AKP, seçmenine militarizm ve Osmanlıcılığı neden pompalıyor?

Erman Yalaz

Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiği günden beri halka pompaladığı militarizm her gün yeni anomali ve problemlerle karşımıza çıkıyor. 7 Haziran seçimlerinde milletvekili aday adayı olan AKP Manisa İl Başkan Yardımcısı Ozan Erdem, anayasa değişikliği referandumunda hayır çıkması ihtimalini binaen “Bu referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazırlanın” tehditlerinde bulundu. (*) Video kayıtlarına göre, Erdem, AKP’nin Soma İlçe Gençlik Kolları ‘nın “Büyük ve Güçlü Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sistemi” başlıklı konferansında söylüyor bunları. Yani propaganda mekanında.

Hayır çıkarsa, iktidarı kaybedeceği varsayımı üzerinden savaş çığırtanlığı yapıyor bir teşkilat mensubu. Oysa oylama anayasa değişikliği üzerine, iktidar değiştirme, hükümet değişimi söz konusu değil. Peki, son 4 seçimdir aynı propagandaya sarılan iktidar bu söylemlere sessiz kalarak ne yapmaya çalışıyor? İktidar neden seçmeni konsolide etmek adına, iç savaş, Osmanlıcılık, Hilafet mücadelesi, hatta bir ileri aşamada ‘cihat’ görünümlü militarizmi pompalıyor?

Medyaya yansıyan tek haber Erdem’in tehditlerinden ibaret değil. Haftasonu “Halk Özel Harekat” yazılı araç haberleri çıktı gazetelerde. 15 Temmuz’dan bu yana piyasada bu slogan ve mesajların yazdığı şapka ve tişörtlerle dolaşan yüzlerce kişi var. Sosyal medyada özellikle kimliğini açıklamayan ancak parti-polis-asker üçgeninde at koşturduğu açıkça belli olan binlerce paylaşım çıkıyor karşımıza. Örneğin Twitter ve Facebook’ta @Halkozelharekat ismiyle yayın yapan grup, polis, asker ve AKP merkezli mesajlar yayıyor. Özel harekat polisleri olmak üzere ülkenin değişik yerlerinden ancak polislerin en mahrem anlarından ya da özel ortamlarından fotoğraf kareleri paylaşıyor. Site son dönemde referandum için evet-hayır kampanyasını merkezine almış.

Yine aynı şekilde AKP lehine, CHP ve HDP karşıtı propaganda yapılıyor. Tabi mesajların arasında bol bol Osmanlı ve Tayyip Erdoğan sosu yedirilmiş vaziyette, ‘başkanlık sistemi neden ihtiyaç’ propagandası yapılıyor. Bir yandan da kırsalda vurulmuş terör örgütü üyesi oldukları tahmin edilen kişilerin ceset fotoğrafları paylaşılıyor.

HALİFEMİZİN MEHDİ ORDUSUNU SURİYE’YE TOPLAMA GÖREVİ

Halk Özel Hareketi ismiyle bir başka grup ise dernekleşmiş. Başkentte Ankara’da Sıhhiye’deki ofisi dernek merkezi olarak gösteren yapının 5 yöneticisi gözüküyor. İlk dönemler 15 Temmuz Darbesi görüntü, fotoğraf ve videoları paylaşan Halk Özel Hareketi Derneği’nin sitesinde ‘subliminal’ videoları da var. Bi Simit isimli sosyal medya yazarının yazılarına ayrılan bölümde Erdoğan’ın Halife olduğu, Mehdi zuhurundan önce onun şartlarını oluşturacak ve batıyla kapışacağı büyük bir savaşın komutanı olduğu anlatılıyor. Video ‘neden Erdoğan’ın başkan seçilmesi gerektiği’ propagandası ile bitiyor. ‘Erdoğan Mehdi Ordusunu Suriye’ye topluyor’, ’100 yıllık rövanş’ gibi videolarda savaş çığırtkanlığı yapılıyor. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda 200 küsur odanın eyaletler için ayrıldığı, Şam, Irak, Bağdat, Makedonya, Azerbaycan, Bosna , Anadolu eyaletlerinin bu yapıya bağlanacağı anlatılıyor.

(http://www.halkozelhareketidernegi.org/rekor-kiran-erdoganin-ve-devletin-derin-plani-son-savas-sonuna-kadar-dinleyin/ )

NEREDEN BAŞLADI BU OSMANLICILIK PROPAGANDASI?

