367 değil 657’ye tabi olma meselesi

Bedel ödemek böyle bir şey. Koltuğu borçlu olduğun güce diyet borcu. Bahçeli’nin dünkü grup toplantısının özeti bu, sonuçlarını zaman gösterecek. Halka sormak, halkın görüşünü almak işin tılsımlı sözleri. Kimsenin itiraz etmeyeceği bu sözlerin bir samimiyeti yok.

7 Haziran’da da halka sorulmuş, halk koalisyon demişti. Peki, Sayın Bahçeli o dönem ne yapmıştı? Bugün kavga ettiği CHP ile o zamanda hiçbir sebep yok iken kriz çıkarmış, kendisinin başbakan olacağı bir hükümet formülünü elinin tersi ile itmişti. Bir muhalefet partisi düşünün ki iktidar olmaktan kaçsın!

“Sandığa gitmekten korkacak ne var!” diyor Sayın Bahçeli. Peki, kendi partisinde delegelerinin yarısından fazlası seçim istediği zaman acaba kendisi neden “Delegeye sormakta, delegeye müracaat etmekte bir sakınca yok” dememişti?

Teamüllere aykırı bir muhalefet!

Bir muhalefet partisi düşünün başındaki lider değişecek diye iktidar bunu engellemeye çalışsın. Emrindeki bütün yargı ile muhalefet partisinin kongre toplanmasına engel olsun. Ve işin daha da kötüsü bunda başarılı olsun.

AKP, Türkiye’nin demografisini çok iyi analiz ederek kendisine asla oy vermeyecek kesimler üzerinde vakit kaybetmek yerine kendisine oy verme potansiyeli olan sağ seçmen üzerine ustaca sosyolojik ve psikolojik hamleler yaptı. MHP’nin köklü, “kanımı kesseler başkasına oy vermem” diyen kemik kitlesi dışındaki potansiyelini eritti. PKK ile kapalı kapılar arkasında paslaşırken kamuoyunda HDP’yi her yolla bitirmeye çalışan parti olarak gösterdi kendisini. Devletin devamı için ‘AKP olmalı’ anlayışını tabanı dışındaki sağ seçmene benimsetti.

MHP kaybolmak üzere

Eğer MHP yeni bir liderlik ve yeni bir heyecan ortaya koyamazsa kaybolacak. Bunu partide herkes biliyor. Ankara’da Meclis’te olmanın konforunu yaşayan bir grup vekil dışında kimse mutlu değil.15 Temmuz ile MHP’deki muhalefetin ne alakası var? Bıçakla kesilir gibi kesildi. Çünkü bütün muhalifler ve onlara destek çıkan delege, işadamı, esnaf biliyor ki eğer ısrar ederlerse bir şekilde FETÖ ambalajı ile kendilerini de alacaklar. 15 Temmuz’un bir diğer kazananı da Bahçeli’dir. Erdoğan gibi “Allah’ın bir lütfu” dese yanlış olmaz.

AKP, Bahçeli’nin eliyle MHP’yi diri diri mezara gömüyor. MHP’liler en sonunda ‘yeter’ diyecekler ama ne mecliste bir partileri olacak ne de partilerinin girebileceği bir meclis. Grup konuşmasından bir alıntı ile bitirelim. Devlet Bahçeli: “MHP, parlamenter sistemin devamından yanadır.” Şaka gibi değil mi?

***

Dibi yanmış bir temcit pilavı

Yok, Trump’ın kasetleri ortaya çıkınca akıllarına cemaat gelmiş, bu işleri cemaat yaparmış falan filan. Ahmet Hakan kendisinden beklendiği gibi bunu da kaçırmadı. Kendisi epeydir Twitter’da dolaşan geyikleri alt alta sıralayıp ‘al sana köşe yazısı’ diye satıyor. Bu meseleyi en son yazan kişi Can Dündar. Hani ‘yayınladığın görüntüleri sana cemaat verdi’ diye suçlanan, hani feto üyesi olmakla yargılanan “Ne alakası var?” diyen Dündar.

Kendisi de özel hayatı ile ilgili basına yansıyan görüntülerden dolayı mağdur olan ve bunun ne demek olduğunu bilen Dündar ve diğerlerine tek soru:

Milletin özel hayatlarına yönelik kasetler hazırlayan bir yapı, bunu neden en büyük düşmanı için hiç yapmamış? Neden bir tane AKP’linin bu tür kaseti çıkmamış? Ahlak timsali oldukları için mi? Ankara’da sıradan bir muhabiri ya da bir partiliyi dinleyin, hangi AKP’li neler yapıyor size anlatsın. Neden bir tane AKP’li mağdur yoktur? Kim korkusundan sesini çıkaramıyor? Ha pardon bir tane mağdur var, Keçiören eski belediye başkanı!

***

Atilla Taş’ın suçu ne?

Daha önce bu köşede “CHP, parti meclisi üyesi Atilla Taş ve bir dönem CHP genel başkan danışmanlığı yapan Murat Aksoy ile ilgili neden bir şey yapmıyor?” diye sormuştuk. Bugünkü grup konuşmasında Kemal Kılıçdaroğlu, hapisteki yazar ve gazetecilerin durumunu gündeme getirdi. İsim vererek Murat Aksoy’dan bahsetti ve Altan Kardeşler dâhil hapisteki herkesin özgürlüğe kavuşmasını istedi.

Ancak yine Atilla Taş’ı unuttu. Atilla Taş, CHP parti meclisi yedek üyesidir. Delegenin oyuyla seçilmiştir. Muhalif duruşundan dolayı içeridedir. Eğer saray soytarısı olsa şimdi paraya para konsere konser demezdi. Bu duruşun bedelini öderken partisi bile yalnız bırakıyor.


Originally published at www.tr724.com on October 19, 2016.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Barboros Kartal’s story.