Darbeyi Erdoğan’a 1 ay önce haber veren binbaşı ne anlattı, ne oldu?

HABER İNCELEME | ERMAN YALAZ

“…Edindiğim tüm bilgi ve belgeleri 2 yıl önce kendisi ile tanıştığım, Ankara GATA’da görev yapmakta olan Tabip Binbaşı Eray Serdar Yurdakul isimli şahıs ile de paylaştım. Bu şahıs beni AK Parti İstanbul Milletvekili Emekli Tümgeneral Şirin Ünal ile görüştürdü. Bu bilgi ve belgeleri kendisine de ilettik. Darbe yapılacağına dair bilgiyi aldıktan sonra da özellikle Sayın Cumhurbaşkanımıza ulaşmanın yollarını aradık. Eray Bey’in girişimleri vasıtası ile Ahmet Albayrak ile İstanbul’da yaptığımız görüşme neticesinde gerek Eray beyin gerek benim hazırladığım tüm bilgi

ve belgeler sayın Cumhurbaşkanımıza 11 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Topkapı Sarayı’nda Eray Bey tarafından arz edilmiştir.”

2 Eylül 2016 tarihinde gece 1 sularında Ankara Emniyeti Terörle Mücadelesi Şubesi’nce ifadesi alınan Astsubay Hüseyin Gürler’in verdiği bilgiler bunlar. Mahkeme dosyalarına ve savcılık soruşturmasına girmiş bir resmi tutanak ve belge. Belki de 15 Temmuz ‘kontrollü darbe’ girişiminin ‘bilindiğini açığa çıkaran’ ve bütün kronolojisi ile resmi söylemini alt üst eden en önemli belge. Gazeteci Ahmet Nesin’in Artı TV’de röportaj yaptığı bir komutan tarafından gündeme getirildi. Belge, darbe girişimi ve iddialarından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın anlattığının aksine o gün değil, 34 gün önceden haberdar olduğunu gösteriyor.

Bir araştırmacının ‘istihbaratın yüzde 80’i açık bilgidir, kalanı analizdir, diğer bağlantıların araştırılmasıdır’ sözünü hiç unutmam. Ben de merak edip darbe öncesi Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın neler yaptığını, nasıl görüştüğünü, söz konusu tarihlerde neler yaşandığını geriye dönük olarak gözden geçirdim. İlginç noktalar ve yeni bilgiler ortaya çıktı. Belki 15 Temmuz’u gerçekten araştırmak isteyen savcılar hakimler çıkarsa ileride işe yarar.

ERDOĞAN O GÜN DENİLEN YERDEYDİ

Önce bir soruyla başlamalıydı. Darbe soruşturmalarına girdiği söylenen yukarıdaki belgedeki iddialar doğru mu? Örneğin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 11 Haziran 2016 günü neredeydi? O gün yani 11 Haziran’da Erdoğan, Birlik Vakfı’nın iftarındaydı. İstanbul’daydı. Amerika’dan Muhammet Ali’nin cenazesinden dönmüş ve Birlik Vakfı’nın Sultanahmet mahallesi Torun sokak 13 numaradaki mekanında iftardaydı. Yani Topkapı’da ve Sultanahmet’teydi. TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile bakanlar, milletvekillerinin de hazır olduğu bu iftarda Ahmet Albayrak ile Tabip Binbaşı Eray Serdar Yurdakul’un ve Erdoğan’ın buluşmuş olma ihtimali açıkça ortaya koyuyor. (Ahmet Nesin’in yorumu ve benim yazdığım gibi buluşma yeri Dolmabahçe değil. Topkapı. Bu bölgenin literatürdeki adı böyle) Erdoğan da o gün orada. Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesinde görüntü ve fotoğraflarıyla bu bilgi yer alıyor. (https://www.tccb.gov.tr/videogaleri/18/#Video) Astsubay Hüseyin Gürler’in söyledikleri doğru yani.

BİNBAŞININ ANLATTIKLARINI AKAR A’ ANLATTI MI?

Peki Tabip Binbaşı Yurdakul’un aktardığı bu bilgilerle ilgili takibat, işlem, icraat yapıldı mı? TSK’da darbe olacağına dair çok detaylı bilgi getiren Tabip Binbaşı dikkate alınmadı mı? Alındı ise, 15 Temmuz kontrollü darbe girişimi bu bilgilerin ardından mı piyasaya sürüldü? Neler yaşandı? Hulusi Akar ile Erdoğan bu tarih öncesi ve sonrasında rutin dışında görüştü mü?

