Binlerce kişi tecrit işkencesinde ruhsal bunalıma sürükleniyor

İLKER DOĞAN

Hakim Ayşe Neşe Gül 28 aydır tek kişilik hücrede tecrit edilmiş halde tutuluyor. Tarih öğretmeni Seyit Ahmet Aydın, 7 aydır tek kişilik hücrede. Eski HSYK üyesi Hüseyin Serter de 26 aydır tıpkı diğerleri gibi yaşarken ‘ölüme’ mahkum edilen isimlerden biri… Bu isimler gibi binlerce insan bugün sözde ‘F.tö’ soruşturması kapsamında ‘tek kişilik’ tecrit edilmiş hücrelerde tutuluyor. ‘İzolasyon, tecrit’ bir işkence yöntemi olarak kabul ediliyor. Zira tek kişilik hücrelerde/odalarda tecride tabi tutulan insanların fiziksel ve ruhsal sağlıkları kalıcı olarak bozuluyor. İnfaz Kanunu’nda bile bir ‘cezalandırma’ yöntemi olarak en fazla 20 gün verilebilen ‘hücre’ cezası, sözde ‘f.tö’ soruşturmasında tutuklanan insanlara aylarca hatta yıllarca uygulanıyor… İnsanlar, ‘yaşayan ölüler’ haline getiriliyor.

“… halen uygulanmakta olan fiili tecrit sistemi kabul edilemez ve hemen sona erdirilmelidir.” Yukarıdaki cümleler Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin 2001 tarihli Türkiye raporundan. Türkiye’de söz konusu tarihte uygulanan ‘tecrit’ sisteminin kabul edilemeyeceğini söylüyor. Birleşmiş Milletler (BM) İşkence Özel Raportörü Juan E. Mendez ise 24 Ekim 2013’teki açıklamasında hücre hapsi cezası başta olmak üzere, bir çok uygulamanın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söylemişti. Dönemin AKP milletvekillerinden avukat Ayhan Sefer Üstün, söz konusu açıklama üzerine, “Türkiye’de yumuşatılarak uygulanıyor. Tamamen kaldırılabilir, hücre cezası insani değil,” ifadelerini kullanmıştı. O günden bugüne bırakın tamamen kaldırmayı, tek kişilik hücrede tecrit uygulaması daha da arttı. Özellikle OHAL döneminde binlerce insan tek kişilik ‘hücre’ tipi odalara konuldu. Bu konuda kesin bir rakam yok; ancak ‘f.tö’ tutuklularının yüzde 5’inin bile tek kişilik koğuşlarda olduğunu düşünsek, sayının 3 binlere yakın olduğunu söyleyebiliriz.

EŞİ TUTUKLU, KENDİSİ 25 AYDIR TEK KİŞİLİK TECRİTTE

Eski Hakim Ayşe Neşe Gül. 2014’te HSYK seçimlerine katılmıştı. 15 Temmuz’dan saatler sonra hem kendisi hem de savcı olan eşi Cevat Gül hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Her ikisi de tutuklandı. Ayşe Gül, yaklaşık 28 aydır tek kişilik hücrede, hayattan soyutlanmış şekilde tecrit edilmiş vaziyette. Eşi ise başka bir cezaevinde. Haklarında 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Tarih öğretmeni Seyit Ahmet Aydın ise 3 Mart 2018’de Manisa F Tipi’ne nakledildi. 7 aydır hücrede tutuluyor. İtiraz dilekçeleri, ‘keyfi’ olarak işleme konulmuyor. Cezaevi yönetimi bu konuda açıklama yapma ihtiyacı bile hissetmiyor.

TECRİTTE 50 KİLO VERDİ

Denizlili işadamı Levent Yaşar. Darbeden hemen sonra tutuklandı. Denizli Kocabaş D tipi cezaevinde 1 yıldır tek kişilik koğuşta kalıyor. 50 Kg zayıfladı. Yüksek tansiyon rahatsızlığı var. Onun da dilekçeleri cevaplanmıyor. Eski HSYK üyesi Hüseyin Serter de tıpkı diğerleri gibi darbenin hemen ardından tutuklandı. Sincan Cezaevi’nde tutuluyor. 25 aydır tek kişilik hücrede tecrit edilmiş halde.

KALICI TAHRİBATA NEDEN OLUYOR

İnfaz kanununa göre hücreye koymak bir ceza yöntemi. Ve yine aynı kanuna göre hücre cezasında süre 20 günü geçemez. Zira uzun süre tecrit edilen insanlarda kalıcı ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların oluştuğu bilimsel raporlarla sabit. Aynı kanunda ayrıca ‘ağırlaştırılmış müebbet ha­pis cezasının infazı reji­mine ait esaslar’ bölümünde, ‘Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır.’ deniliyor. Yani kişini tek kişilik odada tutuklaması için ‘hüküm’ giymiş olması gerekiyor.

İktidar, yaşayan ölüler yaratıyor!

Tecridin sonu ‘ruhsal’ ölüm

İnsanları tek kişilik, ‘izole’ edilmiş hücrelere koymak işkence olarak kabul ediliyor. İnsanı toplumdan soyutlamak, tecrit etmek ruhsal işkencenin en önemli yöntemlerinden biri olarak gösteriliyor. Aylarca yalnız kalan kişi zaman ve mekan algısını yitiriyor. Yalnızlaşıyor, içine kapanıyor. Algı ve duygu bozuklukları yaşıyor. Gerçeklik duygusunu yitiriyor. Diğer insanlarla iletişime geçmekte zorlanıyor. Güven duygusunu yitiriyor. Depresyon, uyku bozuklukları, panik atak gibi çok sayıda rahatsızlık baş gösteriyor. İntihar riski artıyor. Sözde ‘f.tö’ soruşturmaları sebebiyle son iki yılda onlarca kişinin intihar etti.

KANSER VAKIALARI NEDEN ARTTI?

Uzun süre 6–7 metrekarelik bir alanda kaldığı için gözleri tembelleşiyor ve görme yetisini zamanla kaybediyor. Ayrıca sessizliğe alıştığı için en küçük sesler bile rahatsızlık vermeye başlıyor. Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Strese bağlı hastalıklar ortaya çıkıyor. Kötü huylu tümörlerin büyüme hızında artış yaşanıyor. Özellikle son dönemde kanser vakalarındaki artışa dikkat edin… İnsanları ruhsal olarak öldüren iktidar, yaşayan ölüler ortaya çıkarıyor.


Originally published at www.tr724.com on November 29, 2018.