Erdoğan, Aziz Yıldırım’dan ne istiyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Fuzuli Aydoğdu, ‘3 Temmuz Şike Soruşturması’ olarak bilinen davayı terse çevirmek için kurguladığı ‘Şikede Kumpas’ adı verilen iddianameyi tamamlamış. Medyaya düşen haberlere göre, 108 kişinin bulunduğu iddianamede 1. şüpheli olarak Fethullah Gülen yazılmış. Savcılık ve mahkeme kararlarıyla tarihin en büyük şike olaylarını çözen polisler tutuklu; avukatlar, gazeteciler şüpheli. İddianame ve detayları çıktıkça okuyacağız. Ama yaşananları ve süreci birlikte bir hatırlayalım.

Muhtemelen savcılık kanalıyla sızdırılan 3. şike iddianamesindeki ilk iftira tam algı operasyonu yapmak için piyasaya sürülmüş. Şike soruşturmasının kapatılan Zaman Gazetesi’nde kararlaştırıldığı, kurgulandığını iddia ediyor savcı. Gazete yöneticileri ve bazı isimleri saymış, gizli tanık öyle demiş. Delil? Gerek yok. Tanık öyle demiş. Önceki soruşturma haberlerine yansıyan gizli tanıklar anlatmış bunu. Hiçbir hukuki gerekçe bulamayınca 4 Mart 2016'da Zaman’a Sulh Ceza Hakimliği eliyle el koyma kararı isteyen mekanizma, bu kez suç üretme safhasına geçmiş.

19 MAÇTA ŞİKE VE TEŞVİK TESPİTİ

Neydi peki gerçekte Şike Soruşturması ve şike olayı? Kamuoyu şike soruşturmasından 3 Temmuz 2011 günü haberdar oldu. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı 8 aylık çalışma ile Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzon, Giresun, Eskişehir, Kasımpaşa, Sivas ve Bursa spor kulüplerinin bulunduğu takımların 2010–2011'te oynanan SüperLig ve TFF 1. Lig maçlarında şike ve teşvik yaptığını, yüzbinlerce, milyonlarca dolarla bu işi yaptığını, maçların parayla satın alındığını tespit etti. Savcılık ve emniyet kayıtlarına göre 19 maç fiziki, teknik takip ve rüşvet için verilen milyon dolarlar ile birlikte tespit edildi.Hatta kim zaman suç üstü yapılıp görüntülendi. Tarla sürenler, ev almayan gidenler, araba alanlar… İsmi değiştirilmiş para götürme operasyonları, yılboyunca neredeyse tüm maçlara bulaşacak kadar diz boyu şike.

Aralarında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın da bulunduğu 46 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlarla ilgili isnat edilen suçlar: Çıkar amaçlı silahlı suç örgütü kurmak, yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmaktı. Soruşturma bitti, iddianame hazırlandı, dava görüldü. Özel Yetkili 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen şike davası 2 Temmuz 2012'de karara bağlandı. Aziz Yıldırım, şike yapmak ve örgüt kurmak suçundan 6 yıl 3 ay ceza aldı. Diğer sanıklardan 48'i yine çeşitli cezalara çarptırıldı. Yargıtay 5. Dairesi verilen hükümlerin büyük kısmını onadı.

UEFA TESCİLLİ ŞİKELERİMİZ…

Tabi şikenin Avrupa’ya da yansıması oldu. UEFA Disiplin Kurulu, Beşiktaş’a Avrupa kupalarından 1 yıl men cezası verdi, Fenerbahçe’yi de Avrupa kupalarından 2+1 yıl men etti. Karara göre, Beşiktaş 2013–2014 sezonunda UEFA Avrupa Ligi’ne katılmayacak. Fenerbahçe ise 2013–2014 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi dahil, gelecek 3 yıl içinde UEFA organizasyonlarına katılamayacaktı. 16 Temmuz’da UEFA Tahkim Kurulu, şike olayları nedeniyle Beşiktaş Kulübü’ne verilen 1 yıl Avrupa kupalarından men cezasını onadı. Fenerbahçe Kulübü’nün 2 artı 1 yıllık cezası ise 2 yıla indirildi.

VE DAVA TERSE ÇEVRİLİYOR

Ancak Özel Yetkili Mahkemeler’in kaldırılm asının ardından Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 6 sanık yeniden yargılanma başvurusunda bulundu. Yargıtay aynı gerekçe ile diğer sanıklar hakkında verilen hükmü de bozdu. Dava bu kez 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 9 Ekim 2015 günü ikinci şike davasıda bitti. Beraat kararları verildi. DVD ve dinleme tapeleri yok hükmünde sayıldı, imha kararı verildi. Şike ve örgüt suçlarından tüm sanıklar beraat ettirildi. Tam da o günlerde Şikede Kumpas adıyla bugün iddianamesi hazırlandı denen soruşturma başlatıldı. Önce polisler, sonra avukatlar, gazeteciler, savcılar herkes torbaya dahil edilerek adeta ‘şike intikam soruşturması’ yürütüldü. Neyin intikamı peki bu? Hakkaniyetli olmanın, doğruları yazmanın, savcı-hakim, polis olarak futboldaki kirli çıkıları ortaya çıkaranları susturma adına bir intikam bu. Kökünü uzakta aramayalım. Adliye jargonuyla dört somut olayı hatırlamak yeterli. İlki Şike şoruşturmasından.