ERDOĞAN’IN KONUŞMASINA AĞLAYAN GENELKURMAY BAŞKANI

Açık kaynak bilgileri şöyle… Erdoğan ve Akar ikilisi Haziran ayı boyunca rutinin çok ötesinde birçok kez buluştu. Erdoğan 7 Haziran’da Akar ile Saray’da Şehit ve Gazi Yakınları iftarında buluştu. Erdoğan, Akar’ın daha önce kendisine anlattığı bir Güneydoğu gazisinin hatıratını anlatırken Genelkurmay başkanı kameraların önünde duygulanarak ağlamıştı. Sümeyye Erdoğan’ın nikah şahitliğinden sonra Paşa’nın görüntüleri duygusal manşetlerle yine haber olmuştu. 8 Haziran’da ikili tekrar buluştu. GATA’da tedavi gören o gazi Binbaşı Tekin’in ziyaretine gittiler birlikte. Erdoğan daha sonra Amerika’ya Muhammet Ali’nin cenazesine katılmak üzere gitti. Dönüşte ilk katıldığı program Topkapı’daki iftar olmuştu.

‘SIRTLANLAR, AKBABALAR…’

İki programlı iftarı daha vardı Erdoğan’ın. 12 Haziran’da MÜSİAD iftarına katıldı. “Çevremizde sırtlanlar, üzerimizde akbabalar dolaşırken biz kendi aramızda kavgaya tutuşamayız” sözleri dikkat çekmişti. Belki bir gün önce öğrendiği bilgilerin tesirindeydi kendisi. 13 Haziran’da ise Beştepe’de AK Parti milletvekillerine iftar verdi. Birgün sonra ise, yani 14 Haziran’da çok konuşmak istediği Genelkurmay Başkanı Akar’ı da yanına alarak Mardin’e uçtu Erdoğan. Kızıltepe’de 70. Mekanize Piyade Tugayı Komutanlığı’nı ziyaret etti. Yandaş medya bile bu buluşma ve ziyarete ‘sürpriz iftar’ başlıklarıyla haberleştirmişti.

AKAR İLE SERİ ve UZUN GÖRÜŞMELER; BİR AYDA 6 BULUŞMA

Erdoğan, Akar’ı yakına almıştı? Peki ne konuştular? Şimdilik bunların cevabı ikili arasında. Ancak Erdoğan-Akar ikilisi çok geçmeden tekrar buluştu. 23 Haziran Perşembe günü Erdoğan, Akar’ı Beştepe’de kabul etti. Kabul akşam saatlerindeydi. Üç saat sürdü. İki gün sonra bu kez 25 Haziran’da yine bir iftar buluşması gerçekleşti. Bu kez ikili Şırnak’taydı. Şırnak Cizre’de bulunan 172. Zırhlı Tugay Komutan Yardımcılığı 3. Tank Taburu Komutanlığı’ndaki iftar da saatlerce birlikte olundu. Beş gün sonra olağan görüşme adıyla 30 Haziran’da Akar’ı Beştepe’teki Saray’a tekrar çağırdı Erdoğan. Böylece Erdoğan ve Akar bir ayda 6 kez buluştu.

Klasik ancak mühim soruya tekrar dönelim. 15 Temmuz’u ya da bir darbe olabileceğini daha önceden bilen var mıydı? Cevap artık çok net. Evet. Kesinlikle. Hem o gün, hem öncesinde darbe biliniyordu. Erdoğan da, Akar da, MİT Müsteşarı Hakan Fidan da biliyordu bunu. Sadece olayların istedikleri kıvama gelmesi, yani şartların olgunlaşması/olgunlaştırılması ve kontrollü patlatılması gerekiyordu!

