ByLock’a dolandılar…

ByLock meselesi iyice sarpa sardı. ByLock indirmek zaten suç değil; bir de programı kullanmadığı halde ‘kullandı’ diye tutuklananlar var. Aynı gerekçeyle gözaltı ve tutuklamalar devam ediyor; lakin o bohça artık yama tutmuyor. Yalancıların daha büyük yalanlar söyleyerek öncekinin açıklarını kapatmaya çalışmasının tipik örneğini yaşıyoruz.

Karar Gazetesi, 7 Nisan 2017’de ‘Bylock’a hassas sorgu ekranı’ manşetiyle çıktı. Tam şecaat arz ederken suç üstü hali! Büyük müjdeyi veren gazeteye göre Milli İstihbarat Teşkilatı isim listelerinin yer aldığı veri tabanını güncellemiş. Çünkü çok sayıda şikayet ve hata tespiti gündeme gelmiş. Pardon diye geçiştirilebilecek bir hatadan bahsediyor gibi yapmaları sizi yanıltmasın. Akıllı cep telefonu olmadığı halde sekiz ay hapis yatan insanlar kayıtlara geçti. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Mehmet Yılmaz, ByLock kullanıcısı olduğu gerekçesiyle ihraç edilen 4 yargıcın göreve iade edildiğini açıkladı. Karar’ın olumlu haber diye verdiği örnek bile tek başına skandalın boyutlarını gösteriyor.

SORUŞTURULMALAR SORUŞTURULUYOR

Habere göre İzmir’deki darbe girişimi davasında 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na gönderdiği yazıda, 206 sanığın ByLock sorgulamasının yeniden yapılmasını talep etmiş. KOM sadece 56 sanığın ByLock kullandığını mahkemeye iletmiş, 153 sanık için “ByLock kaydı yoktur” ifadelerine yer verilmiş. Gazete, Ankara Başsavcılığı’nın hataların kaynağını ortaya çıkarmak için soruşturma başlattığını da yazmış. ‘İhmal mi kasıt mı?’ Sorusuna cevap aranıyormuş. “Soruşturmalara güveni sarsmak üzere kriptolar kasıtlı yapıyor” şerhi hem gazeteyi hem de savcılığı rahatlatmak için. Ancak bu ifade, işlemin soruşturulduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Ankara Başsavcılığı ile MİT bu günlerde aynı konuda yine karşı karşıya geldi. MİT, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “15 Temmuz kontrollü darbeydi” eleştirisine cevap verirken “ByLockla ilgili bilgilerin Mayıs 2016’tan itibaren adli makamlarla da paylaşıldığını” öne sürmüştü. Bu savunma kontrollü darbe iddiasını çürütmeyip güçlendiriyor. Adliye de kendini zan altında bırakan iddiaya anında cevap verdi. Cumhuriyet’in haberine göre savcılık kaynakları “ByLock’tan 15 Temmuz’dan sonra haberdar olduklarını” bildirmiş. Bu liste MİT’in elinde idiyse neden 15 Temmuz’dan önce gerekli yerlere ulaştırmadı, ulaştırdıysa neden işlem yapılmadı? Tartışma burada düğümleniyor.

KEYNES ABD’DE SAVCILIĞA GİDİP ANLATIRSA?

MİT’in cevaplaması gereken başka ByLock soruları da var. En önemli delil olarak sunulan ve 15 Temmuz ‘kontrollü’ darbe girişimden önce vâkıf olunan uygulamanın sahibi David Keynes’in 12 Haziran ile 7 Ağustos arasında Türkiye’de olduğu biliniyor. 7 Ağustos’ta elini kolunu sallayarak Atatürk Havalimanından çıkıp gitmiş. Litvanya’dan sunucuları alıp geldiği efsaneleriyle anlatılan istihbarat servisi uyumuş. Her türlü şifreyi elde edebileceği bir numaralı sanık; hadi olmadı en önemli tanık tam darbe günlerinde Türkiye’deymiş! Emre Erciş, sosyal medyada yeni bir iddia attı ortaya. Keynes, ABD’de savcılığa gidip suç duyurusunda bulunmuş. Şikayet bir kişi hakkında gibi görünse de konu incelemeye alınırsa örtülmeye çalışılan bazı şeyler ortaya dökülebilir. 15 Temmuz’la ilgili Batılı istihbarat kaynaklarının bizde kimsenin söylemeye cesaret edemediği çelişkileri gündeme sokmasına benzeyebilir.

Günün bombası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den. Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinin biraz hafifletilmiş halini dile getiren Bahçeli, “100 bini aşkın kullanıcıdan bahsediliyor. Bunların içinde siyasiler kimdir, o söylenmiyor. Zaman içinde ortaya çıkacak gibi geliyor bana.” Başbakan Binali Yıldırım’ın ‘siyasiler yok işin içinde’ açıklamasına yeni ortağı Devlet Bey bile inanmamış.

Cumhuriyet yazarı Kadri Gürsel’in muhatap olduğu absürtlüğe bakar mısınız? ByLock kullanan birileriyle iletişim diye suç uydurmuşlar. Artık çalan telefonu açmadan önce muhatabın MİT’ten ‘ByLocku yoktur’ yazısı getirmesini isteyeceğiz herhalde.

ByLock, istediklerini içeri tıkabilecekleri kullanışlı bir aparat. Ama aynı zamanda bir ateş topu, herkes diğerinin kucağına bırakma çabasında. İki tarafı keskin bir bıçak ve kaçınılmaz olarak birilerini kesecek. Bugün ya da yarın…


Originally published at www.tr724.com on April 11, 2017.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Sefer Can’s story.