AİHM, ‘İç hukuku tüket’ derken, hukuk sahiden tükendi

MEHMET DİNÇ, STRAZBURG

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’den gelen taleplere karşılık ‘önce iç hukuku tüketin’ uyarısı yaparken, Türkiye’de iç hukuk gerçekten de ‘tükendi’! 3 yıldır bitkisel hayatta yaşayan yargı, 21 gazetecinin tahliye edildikleri günün gecesinde yeniden gözaltına alınmasıyla son nefesini de verdi. ‘İç hukuku’ canlandırmak için KHK ile kurulması ‘emrolunan’ KHK komisyonu ise bir türlü üye atanamadığı için kurulamadı. AİHM de ‘bana gelme’ deyince, yüz binin üzerindeki mağdurun ne yapacağı merak konusu…

Hükümet, Avrupa Konseyi’nden çıkacak “denetleme sürecine düşme” tehlikesini engellemek için yaptığı OHAL komisyonu manevrasını hala yerine getirmedi. Konsey bunun olmayacağını az çok anlamıştı fakat AİHM’e gelecek ağır dosya yükününün önüne geçmek için ara formül olarak ortaya atıldı. İki taraf için de can simidi oldu. Darbe’nin üzerinden 9 ay geçti, fakat geldiğimiz noktada durum daha karmaşık hal aldı. Hapishanelerde 40 binden fazla insan, işten atılmış yüzbinlerce hakim, savcı, gazeteci, memur, işçi, ev hanımı, yaşlı, kadın çocuk var, mallarına el konulmuş binlerce iş adamı, kapatılan okullar, üniversiteler, dernekler var.

Tüm hukuksuz işlemlere rağmen bu insanlar meşru hukuk dairesinde haklarını arama gayretindeler. Türkiye, Avrupa Birliği kapısında olan, temel insan hakları ve özgürlüklerin en büyük savunucusu, 47 ülkede 820 milyon insana hitap eden Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden. Bununla birlikte bir dönem yaptığı demokratikleşme reformlarıyla, Ortadoğu ve İslam coğrafyasına örnek gösterilen bir ülkenin fertlerinin artık haklarını arayacakları bir yargı organı kalmadı. Hakları ihlal edilen insanlar hem Türkiye içinde hem de uluslararası arenada kendi kaderlerine terk edilmiş durumdalar.

Türkiye, AİHM’de tüm zamanları ihlal rekorunu kırıyor

15 Temmuz ‘darbe girişimi’ neticesinde ilan edilen OHAL ile birlikte Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri zirve yaptı. AİHM’e ulaşan dosya sayısı tüm zamanların rekorunu kırmaya doğru ilerliyor. Türkiye’de yargının bağımsızlığı giderek yitirdiği Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi hem de Venedik komisyonu raporlarında açıkça ifade ediliyordu. 15 Temmuz’un ardından on binlerce hakim ve savcı tutuklandı, avukatla iş yapamaz hale geldi, haliyle yargı tamamen AKP boyunduruğu altına girdi. AİHM, üzerine sel gibi gelen dosyaları görmesine rağmen, Türkiye’de iç hukukun tükendiği net olarak gördüğü halde dosyaları iç hukuka yönlendirdi.

AİHM, zaman kazandı kazanmasına ama güven kaybı yaşadı. Avrupa Konseyi genel sekreteri Thorbjorn Jagland’ın Mart ayı sonunda gerçekleştirilen yerel yöneticiler kongresinde sarf ettiği “AİHM ne kadar güçlü olduğunun sınavını veriyor” cümlesi bunu açıkça ifade ediyor. Hükümet ve AİHM, 15 Temmuz’dan Aralık ayına kadar Strazburg’a ulaşan 5300 dosyanın ne ilk ne de son olduğunu görünce OHAL komisyonu adında, çok da anlam verilemeyen bir ara formül bulundu. Komisyon üyelerini adalet bakanlığı seçeceği bir komisyonun Sulh Ceza Hakimlikleri gibi hukuksuz kurumlardan ne farkının olduğu ise hala açıklanabilmiş değil.

7 kişi yüzbinlerce dosyaya ve sadece 2 yıl süreyle bakacak. Nasıl incelenecek, ne kadar sağlıklı kararlar verecek ayrı bir tartışma konusu. Ayrıca buradan çıkacak kararlar nihai kararlar olmayacak. Tekrar yerel mahkemelere, nihayetinde AİHM’e başvuru hakkı saklı. Yani kaplumbağa hızında işleyen yargının önüne en az 2 yıllık bir engel daha koymaktan başka bir amacı görülmüyor. Zaten darbe girişiminin üzerinden 9 ay geçmesine rağmen hala komisyonun kurulamaması da niyeti açıkça gösteriyor.

AİHM zaten sorunlu işliyor

AİHM, 47 ülkenin üye olduğu Avrupa Konseyi’nin yargı organı. Dünya üzerinde bu kadar geniş ağı olan ender yargı organlarından birisi. Fakat işleyişi çok hantal Türkiye’yi ele alalım. Darbe girişimi öncesinde Strazburg’da insan hakları ihlallerine uğradığı gerekçesi ile Türk hükümetine karşı açılmış 10 bine yakın dava bulunuyor. Türkiye’nin yılda ortalama 100 davası açıklanıyor. Darbe sonrası dosyaları hesaba katmadan Türkiye davalarının erimesi ortalama kaç yıl alacak hesaplayın. Bunun üzerine Temmuz’dan Aralık ayına kadar Strazburg’a 5,300 civarında dava ulaştı, daha doğrusu incelemeye hak kazandı. Evrak eksiklileri ve yanlış başvurudan dolayı geri çevrilenler hariç. Bunlar da eklenince AİHM’in bu yapısıyla bu yükün altından kalkması mümkün değil.

Daha önce AİHM Türkiye yargıcı Işıl Karakaş ve Avrupa Konseyi Başkanı Thorbjorn Jagland’ın Türkiye’den gelecek davalarla ilgili endişe izhar eden açıklamaları, şu an realiteye dönüşmüş durumda.

Bir başka sorun: Alınan kararlar uygulanmıyor

AİHM’in tek sorunu ağır dava yükü değil. Aldığı kararların uygulanmaması ayrı bir sorun. Türkiye, AİHM’de doyası en fazla olan ülkeler arasında olmasının yanı sıra, AİHM kararlarını uygulamayan ülkeler arasında da yer alıyor. Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Romanya ile birlikte en sorunlu ülkelerden biri.

Avrupa Konseyi’ne üye 47 devlet, imzaladıkları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) gereği, AİHM kararlarını uygulamak zorunda. Kararların uygulanıp uygulanmadığını Bakanlar Komitesi denetliyor. Komite yaptığı son açıklamada 17 devletin kararları uygulama oranını “endişe verici” olarak nitelendirilmişti. Hâlihazırda üye devletlerin uygulamadığı karaların sayısı 11 bine ulaşmış durumda. Rusya, geçtiğimiz 2015 Aralık ayında Meclis’te aldığı kararla, AİHM’nin Rusya ile ilgili kararlarını kendi Anayasa Mahkemesi’nin denetimine açtı.


Originally published at www.tr724.com on April 4, 2017.

Like what you read? Give Tr724 a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.