PERİNÇEK VE İKTİDAR PSİKOLOJİK HARPÇİLERİ DE BİLİYOR

Peki bu hususta yazılıp çizilenler nelerdi? Başka kimler biliyordu ‘kontrollü darbe’yi? 15 Temmuz’dan hemen sonra iki isim gündeme geldi. Biri Ergenekon sanığı Doğu Perinçek’in adamı Hasan Atilla Uğur ki, Yeni Şafak’a yani Ahmet Albayrak’ın sahibi olduğu medya kurumuna gelip 15 Temmuz’da darbe ile ilgili röportaj verdiğini anlattı. MİT’çi Mehmet Eymür’ün tabiriyle ‘fabrikatör ve ekibi’; Perinçek ve Aydınlıkçılar darbeyi biliyordu. İkinci isim iktidarın psikolojik harpçi kalemlerinden Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur. Onun da 15 Temmuz’dan 3 ay önce 2 Nisan ve 21 ve 24 Nisan’da yazdığı yazılar delil gösteriliyor. Uğur’un 2 Nisan’da yayımlanan ilk yazısı, “Cemaat’in ‘Hususiler’i darbe için Ankara’da toplandı” başlığını taşıyordu. TSK’ya sızmış gizli hücrelerin uyandırılması için cemaat abilerinin Ankara’yı üstlendiğini iddia ediyordu.

TÜRKİYE YAZARINDAN DEVLET TSK’DA TEMİZLİK YAPACAK YAZISI

‘Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk ‘tar’da sayılır!’ başlıklı 21 Nisan tarihli yazısı daha ilginçti. “Devlet ve komuta kademesi her şeyi biliyor ve suç işlemeye teşebbüs etmenizi bekliyor” yazmıştı. Ardından tavuk tar’da (tavukların tünediği tahta) sayılır deyip şöyle diyordu: “Devlet de onların zaten hizalanmasını beklemektedir ve büyük temizliğe başlar.”

Yani, Uğur’un yazdığına göre zaten cemaatçi denilen subay ve TSK mensuplarına temizlik başlatılacaktı. Bunu darbeyi bildi diye sunanlar yazılara bugün bir daha bakarlarsa, ‘Erdoğan ve anlaştığı ekibin TSK’daki tasfiyelerini yazmış’ diyeceklerdir.

CÜBBEDEN SUBLİMİNAL MESAJ ÇIKARANLAR, KUMPASA ODUN TAŞIYOR

Fuat Uğur’un ’24 Nisan’daki yazısının başlığı ise ‘Gülen’in yeşil cübbesinin sırrı’ idi. Malum bu saçmalık daha sonra birçok iddianameye de girdi. Fethullah Gülen’in milyonlara ulaşan bir vaazında subliminal mesaj vermek için ‘yeşil cübbe’ giydiğini iddia ediyor, buradan darbe talimatı verildiğini kaleme alıyordu. Uğur, haber kaynağı olarak iftiralarıyla tanınan ve daha önce cemaatte bulunmuş bir isim diye takdim edilen Ümit Akdemir’i gösteriyordu.

Hem Perinçek ekibi hem Fuat Uğur, muhtemelen darbe kurgusu içinde görev alacak başka ekipleri de yakından bildiklerinden kaynaklarından aldıklarını çevrelerine satmaya başlamıştı. Erdoğan ve ekibinden rol çalıp, darbe girişimi günü olayı durduran komutanların bile darbeci olarak hapsedileceği kumpasa odun taşımaya erken başlamışlardı…

ZİR VADİSİNDE ERGENEKON BOMBALARIYLA YAKALANAN YARBAYIN YAZISI

Bir isim daha darbeyi yazdı. Ancak dikkat çekmedi. Yarbay Mustafa Dönmez. Ankara Zir Vadisi’nde cephaneliklerle yakalanan ve Ergenekon sanığı olarak yargılanan subay. Dönmez, Cumhuriyet Postası isimli internet sitesinde 7 Haziran 2016 tarihinde “Hulusi Akar, takiyye ve darbe” başlıklı kısa bir yazı yazmıştı.

Akar’ın Mustafa Kemal’den ve onun ideallerini taşıyan subaylardan nefret ettiğini, Kara Harp Okulu komutanı olduğu dönemde bu nedenle bir çok öğrenciye ağza alınmayacak küfürler ettiğini iddia etti. Eski Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in emekliliği ve Akar’ın göreve geliş sürecinden Sümeyye Erdoğan’ın düğününde nikah şahitliği yapmasına değin bir çok konuda da önemli iddialarda bulunan Dönmez, Akar’ın zamanı geldiğinde ‘Erdoğan’ın celladı‘ olacağını öne sürüyordu.

AKAR, RTE VE ŞÜREKASININ CELLADI OLACAK!