Erdoğan ve ekibi 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet skandallarının ortaya çıkmasından sonra, o güne kadar serbest propaganda araçlarından biri olan Osmanlıcılık, Halife, Padişah söylemlerini, yoğun şekilde kullanmaya başladı. Şimdi hem teşkilatlar hem sivil yapılar, hem trol hesap ve sitelerin bir numaralı tüketim malzemesi bu söylemler. Osmanlı-Cumhuriyet çatışmasında rövanş alma arka planına sığınılarak; tek adamın aynı zamanda Halife ya da Padişah olduğu gizli propagandası yapılıyor yaygın şekilde. Sokak ve parti içi programların ana malzemesi bu. Afişlerde Abdülhamit fotoğrafları müziklerde mehteran ve marşlar kullanma şeklinde tezahür eden propaganda araçlarına bir de milliyetçilik sosu ekleniyor. Manisa İl Başkan Yardımcısının sözleri bunun sadece dışa vurumu. Erdem bir anlamda gizli ajandaları deşifre etmiş oldu.

2014’te seçim şarkısı olarak Moğol Türküsü dombıra’nın seçildiğini unutmayalım. Dombra ve Erdoğan türküleri yakında tekrar piyasaya sürülürse şaşırmayız. Başkanlık sistemini getirmek için Devlet Bahçeli özelinde MHP ile kurulan işbirliğinin nihai hedefi milliyetçi kesimden oy devşirmek. Osmanlıcılık ve Halife söylemlerinin dindar kesimler üzerinde etkisi olduğu unutmamalı. ‘Yazar’ Hüseyin Şengül’ün ifadeleriyle, “AKP ile 100 yıldır ilk kez Müslümanlar iktidara geldi” ve “AKP iktidarı ile birlikte ecdadımızı yıkan Cumhuriyet’e karşı rövanş alındı” söylemleri satılıyor seçmen kitlesine. Bu söylem koşulsuz ve sorgusuz destek ve fanatizm olarak karşımıza çıkıyor.

Erdoğansız bir siyaset ya da sandık yoluyla yaşanacak bir yenilgiye tahammülsüzlük büyütülüyor. Bunun silahlı yapılara dönüşme ihtimali yakın ve büyük tehlike. Yine Hürriyet gazetesi baskınında olduğu gibi hemen eyleme geçen fanatik grup ve oluşumların türemesi pompalanan fanatizmin müşteri bulduğunu gösteriyor.

OSMANLI GÖRÜNTÜSÜYLE FANATİZM POMPALANIYOR

Haftasonu İstanbul Ataşehir’de H.Ö.H yani ’Halk Özel Harekat’ yazısı ile birlikte bir Osmanlı amblemi ve Türk bayrağı logosunun yer aldığı ticari tipteki bir araç tedirginlik oluşturdu. Bu haberlere de yansıdı. Aracın trafikte hiçbir işlem görmeden, rahatça yol aldığı trafik polislerinin bile dokunmaktan imtina ettiği ortaya çıktı. Benzer hadiseler 15 Temmuz sonrasında sıkça görüldü. AKP belediyelerinin mehterle ‘darbe nöbetleri’nin selfie ihtiyacını karşılayan bu popüler kültür tercihleri tekil görülebilir. Osmanlı ve Osmanlcılık görüntüsüyle aslında fanatizm pompalanıyor.

ASIL TEHLİKE SİLAHLI KADROLARDA

Ancak asıl tehlikelerden biri son dönemde hem halkın silahlanmasını teşvik eden hem de AKP kadrolaşmasının yoğunlaştığı memur kesimler içinde yaşananlar. Özellikle polis, özel harekat vb. yapılar içinde ‘partizanların’ radikal eğilimlerin odağında olmaya devam ettiğini gözden kaçırmamalı. Sorgusuz sualsiz, sınavsız-kalemsiz yaşanan kadrolaşmaya göre 45 bine yakın parti polisi kamuda istihdam edildi. Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’u bir suikastla öldüren Mevlüt Mert Altıntaş’ın AKP polisleri ve Esedullah Timi gibi yapılarla, El Nusra ile irtibatları hala aydınlatılmayı bekliyor. Güneydoğu’da duvar yazılarıyla gündeme gelen ve bölgenin yeni JİTEM’i gibi konuşulan Esedullah Timi, 15 Temmuz’da başı kesilerek katledilen askeri öğrenciler, kontr-gerilla tipi eğitim verdiği ortaya çıkan Sadat tipi yapıların icraatları ne idari ne hukuki anlamda masaya yatırıldı. Yine 15 Temmuz’dan bu yana işkenceci polis, gardiyan ve askerlere ilişkin tek bir somut adım atılmadı. Olayların üstü örtüldü hep.

Devlet içinde parelel yapı ve yapılara savaş açtığını ilan eden hatta Milli Güvenlik Kurulu kararlarına varıncaya kadar suçlu-suçsuz ayırtetmeden herkesi aynı kefeye koyup tasfiye eden AKP hükümeti, vandalizm seviyesinde yaşanan bu tarafgirliklere ses çıkarmıyor.

