ABD’deki Zarrab davası kimlerin uykusunu kaçırıyor?

ALİ ADİL ÇAKAR

Türkiye’de 17–25 Aralık soruşturmaları kapsamında kısa süre hapis yattıktan sonra Erdoğan’ın Hizmet Hareketi’ne savaş açmasıyla yargı ve emniyeti yerle bir etmesinden faydalanarak ‘özgürlüğüne kavuşan’ Reza Zarrab, geçen yıl sürpriz bir şekilde ABD’de yakalanmıştı. Hayli ünlü bir avukatlık firmasından savunma desteği alan Zarrab’ın karşısında ABD’nin en parlak savcılarından Preet Bharara vardı.

Bharara, Zarrab’ın avukatlarının her hamlesine karşı yeni bilgiler ortaya koyarak dosyanın hem ne kadar dolu, hem de uzanacağı yerlerin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Savcının mahkemeye geçen hafta sunduğu yeni deliller, hem Türkiye’deki 17 Aralık fezlekelerini doğruluyor hem de 17–25 Aralık soruşturmaları ile ortaya çıkarılan kara para aklama ve rüşvet çarkının detaylarını dünyaya gösteriyor.

***

Erdoğan, ABD’deki zarrab davasına niye müdahil?

New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’nın, Reza Zarrab davasıyla ilgili mahkemeye sunduğu son dilekçeler, 17 Aralık polis fezlekelerinin İngilizce’ye çevrilerek Amerikan hukuk sistemine girdiğini gösteriyor. Daha önce fezlekeyi iddianameye ekleyen Bharara’ya Zarrab’ın avukatlarından itiraz gelmişti. Avukatlar, fezlekenin internetten indirildiğini ve dolayısıyla sahte olabileceğini öne sürmüştü. Bharara ise 14 Kasım’da mahkemeye sunduğu dilekçede, “17 Aralık fezlekesi, FBI tarafından da doğrulandı. Fezleke gerçek” açıklamasını yaptı.

Bharara, Türk hükümetinin davaya müdahale etme girişimlerine de tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’le görüşmesinde konuyu gündeme getirmesi ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın son Amerika ziyaretinde ABD Adalet Bakanı’ndan bu yönde talepte bulunmasına atıf yaptı.

17 ARALIK DOĞRU, SADECE TÜRKİYE DEĞİL

Amerikalı savcı, “Bu dava ABD’nin ulusal çıkarları, ulusal güvenliği, banka sahtekarlığı ve para aklamayla ilgili. Bu konuların Türk politikacılar ile ilgisi yok, sadece Sarraf ve suç ortaklarıyla alakalı” dedi. Bharara’nın sözleri kuşkusuz, Türkiye’ye ince bir mesajdı. 17 Aralık fezlekesini çok iyi tetkik ettiği anlaşılan savcının, Zarrab’ın suç ortağı olan Türk politikacıları bilmemesine imkan yok. Nitekim o fezlekelerde AKP’li bakanların rüşvet aldığı bilgisi de mevcut.

Başsavcı Bharara, 15 Aralık 2015'te mahkemeye mühürlü olarak sunduğu 21 sayfalık ilk iddianamede bazı değişikliklere giderek yine 21 sayfadan oluşan yeni iddianameyi 30 Mart 2016'da ABD Federal Adalet Sistemi resmi kayıtlarına sunmuştu. Yeni iddianamedeki 13, 15, 19 ve 22’nci paragrafların her birinde yapılan rötuşla “New York ile birlikte Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve her nerede bu suçlar işlendiyse” ifadesi eklenmişti.

Yine özet iddianamede belirtilen 110 milyon Euro’luk bir para transferi de doğrudan Türkiye ile irtibatlı. Zarrab’ın İran Petrol Bakanlığına bağlı HKCO Şirketi üzerinden Türkmenistan’da yerleşik TÜRKMEN-1 Şirketine aktarılan paranın 25 Aralık soruşturmasında ‘Havuz Medyası’ oluşturulması konusunda toplanan rüşvetlerle irtibatı da yakından tartışılacak. Fezlekedeki bilgiye göre, 17 Aralık dosyasının da içinde yer aldığı Zarrab’ın finans ve mail trafiğiyle 2007 Mart’ı ile 2012 Ekim’i arasında yer alan işlemler, ABD finans kurumlarınca da doğrulandı.

‘BAŞBAKAN SÜLEYMAN’I ÇAĞIRMIŞ, TALİMATLARI VAR’

Peki, ABD’deki Zarrab dosyasına da girmiş olan fezlekede Erdoğan-Zarrab ilişkisine dair neler var?

Tarih 12 Eylül 2013… Dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, dönemin başbakanı Erdoğan’la Haliç Kongre Merkezi’nde bir araya geldi. Ardından Zarrab’ı arayarak Erdoğan’ın mesajlarını iletti. Aynı günün akşamında Zarrab, Happani’yi aradı ve “Sen bu altın işini formülize et, düşün. Çin üzerinden tamam mı… Ben geldiğimde pazartesi konuşayım. Çünkü Başbakan çağırmış konuşmuş şeyle (Aslan’la), talimatlar vermiş” dedi.

Seçimlere 3 ay vardı ve ihracat rakamlarının yükseltilmesi için Zarrab’tan seçime kadar 3 milyar dolarlık altın ihraç etmesi isteniyordu.