Yarbay Dönmez, Erdoğan ve Akar’a ateş püskürüyordu. Yazı şu satırlarla sona eriyordu : “RTE, Fethullahcı olduğu bilinen Hulusi Akar’ı ABD diretmiş bile olsa genelkurmayın başına getirmeyecekti. Arap asıllı Necdet Özel’in genelkurmay başkanlığını bir yıl uzatarak onu emekli edecekti. Genelkurmay başkanlığının son aylarında N.Özel’in korkudan sedef, behçet hastalığı tedavileri görmesinin nedeni budur. Yüz kızartıcı kasetinin ortaya çıkmasını istemeyen N.Özel şantaja boyun eğerek emekli olmayı istedi. Hulusi Akar mecburen atandı… TSK’de ki NATO paşalarının ciğer röntgenini elinde olan RTE’nin kızının düğününde onu hısım yaparak kamuoyunda yıpratması, Şırnak’ta terörle mücadele eden askerlerin siyasi pankart açması boşuna değildir. Şimdi de Milletin vatan savunması için askere gönderdiği yüzlerce askeri, Fatih Sultan Mehmet kutlaması adı altında AKP’nin siyasi projelerinde kullanılmasına müsaade etti. Tanıdığım Hulusi Akar takiye üstadıdır. Şu ana kadar TSK içinde kimliği açığa çıkmış tek bir Fethullahcıyı vermemesi, Amerika’yı arkasına alarak sahneye çıkmak için zamanını bekliyor olmasına bağlıyorum…

Sorular ve olgulardan çıkardığım temel düşünce; Onun zamanı geldiğinde RTE ve şürekasının celladı olacağı ve bunu kamuoyuna Atatürkçülük diye servis edeceğidir…”

ÖZEL’E ŞANTAJ YAPAN, NATO’CU SUBAYLARIN CİĞERİNİ BİLEN KİM?

Dikkatinizi çekmiştir. Ergenekon sanığı Perinçek ve ekibinde olduğu gibi Yarbay Dönmez de 5 yıl hapis yatmış ve Ergenekon silahlarıyla yakalanıp cezaevinden çıkmış olmasına karşın gayet derin bilgilere sahip biri olduğunu gözler önüne serivermişti. NATO’cu paşaların ciğer röntgeninden kastı neydi? Eski bir genelkurmay başkanının hangi hatası olabilirdi? Özel’e kim şantaj yapmıştı? Sorular sürer gider. Belki bir kısmı manipülasyon olan bu yaklaşımlarda hakikat payı olan şeyler de var. O da bu darbe ve girişiminin bilindiği, daha doğrusu şimdi F…ö’cü, dün cemaatçi denen askerlere bilenen bir derin devlet ve Ergenekon kadrosunun varlığını gösteriyor. Belki 15 Temmuz darbe girişimi içinde olduğu söylenen bir avuç subayı ve rütbeliyi de bu ekip işin içine çekmiştir.

DARBEYİ ÖNCEDEN BİLENLER LİSTESİ

15 Temmuz’un öncesinde bunca ifşaatı yapanların olayla irtibatlarını, bu açıklamalarına kaynaklık edenleri sorgulayan savcı hakim duydunuz mu? Ben duymadım. Ancak temel soruyu sorarak tarihe not düşelim. 15 Temmuz darbe girişimi biliniyor muydu? Darbe bekleniyor muydu? Evet. Kimler biliyordu? Tayyip Erdoğan, Hulusi Akar, Hakan Fidan, Şirin Ünal, Ahmet Albayrak, Doğu Perinçek, Hasan Atilla Uğur, Fuat Uğur, Mustafa Dönmez…

Ergenekon ile nikah kıyan Erdoğan’ın bu ekiple iş kotarmaya devam ettiğini de üstüne koyunca fotoğraf netleşiyordur sanırım. İşte kontrollü 15 Temmuz’un 11 Haziran’dan bugüne uzanan somut delillerinin bir kısmı böyle…. Bu konuyu incelemeye ve araştırmaya devam edeceğiz. Yazık ki, kendi emelleri için bu kanı akıtan bu isimler hala devlet yönetiminde. Tarih te bu oyunun gerçek yüzünü her gün yeni bir sayfayla deşifre ediyor/edecek. Olan 249 masumun ölümüne, bugün bu bahaneyle tutuklanan, işsiz kalan on binlerce masum insana oldu.


Originally published at www.tr724.com on July 29, 2017.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.