DÜN EL KAİDE VE IŞİD’İ EĞİT, BUGÜN BAŞDANIŞMANLIK YAP

El Kaide, IŞİD gibi yapılara gayrinizami harp ve silahlı eğitimler verdiği iddia edilen Sadat’ın Emniyet, Milli İstihbarat Teşkilatı gibi yapılarla ilişkisine yönelik sorular hükümet tarafından sürekli geçiştiriliyor. Hatırlanacağı üzere 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra Sadat kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlığına getirildi. Sadat yapısıyla ilgili somut bilgiler de ortaya çıktı. Örneğin 7 Mart 2016 tarihinde SADAT heyeti ile dönemin Genelkurmay Plan Prensip Başkanı Korgeneral Salih Ulusoy’un görüştüğü iddia edildi. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklanarak cezaevine gönderilen Korgeneral Salih Ulusoy ile SADAT heyeti hangi konuları konuştu soruları halen cevapsız.

SADAT-15 TEMMUZ İLİŞKİSİ

Sadat’ın oluşturduğu ve yönettiği iddia edilen milis yapıların 15 Temmuz gecesi ve sonrası ortaya koyduğu icraatları hala sır. Sır olmayan şey ise sosyal medya ve internet aracılığıyla AKP tabanı başta olmak üzere dindar, muhafazakar, milliyetçi kesimlere pompalanan söylemlerin bu yapılarla doğrudan ilişkisinin olması. Cumhurbaşkanı başdanışmanı Tanrıverdi, Ocak 2015’te yaptığı bir konuşmasında ‘Türkiye’ye eyalet sistemi getirilmelidir’ tezini anlatmıştı. Propaganda videolarında anlatılanlara bire bir uyuyor bu söylemler. Üstelik Tanrıverdi, eyalet temsilcileri (!) için hazırlanmış Saray’ın odalarının birinde artık! Yine 15 Temmuz öncesi darbeden tutuklanan Korgeneral Ulusoy ile Tanrıverdi arasında yapılan görüşmenin konusu ‘İslam Ordusu’ başlığı altında özetlenmişti. Sivillere gayri nizami harp eğitimi veren ve açıkça Erdoğan irtibatı gözüken bir kişi Genelkurmay’ın en önemli ismiyle İslam Ordusu üzerine konuşuyor. Hem de darbeden önce.

İyi ama bu yapıların bir kısmı partinin dışında ve sadece propagandadan ibaret değil mi, diye savunma geliştirilebilir. Onun cevabı ise bugüne kadar yaşanan olaylardaki ‘Ak Gömlekliler’in icraatlarında gizli. TR724’ün daha önce dosya haline getirdiği Türkiye’deki para-militer gruplarla ilgili ilginç bilgiler göze çarpmıştı.

AK GÖMLEKLERİN GEÇMİŞ İCRAATLARI

Derik Kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk’ün şehit edildiği bombalı saldırının ‘beyni’ olarak açıklanan Tahsin Erdaş’ın ‘AKP üyesi’ olması, Ankara Gar katliamı sanıklarından Mehmettin Baraç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu yumruklayan Orhan Övet, yine bir cenazede Kılıçdaroğlu’na mermi fırlatan İrfan Cengiz, İzmir’de ‘Müzisyen’ adlı heykeli parçalayan Serdar Kelçe’nin AKP üyesi oldukları ortaya çıkmıştı.

Yine yakalanan IŞİD militanlarından AKP üyesi olanlar bulunduğunu, Ahmet Hakan’a saldıran 3 kişinin AKP’li çıktığını unutmayalım. Tabanda mesajı alıp icraata geçen bir kitle var. Üstelik ‘Oluk oluk kan akıtmaktan’ bahseden Sedat Peker gibi mafyatik yapılara özenerek yol alan birbirinden farklı onlarca grup oluşturup mahallelere kadar yayılmış vaziyette bu yapılar.

16 Nisan Anayasa referandumunda da sokaklarda, medyada, özellikle AKP tabanı ile dindar, milliyetçi kesimlerin kullandığı sosyal medyada benzer proganda, film ve söylemlere şahit olacağız. İç savaş çığırtkanlığını sıkça duyup, göreceğiz. Bunca terör hadisesi ve iç savaşı aratmayan çatışma, bombalamalara rağmen, sorumluluk üstlenmeyen iktidarın yöneticileri bir de çıkıp siyasilere suikastlerden bahsediliyor. Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş’ın ismi suikast hedefinde oldukları haberleri yapıldı defalarca. MHP’li Ümit Özdağ’ın tabiriyle’ muhalefeti şiddet olaylarının içine çekme’, ‘kontrollü kaos’ yine gündemde. Herkesin azami derecede dikkat etmesi gerekiyor.

(*) Gece saatlerde AKP Teşkilat Başkanı Mustafa Ataş, Ozan Erdem’in istifasını istediklerini duyurdu. Bakalım, iş sonuna kadar gidecek mi bu kez. Malum Hürriyet’i basan Abdurrahim Boynukalın, kongrede divan başkanı yapılarak ödüllendirilmişti)


Originally published at www.tr724.com on February 16, 2017.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.