Ekonomi seçim iptalini kaldırmaz

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Bütün veriler ve birkaç sene ötesine dair tahminler gösteriyor ki Türkiye’yi kasıp kavuran krizde en kötüsü henüz geride kalmadı.

Türkiye 2019 senesinde yüzde 2 ila yüzde 5 arasında küçülecek. 2020’de ise cüzi bir büyüme tahmininde bulunanlar olsa da giderek onlarda fikir değiştiriyor.

Bu da demek oluyor ki her sene 750 bin kişinin aktif işgücüne dahil olduğu Türkiye’de resmî işsizlik yüzde 17’ye kadar tırmanacak.

DÖVİZ ARTARKEN İTHAL PATATES!

Enflasyonda temel mesele tarladan kopmuş bir milletin soğan ve patatesi dahi ithal etmek mecburiyetinde kalmasıdır.

Dolar tırmanırken ithal soğan ve patatesin ucuzlaması beklenebilir mi? Dövizin fiyatı arttığı için ithal sebze sıfır Gümrük Vergisi’ne rağmen 50 kuruş ucuzlamıyor.

Mısır’dan bile patates ithal eden ve düşman ilan ettiği JP Morgan’ın anavatanı Amerika’da kapılarda borç dilenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının hiçbir şey olmamış gibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini getirdiği nokta hakikaten dehşet verici.

O RUHSATI KULLANMAK BU KADAR BASİT Mİ?

Evvela “geçersiz oylar sayılsın” diyerek başlatılan oyalama taktiklerinde yeni bir safhaya geçildi. AKP, Seçim Kanunu’nda “olağanüstü itiraz” hakkı olarak istisnai bir müessese olarak yer verilen ruhsatı da kullanacak.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyeleri şu ana kadar AKP’nin itirazlarına dair verdikleri kararları ile hiç itimat telkin etmiyor.

AKP lideri ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın görev sürelerini bir sene daha uzatması bugünler için yapılmış bir hazırlık idiyse itirazın kabul edilmesi sürpriz sayılmayacak.

KRİZDEN ÇIKIŞ MÜDDETİ UZAYACAK

Türkiye’de hukuk ve demokrasi namına sembolik bir kıymeti olan sandık kalmıştı. Ağır aksak da olsa işleyen bir seçim sistemi vardı.

İstanbul gibi dünyanın dikkat kesildiği bir şehirde 15 günden beri sandıkları saymayı beceremeyen bir devlet görüntüsü piyasada döviz ve faizi tırmandırdı.

Hal böyle iken top yekûn seçimin iptali krizi birkaç seneye yayabilir.

YSK, AKP’nin müşahhas hiçbir delile istinat etmeyen talebini baskı ile kabul ederse ekonomi yeni bir türbülansa girer. Piyasanın seyrinde YSK’nın tavrı belirleyici olacak.

İstanbul’da 31 Mart Pazar günü yapılan seçimi iptal edilirse “Sandıktan Erdoğan’ın netice çıkmadıysa hükümsüzdür” gibi bir kanaat pekişmiş olur.

IMF, “ÖNCE ŞUNLARI DÜZELT” DEDİ

Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanı olarak okyanus ötesinde adeta nal topladı. Borç para bulmak için çaldığı bütün kapılar yüzüne kapandı.

Hatta Londra piyasasından Timothy Ash gibi etkili bir isim Albayrak’a hitaben, “Boşuna oyalanma, hemen IMF’ye git!” diye tweet attı.

IMF’nin yayımladığı son rapor ve bahar toplantıları vesilesiyle dile getirilen görülerin müşterek vasfı şuydu: Türkiye ağır bir krize düçar oldu ve şu ana dek krize karşı tesirli bir reçete hazırlanmadı.

Verilen mesajlardan birkaçını not ettim:

Türkiye, 2019’da iktisadî gerileme döneminden geçecek.

Gayrisafi yurtiçi hasılada azalma olacak.

Siyasî ve iktisadî karmaşa ekonomiyi zarar verdi.

Öncelikle Türkiye’nin enflasyonu düşürmek için sıkı bir para politikası takip etmesi ve enflasyon beklentisini yeniden düzenlemesi şart.

Merkez Bankası’na ihtiyacı olan bağımsızlığın verilmesi ve sıkı para politikalarının muhafaza edilmesi son derece hayati.

“MERKEZ BANKANIZ BAĞIMSIZ DEĞİL!”

Onların nezaketen ifade ettikleri cümleler şöyle hülâsa edilebilir: “Hadi abartmayalım, amma velâkin çok ciddi bir ekonomik gerileme içine gireceksiniz.”

Devamında, “Merkez bankanız bağımsız değil ve bağımsızlığı vermezseniz bu dönemi atlatamazsınız. Mali sektör kuruluşları, bankalar bu dönemde çok zorluk çekecek. Gözünüz her an onların üstünde olmalı ve gereken tedbirleri almalısınız. Bütçenizde standardı bozuyorsunuz, yarı bütçesel faaliyetlere dikkat edin. Böyle olmaz. Otomatik stabilizatörlerin işlemesine engel oluyorsunuz; olmayın!” diyorlar.

IMF, ZİRAAT’İN TALİMATLA VERDİĞİ KREDİLERİ UNUTMADI

İngilizcesi Quasi-fiscal Operations olan yarı bütçesel faaliyetler, “Kamu bankalarının, şirketlerinin ve hatta bazı özel şirketlerin, hükûmet adına piyasaya kıyasla daha düşük kârla ya da zararına yaptıkları tüm faaliyetler.” şeklinde tarif ediliyor.

Ziraat Bankası’nın batık futbol kulüplerine ve müteahhitlere piyasa şartlarının altında verdiği kredileri IMF şimdi yüzümüze vuruyor.

Albayrak’ın 28 milyar TL Hazine kâğıdı ile kurtarmaya çalıştığı kamu bankalarının hatada ısrar etmesi halinde daha vahim neticelerle karşı karşıya gelinecek.

SEÇİM İPTAL EDİLİRSE…

IMF lisan-ı münasiple ikaz etti.

Rakamlar bu kadar ümit kırıcıyken yurt dışından para bulmadan düzlüğe çıkma ihtimali sıfıra yakınken itirazlara rağmen neticenin değişmediği İstanbul’da seçimi iptal etmenin bedeli çok ağır olur.

Kriz girdabındaki bir ekonomi böyle bir şoku kaldıramaz.

AKP lideri Erdoğan cebren ve hile ile 2’nci defa yapılan seçimde İstanbul’u geri alsa bile daha da ağırlaşacak kriz şartları yüzünden erken genel seçim kararı almaya mecbur kalabilir.

FÜZE KRİZİ DE VAR

Belirsizlik ikliminde dolar ve euronun nereye tırmanacağı tahmin bile edemiyorum.

ABD ile S-400 füze krizinde muhtemel bir hesaplaşma da tahakkuk ederse Türkiye’de kıyamet kopar.

Cezayir ve Sudan’da yaşananlar maişet derdine düştüğü anda halkın en fazla destek verdiği lideri bile nasıl alaşağı ettiğini gösterdi.

Hakemliği halkın yaptığı bir maçta mağlubiyeti kabul etmek bu kadar zor mu?


Originally published at www.tr724.com on April 14, 2019.