Bizden neden Michael Laudrup’lar çıkmaz?

Danimarka’nın yeşil sahalara sürdüğü en önemli yıldızlardan biri olan Michael Laudrup, Brönby’de başladığı futbol yolculuğunu henüz 18 yaşında Juventus’a taşımış, daha sonra Real Madrid, Barcelona, Ajax formalarını giymişti. Oyun zekâsı, tekniği kadar Michael Laudrup’u farklı kılan özelliği sahada beyefendi duruşuydu. Rakipleri tarafından sık sık faule maruz kalan Laudrup, ne kadar sert müdahaleye maruz kalırsa kalsın rakibiyle itiş kakışa girmez hakemin kararına saygı gösterirdi. Bunun sebebini, ‘Yapılan harekete cezayı kesecek isim bellidir. Hakem kararını verdikten sonra benim müdahale etmem gereksizdir’ diyerek açıklayacaktı.

YILDIZ OYUNCULAR GENÇLERE ÖRNEK OLMALI

Sahaların beyefendisi Laudrup, özellikle yıldız oyuncuların saha içinde kasti olarak hakemi aldatması, bilerek sarı kart görmesi ve kavga etmesine büyük tepki gösterirdi. Nitekim 2002 Dünya Kupası finallerinde Brezilya — Türkiye maçında Sambacı yıldız Rivaldo’nun korner kullanmaya giderken tribünden bir cisim gelmiş gibi kendini yere atması ve Şampiyonlar Ligi grup maçlarında Raul’un sarı kart cezasını kolay bir maçta çekmek üzere bilinçli kart görmesi Laudrup’u çileden çıkarmıştı. Her iki oyuncunun dünya çapında yüz binlerce genç hayranı olduğuna dikkat çeken Laudrup, ‘Odasında Rivaldo ve Raul posteri olan gençlere bu isimler kötü örnek olmuştur. Yüz binlerin örnek aldığı bu isimler üçkağıtçı ve bencil olduğunu göstererek hayranlarını üzmüştür. Belirli kariyer ve takımdaki oyuncuların bu tür bilinçli yanlışlar lüksü yoktur’ diyecekti.

ARDA TURAN VE FATİH TERİM ÖRNEK DEĞİL İBRET OLDU

Laudrup’u hatırlatmamım bir sebebi var elbette. Önce Arda Turan’ın milli takım kampında gazeteciye saldırması ardından Fatih Terim’in mekân basması… Her iki olaya Laudrup’un gözüyle baktığımızda tam bir fecaat. Arda Turan, milli takımın yıldızı, kaptanı ve Barcelona oyuncusu. Türkiye’de mahalle aralarında topu ayağına alan her çocuk çalım atarken kendini bir Arda Turan yerine koyup rakiplerini geçerken ‘Arda! Arda!’ diye haykırıyordur. Yine binlerce çocuğun ve gencin odasında Arda Turan’ın posteri vardır. Rol model olan Arda Turan, artık topluma mal olmuş bir saygın kişilik olarak davranış ve hareketlerine azami dikkat etmek zorundadır. Ünü yaşadığı mahalle veya semt sınırları içinde olsa belki yaptığı maruz görülür ama tüm Türkiye’nin hatta Avrupa’nın tanıdığı bir isim iseniz böyle bir davranışta bulunmaya lüksünüz yoktur.

KİMSE DE ‘NE OLUYOR KARDEŞİM?’ DEMİYOR

Aynı durum hatta daha fazlası Fatih Terim için geçerlidir. Fatih Terim, Galatasaray’da 13 yıllık futbol kariyeri, milli takım kaptanlığı ve ardından teknik adamlık serüveni nedeniyle 40 yılı yakındır herkesin yakından tanıdığı bir isim. Şimdi daha büyük bir sorumluluğu var; milli takımlar genel koordinatörü. Yani milli takım seviyesindeki tüm oyuncuların hocası Fatih Terim. Her hareketi ve davranışı birileri tarafından örnek alınan biri. Terim, ne yapıyor peki? Koltuğu oturmak kolay ama koltuğu doldurmak zor. Bir meseleden dolayı mekân basıyor, kavga ediyor. Mekân sahibine göre dayak yiyor, Terim’e göre ise gereğini yapıyor. Medeni bir dünyada, biriyle bir probleminiz varsa gideceğiniz adres bellidir; yargı. Terim, hukukun rafa kalktığı ülkede cezayı kendi kesmeye kalkıyor, bir Allah’ın kulu da ne oluyor kardeşim demiyor.