Halkbank Genel Müdürü’nün Zarrab’ın altın ihracatı ile ne ilgisi olabilirdi ki, Erdoğan ona “Yardımcı olun” diyordu? Tabii Halkbank üzerinden yapılan para aklama faaliyetlerini, hayali ihracatı, İran’a yönelik ambargo delme girişimlerini saymazsak. Ayrıca telefon trafiğinden anlaşıldığı üzere Çin üzerinden yapılan bu ticaret, aslında olmayan bir ticaretti. Altınlar önce dışarı çıkarılıyor, sonra tekrar yurda sokuluyordu. Hatta Zarrab’ın adamları bu işe bir anlam veremeyip “Abi bu sefer ithalat rakamları şişiyor, o zaman niye yapıyoruz ki biz bu işi?” diye soruyorlardı.

‘BAŞBAKAN’A SÖZ VERDİM’

Bunun cevabı da 19 Eylül 2013 tarihli konuşmadaydı. Zarrab’ın adamları Rüçhan Bayar ile Happani, telefonda bu altın ihracatı işinden bahsederken, “Bize özel görev verildi” diye bahsediyorlardı. Aynı gün akşam Happani’yi arayan Reza, “Ya 2 milyar bile ihraç etsek önemli, anladın mı? Başbakan’ın nezdinde benim için önemli. Çünkü direkt yanına gideceğim. Sen bir yapmaya çalış” diyordu.

3 Ekim 2013… Zafer Çağlayan, Süleyman Aslan’ı arayıp “Dün akşam 2 saat toplantı yaptık Sayın Başbakan’la İstanbul’da” dedikten sonra Erdoğan’ın “Bu işte hiç bir gevşeme olmasın” talimatını iletiyordu.

REZA’DAN BİLAL’E 3 MİLYON DOLAR

17 Aralık fezlekesinde, Reza Zarrab’ın, Bilal Erdoğan’ın yönetiminde olduğu TÜRGEV’e 3 milyon dolar gönderdiği bilgisi de var. Polislerin ulaştığı delillere göre Zafer Çağlayan, Zarrab’a, TÜRGEV’e 3 milyon dolar göndermesi telkininde bulundu.

İyi anlaması için de “Bilal’e gidecek” dedi.

Reza da TÜRGEV’e bir defasında 2 milyon dolar, birinde de 1 milyon dolar olmak üzere toplamda 3 milyon dolar para teslim etti. İki teslimatı da Zarrab’ın adamı Ahmet Murat Öziş gerçekleştirdi. Her ikisi de polis tarafından adım adım görüntülendi ve dosyaya kondu.

EMİNE HANIM’IN DERNEĞİNE 1 MİLYON DOLAR

Yine fezlekedeki bir diğer delil de Reza Zarrab’ın, Emine Erdoğan’ın perde arkasındaki yöneticisi olduğu iddia edilen Togem-Der’e 1 milyon dolar göndermesi.

Nitekim bu ilişki, Preet Bharara tarafından daha en başta dosyaya konmuştu. Zarrab, kefalet dilekçesinde Emine Erdoğan’ın kurucusu olduğu Togem-Der’e yaptığı bağışları tarih tarih sıralamıştı. Ancak ne hikmetse derneğin kendi web sayfasındaki bağışçı işadamları listesinde Zarrab yoktu. Bu haberler basına yansıyınca Togem-Der’in web sayfası apar topar yayından kaldırılmıştı. Dernekte ayrıca 17 Aralık dosyasının önemli ismi eski AB Bakanı Egemen Bağış’ın eşi Beyhan Bağış da yönetim kurulu üyesi olarak görülüyordu.

Zarrab’ın kefaletle serbest kalma talebinin reddedilmesi gerektiğini savunan Bharara da İran kökenli işadamının Türkiye’de kurduğu üst düzey ilişkilere delil olarak bu derneğe yaptığı ‘bağışların’ listesine yer vermişti. Böylece, “Serbest kalırsa ABD’den kaçar. Servetiyle elde ettiği güçlü bağlantıları sayesinde Türkiye’den Amerika’ya geri gelmez” uyarısı yapmıştı. Mahkeme, Zarrab’ın serbest kalma talebini böylelikle reddetti.

AKP’NİN ANKET PARASI ZARRAB’TAN

Zarrab ile Erdoğan arasındaki bir diğer ilişki de AKP’ye anket parası göndermesiydi. Zafer Çağlayan’ın özel kalem müdürü Mehmet Sarı, 27 Haziran 2013 tarihinde Reza’ya 352 bin TL isteyen bir mesaj gönderdi. Reza da mesajı aldıktan sonra Happani’yi arayıp, “Abdullah, saat 13.00’te 352 bin TL Conrad Otel’e yolla. Bakan Bey’in danışmanı Mehmet Sarı var, ona versinler. Anket yapacaklar AK Parti’ye” bilgisini verdi.

Para, ertesi gün H.İ.A isimli kurye tarafından Sarı’ya teslim edildi. Para teslimatı, kamera kayıtlarıyla dakika dakika görüntülendi. O sırada partinin genel başkanı Erdoğan’dı.

Erdoğan, 24 Aralık 2013 tarihinde Pakistan dönüşü uçakta gazetecilere “Reza hayırsever bir işadamı” diyerek Zarrab’a sahip çıkmıştı. Çünkü kendi ailesi ve AKP yönetimi dâhil çok sayıda kişiyi Reza’yla ‘tanıştırmıştı’. Bu çarkı en iyi kendisi biliyordu. Dolayısıyla Bharara’nın, “Bu dava sadece Zarrab’ın suç ortakları ile ilgili” demesi Erdoğan’ı rahatlatmıyor, bilakis uykularını kaçırıyor. Zaten o da bu yüzden davaya müdahil.

Like what you read? Give Tr724 a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.