Efkan Ala’nın şifreleri

26 Aralık 2013’te göreve geldi. Bugün sise buluta aldanıp unutmayalım hemen. 17–25 Aralık yolsuzluklarının ortaya çıkarılmasına karşı geliştirilen 26 Aralık sürecinin en önemli aktörlerinden biri o. Aslında Erkan Mumcu’nun adamı olarak biliniyordu. ‘Diyarbakır’ın entelektüel valisi’ olarak ünlendi. Derken Başbakanlık Müsteşarı olarak A Takımı’nda yer aldı. Bir başka ifadeyle, o da bir ‘sır küpü’. Milletvekili yapılmadan bakan oldu. Konuşmaya başlayınca biraz heybetinden kaybetti.

17 Aralık’ta AKP’li üç bakan çocuklarının Reza Zarrab ile birlikte rüşvet çarkının yakalandığı gün ve 25 Aralık soruşturmasının ortaya çıkarttığı yolsuzluk aysbergini eritmek için ilk kolları sıvayan isim olarak anıldı. Kimisi ‘Erdoğan’ı kurtaran isim’ bile dedi onun için.

‘KIR KAPIYI AL’ DEVRİ

Gazeteci Mehmet Baransu’nun internet sitesini mahkeme kararı olmadığı için kapatmak istemeyen BTK Başkanına “Koca yüzde 50 oy almış partinin iradesini söylüyorum, boş ver gerisini, s…tir et affedersin. Sen yap, kanunu çıkarırız!” dediği ortaya çıkınca, hükümet ve devlet nezdindeki kariyer, sosyal medyaya kaydı. Youtube ve sosyal medyanın hitleri onsuz yapamadı…

Tartışılacak çok şey de yoktu aslında (!) Türkiye’de tek geçerli kanun, yüksek oy almaktı çünkü. O yüzden bürokratını kanunsuzluğa ikna için ‘sen yap biz kanun çıkarırız’ diyordu Ala. Yolsuzlukları kapatmak için, Türkiye’yi yasaklar ülkesi haline getiren yeni dönemi deşifre eden cümlelerden biriydi bu. Çok geçmedi bir cümle daha eklendi buna: Kır kapıyı al! Bu kez Ala’nın muhatabı İstanbul Emniyeti Müdürü idi. “Mahkeme kararına gerek yok. Kırın kapıyı alın o adamı!” Hedef yine gazeteci Baransu olmuştu.

Bununla bitmedi yeni dönem gafları ve işaretleri. Bank Asya’nın bir gecede 2 milyar dolar satın aldığını, 17–25 Aralık sürecinde fırsatçılık yapıldığını ileri sürdü. Ama bu iddianın hala gerçekliğini ortaya koyacak tek bir delil ortaya çıkaramadı. Bankaya devlet el koydu, yetmedi şimdi faaliyetlerini askıya aldı. Hala dolarları kim aldı, nasıl oldu belli değil…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’E HAKARET

“Peygamber gururlandı hata yaptı, biz yapmadık” dedi Eyüp’te bir sahur vakti… Sus pus oldu herkes. Bir tek Cübbeli Ahmet Hoca konuştu; “Yuh! Senin ham ervahına!”… Sonra, o da sustu. Kutadgu Bilig diyemediğine bakmayın, Ala’nın ardında bıraktığı asıl karne bunlarla sınırlı değil çünkü.

Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırılarında yüzlerce masum hayatını kaybedip, binlerce kişi yaralanırken, sakat kalırken, acılar yürekleri, ocakları yakarken o hep koltuğunu korudu. PKK, IŞİD, DHKP-C. Her türlü terör patladı. Bunlar patlaya dursun onun talimatıyla yurdun dört bir köşesindeki okullar basıldı, kreşlerde narkotik polisleri gezdi. İşini yapan polisler, ‘Hizana, Fizan’a sürüldü’… İntihar edenler oldu.