Ülkede üstünlerin hukuku hâkim olduğu için ve Terim de bu zümreye dahil olduğundan üstelik basın toplantısı düzenleyip, baskınını anlatırken televizyon kanalları bunu canlı veriyor. Medeni bir ülkede böyle bir durum gerçekleşse olması gereken Terim’in istifa etmesi veya etmiyorsa federasyonun görevden almasıdır. Altını çizmekte fayda var, bu dediğim medeni bir ülke için geçerli!

RÜŞTÜ DAYANAMADI VE TEPKİSİNİ GÖSTERDİ

Terim’in bu tavrına eski talebesi Rüştü Reçber tepki gösterip, istifasını isteyen bir yazı kaleme aldı. Rüştü, Fenerbahçe ve Beşiktaş kalesini uzun yıllar korumuş, Türk futbol tarihinin bir numaralı kalecisidir. Uzun futbolculuk kariyerinde tek eleştirilen yanı topu ayağıyla sokmada beceriksizliği oldu. Ama hakkını yemeyelim Euro 2008’te Hırvatlar’ı penaltılarla elediğimiz çeyrek final maçında golün pasını geriden kullandığı serbest vuruşla veren Rüştü’den başkası değildi. Ne de olsa bir kaleciydi, tekniği fazla dert değildi. Ancak ne saha içi duruşu ne de saha dışı davranışlarıyla Rüştü magazin basınının malzemesi oldu. Sadece oynadığı oyunla takdir topladı veya eleştirildi.

Rüştü gazetedeki köşesinde ifade özgürlüğü hakkını kullanıp, Terim’in istifasını isterken, saygı sınırları içinde meramını anlatmış. Arda Turan örneğini verip, bu oyuncunun yaptığının faturasının milli takımdan gönderilme ardından milli takımı bırakma olduğunu yazıp, benzer bir faturanın da Terim için olması gerektiğini dile getirmiş.

TERİM, KALİTESİNİ (!) GÖSTERDİ

Terim’in Rüştü’ye cevabı ise facia. Yıllarca milli takımdan talebeliğini yapan oyuncusunun aklına hakaret eden Terim, köşesinde yazdığı yazıyı yazacak kapasitesinin olmadığını vurgulayıp, ‘sen değil arkandakiler’ kimler biliyorum diyerek, Türk insanının karakteristik özelliği komploya sarılmış. İstifa veya yaptığı davranışla ilgili bir açıklama yerine Rüştü’yü adeta seviyesi yerlerde bir üslupla yere gömmüş. (Bu yazı yazıldığı saatlerde hâlen koltuğunda olan Terim, gün içinde istifasını vererek milli takımdan ayrıldı. Ancak muhtemelen yine büyük bir takımda caka satmayı sürdürecek.)

Mesele ne Arda ne Terim ne de Rüştü. Mesele ülkenin gittikçe dibe vurma halidir. Eskiden statlarda Atatürk’ün ‘Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim’ sözü vardı. Ahlaklı olmak bir erdemdi. Şimdi bunun yerini ülkenin tamamında ahlaksızlık ve kabalık aldığı için futbolumuzda bundan nasibini aldı. Futbolda yaşananlar ülkenin genel gidişatına göre devede kulak mesabesindedir. Ancak ne olursa olsun önemli- önemsiz ayrımı yapmadan genel bir arınmadan geçmek istiyorsak hiç olmazsa en kolayından başlasak diyeceğim ama kime laf anlatıyorum ki? Sonra kalkıp bir de sıkılmadan bizden neden dünya çapında sporcu ve spor adamı çıkmıyor diye hayıflanıyoruz.


Originally published at www.tr724.com on July 26, 2017.