği önemli bir konu haline dönüştü.

Şüphesiz, Meral Akşener 2019 yılında yapılacak gerek genel seçimler için gerekse de başkanlık seçimi için birçoklarının aklına gelen ilk isim. Fakat, Meral Akşener üzerinden 2019 yılına dair projeksiyonlar yapılırken, Akşener’in hangisinde karar kılacağını henüz bilemediğimiz iki tercih arasında kaldığını da belirtmekte yarar var.

AKŞENER’İN NEFESİ YETER Mİ?

İlk olarak, Meral Akşener 2019 yılında genel seçimlere kendi partisini kurarak girebilir. Böyle bir ihtimalin söz konusu olması durumunda, Meral Akşener’i birden fazla denklemin beklediğini ifade etmek durumundayız. MHP’de siyaset yaptığı günlerden farklı olarak, Akşener Devlet Bahçeli karşıtlığı ile beraber bunun ötesinde daha kapsamlı bir söylem ile ortaya etkili bir muhalefeti tarzı koymak durumunda. Fakat, hükümet ve Devlet Bahçeli arasında ismi konmamış konsensüs sebebiyle, Akşener’in etkinliğini arttırması durumunda özellikle yargının devreye girerek Akşener’in sivrilmesini engelleme ihtimali hala varlığını korumakta.

Bununla beraber, hali hazırda Meral Akşener’in yürüttüğü çalışmaların ve kampanyaların bir takım ülkücü kökenli iş adamlarının yaptığı yardımlarla ilerlediği kamuoyunca bilinmekte. Hazineden yardım almadan gerek devam etmekte olan çalışmaların gerekse de Akşener’in teşkilat yapılanmasının ne kadar ve hangi ölçekte sürdürülebileceğine dair ciddi kuşkular farklı muhalif ülkücü kesimlerce dillendirilmekte. Tüm bu faktörler göz önüne alındığında, Meral Akşener’in 2019 yılındaki genel seçimlere kadar yeni bir parti kurması, bu partinin MHP tabanı ile beraber sağ seçmeninin geneline hitap eden bir söylem tarzı geliştirmesi ve seçimlere kadar bu partinin teşkilat yapılanmasının Tükiye’nin geneline taşınması oldukça zor görünüyor.

MACRON MODELİ DENENEBİLİR

Meral Akşener’in önünde duran diğer ikinci bir seçenek ise, yeni seçilen Fransa Cumhurbaşkanı Emannuel Macron’un denediği ve başarılı olduğu seçilme yöntemi. Hatırlanacağı üzere, Emmanuel Macron Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerine girerken kendisinin mensup olduğu bir siyasi parti yoktu. Seçimlere az bir zaman kala sosyalist partideki görevinden istifa ederek ‘Le Marche’ (yürüyüş) hareketini başlatmış ve Fransa cumhurbaşkanlığını tek başına, hiçbir parti aidiyeti ve yapılanması olmadan kazanmayı başarmıştı. Bu başarısının arkasındaki temel sebeplerden biri şüphesiz Macron’un merkez sol, merkez sağ, ve liberal kesimleri kucaklayıcı bir söylem ile seçim propagandasını oluşturmasıydı. Cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından Fransa’da gerçekleşen genel seçimlerde de başarılı olmak isteyen Macron, seçimlere çok az bir zaman kalan cumhurbaşkanı seçilmesinin rüzgarını da arkasına alarak apar topar bir parti kurdu ve Fransa genel seçimlerinde de adeta büyük bir sükse yaparak seçim yarışını en önde tamamladı.

Benzer şekilde, Meral Akşener söylemlerini sağ ve merkez sağ spektrumu kapsayacak şekilde dengeleyebilir ve özellikle Türkiye’nin Kürt meselesi, Alevi sorunu, asker-sivil ilişkileri, azınlıklar sorunu, Avrupa Birliği süreci gibi birçok arkaik yaralarına dair tutarlı ve kabul edilebilir bir söylem tarzı ile 2019 yılına gelebilirse, pekâlâ Erdoğan’ın karşısına alternatif bir aday olarak çıkabilir.

YENİ BİR SOSYAL HAREKET LAZIM

Fakat, yukarıda bahsedilen her iki durumda da, yani ister Meral Akşener bir parti kurarak 2019 genel seçimlerine hazırlansın, ister parti kurmadan Fransa’daki Macron örneğinde olduğu gibi hareket etsin, Akşener hem Devlet Bahçeli engeli hem de Erdoğan faktörü ile aynı anda mücadele etmek zorunda. MHP an itibariyle iktidar partisi ile iç içe geçmiş durumda ve birçokları için siyasi iktidarın adı konmamış bir partneri gibi hareket etmekte. Bugünkü MHP’nin iktidarın nimetlerinden ne ölçüde faydalandığını çıplak gözle anlamak çok zor olsa da, son derece açık olan bir husus var ki, MHP’de parti içi muhalefetin etkili olamamasında AK Parti ve Erdoğan’ın birinci derecede rolü olduğu herkesçe malum.

Dolayısıyla, Türk siyasetinin bugünkü verileri dikkate alındığında, Meral Akşener için 2019 yılına geldiğimizde partiler üstü bir pozisyonda iktidarı zorlamak ve hatta iktidardan pay almak için en makul yolun parti kurma zorluklarının hiçbirine takılmadan, yeni bir sosyal hareketin fitilini yakması olacaktır. Bu hareket, yelpazesi geniş bir söylem trafiği ile zenginleştirilebilirse, gerek MHP’nin içerisindeki gerekse AK Parti’de ki küskünlerin dikkatini celbedebilir ve Akşener hareketine yeni bir ivme katabilir.


Originally published at www.tr724.com on July 5, 2017.

Like what you read? Give Tr724 a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.