580 CAN KAYBI, BİNLERCE YARALI; SURUÇ’LAR, ANKARA’LAR; ACILAR, AĞITLAR…

İş ehlinden alınınca katliamlar, kan, gözyaşı her günümüzün tek gündemi oldu. İnternette derlenen bilgilere bakıyorum. Yakın tarihin en kanlı saldırıları sıralanıyor: Suruç Katliamı 34 ölü-101 yaralı, Ankara Katliamı 107 ölü-500 yaralı, Hava Kuvvetleri servislerine saldırı 28 ölü-61 yaralı, Kızılay Meydanına saldırı 38 ölü-125 yaralı, İstiklal Caddesi saldırısı 5 ölü-37 yaralı, Dürümlü Köyü Katliamı 16 ölü, Vezneciler saldırısı 11 ölü-36 yaralı, Atatürk Havalimanı saldırısı 40 ölü-100 yaralı, Gaziantep düğün saldırısı, 55 ölü…

Liste uzayıp gidiyor. Hepsi onun döneminde olmuş felaketler, katliamlar. Araştırın dikkatlice. Eksiği var fazlası yok. Görev yaptığı dönemde 17 büyük saldırıda 580 kişi bombalı saldırılar ve terörün kurbanı olmuş! 580 kişi. Asker polis şehit sayıları, yaralılar da eklenirse bilanço 1000’leri aşıyor. Güneydoğu, Doğu’daki sivillerin ölümünü, yaralıları sayamayacak durumdayız. Ve bitmeyen acılar, ağıtlar…

VE İSTİFA..

Bütün bunlar olurken istifa etmeyen o bakan, bir gün akşam saatlerinde Saray’dan yapılan anonslarla görevden istifa ediveriyor… Görev tarihinin belki en sakin, en kansız günlerinden birinde çok tartışılan koltuğu bıraktı. Garip, tuhaf, içten pazarlıklı bir değişiklik biraz. Şimdilik bilmiyoruz nedenlerini. Yakında öğreniriz. Bildiğimiz bir şey var. 17–25 Aralık’ta normal demokrasilerde olduğu gibi yargıda hesap vermesi gerekenlerin hesap vermediği, her şeyi bir illüzyonla terse çevirmeyi başardığı Yeni Türkiye’nin, 26 Aralık sürecinin baş aktörlerinden biriydi kendisi…

İzmir Milletvekili Aytun Çıray’dan İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın istifa etmesiyle ilgili çok konuşulacak bir iddia geldi. Çıray, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın görevden alınmasının arkasında, tutuklanan Sinop Valisi’nin ifadelerinin olduğunu iddia etti. CHP’li Altun Çıray, twitter üzerinden “İçişleri Bakanı’nın istifasını bekliyordum. Çünkü tutuklanan Sinop Valisi, abilerinin Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı olduğunu söylemiş.” diye yazdı.

İddia çarpıcı. İnandırıcı mı peki? Hadi senaryo yazarlarına yeni bir başlık daha: Yıllardır aradığınız @fuatavni yanıbaşınızda mıydı!? Değilse, paranoyanın ve cadı avının geldiği nokta zirve yapmış demektir. Tıpkı McCarthy dönemi Amerika’sındaki Komünist avında olduğu gibi, sıra Vali’nin karısına gelmiş! O da komünist! Bu da FETÖ’cü! Efkan Bey bile!

‘Sarayın bendesi olmuş bir isim bu kadar kolay görev değiştirmez’ diyor bir yanımız. Bir yanımız soruyor: “Ana-baba, eşler, çocuklar ağlatan katliamlarda hiçbir mesuliyet almayan bir bakan nereye gidiyor hesap vermeden?” Acının, yanan yüreklerin, sönen ocakların dönemi bitti mi? Bitmedi. Ala neden gitti? Bekleyelim göreceğiz…

Ha bir de, o gitti diye unutmayacağız: Suruç’u, Ankara Garı’nı, Sultanahmet’i, Bağlar’ı, Kızılay Meydanı’nı, Veznecileri, Dürümlü’yü, Gaziantep’i…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.