‘ EKŞİOĞLU-AZİZ YILDIRIMI GÖRÜŞMESİ: ÜÇ TARLAYI DA SÜRDÜK…’

Tarih 2 Mart 2011 Aziz Yıldırım ile İlhan Yüksel Ekşioğlu arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Ekşioğlu Aziz Yıldırım’a “Vaziyet gayet iyi, 3 tarlayı da sürdük yani” diyordu. Ligin 24. haftası yani iki gün sonra 4 Mart 2011'de oynanan Kayserispor-Manisaspor, 6 Mart günü oynanan Bursaspor-İBB Spor, Beşiktaş-Trabzonspor müsabakalarında şike yapıldığı sözleriydi bunlar. İddianamelere girdi.

‘ERDOĞAN: SORUNLU ALANLAR TEMİZLENECEK, ADIMLAR BUNA YÖNELİK’

6 Temmuz’da yani gözaltılardan iki gün sonra Başbakan Tayyip Erdoğan televizyon ekranlarındaydı bu defa, sadece Fenerbahçeli değil, aynı zamanda kulübün üyesi olduğunu anlattı. Şöyle devam etti: “Türkiye artık her alanda, yani Ergenokon’du, Balyoz’du, birçok alanda olduğu gibi birçok sorunlu alanları temizleyerek önümüzdeki sorun alanlarından arıdırılarak gerçekten halkımızın yönetimine, halkımızın yargısına inandığı, kurumlarına inandığı bir ülke haline gelmelidir. Atılan adımlar buna yöneliktir.” (6 Temmuz 2011- Recep Tayyip Erdoğan-Başbakan-Kabine açıkladığı konuşma)” ‘Şike’nin de savcısıyım’ diyor bu konuşmada kendisi.

NE YAPALIM BU KULÜBE BABACIIIIMM…!

2 Mart 2014 günü internetten bir ses kaydı yayınlandı. Ertesi gün cesaret sahibi tüm gazetelerin birinci sayfasındaydı. Konuşan Bilal Erdoğan’dı, muhatabı Başbakan Erdoğan. Kayıtlara göre Erdoğan, TFF Başbanı Mehmet Ali Aydınlar’a Fenerbahçe Kongresi için destek veriyor. Oğlu üzerinden Aydınlar’a taktik veriyor. Görüşmede Erdoğan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın eski TFF Aydınlar, UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik ve kendisi arasında ne konuşulduğunu öğrenmek istemesine “edepsizce bir yaklaşım” sözleriyle tepki gösteriyor. ‘Aydınlar’ın bu noktalardan Yıldırım’a yüklensin’ diyor. Bilal soruyor, “Ne yapalım babacııımm!” “Oyu açıktan mı kullanayım, açıklama mı yapayım!?”

BUNLARIN KARAKTERLERİ BELLİ!

Bir de AKP ailesini yakından ilgilendiren şu bilgileri geçiyor o ses kayıtlarında. Bilal Erdoğan’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun damadı Ahmet Özokur’un Aziz Yıldırım’ın listesinden seçime girdiğini söylüyor. Hiddetlenen Erdoğan, “nerede olursa olsun, bunların yapıları karakterleri belli” diyor. Damadını da o dönem Dışişleri Bakanı müstakbel başbakanı ne kadar çok sevdiğini (!) gözler önüne seriyor.

Bir ülkenin Başbakanı oturmuş, bir futbol kulübünün başkanının kim olacağını, üyelerin kimler olduğunu, nasıl başkanlığın devrileceğini müzakere ediyor oğlu Bilal’le. Onunla bununla görüş telkinleri yapıyor.

DAMAT ALBAYRAK UEFA’YA CEZA VER BASKISI İÇİN İLAN VERİYOR

Dördüncü olay, RedHack’in Türkiye’ye kazandırdığı Beraat Albayrak belgeleri. Berat Albayrak’ın mailinden çıktığı iddia edilen 2014'de İsviçre ve İngiltere’de gazetelere verilen şike ilanları meselesi kumpasların ve suyun başında kimin durduğunun da delili. Futbolda Şike soruşturmalarının yürütüldüğü süreçte iki ülkede UEFA ve FİFA’ya görev yapma çağrısıyla verilen ilanlar 5 bin paund’a (20 bin TL) mal olmuş. Sinan Zengin aracılığıyla Yılmaz Bölükbaşı’nın ajansına yatırılmış. Bunlar aracılar. İşin sahibi kim peki? Damat. Yani bugün Enerji Bakanı, Saray’ın en yakın sırdaşı Berat Albayrak.

Yalnız Damat fanatik Trabzonsporlu. 2014 yılında İsviçre ve İngilterede gazetelere Fenerbahçe aleyhine ilan verecek kadar. İlanda, “Türkiye’de mahkemeler Türkiye Futbol Fedarasyonu’nun yolsuzluk yaptığını söylüyor. Türkiye futbol camiası UEFA ve FİFA’dan bunların statüleri konusundaki gerekliliklere ve disiplin düzenlemelerine başvurmasını beklemektedir.” deniyor. Şike ilanının belgelerine diğer RedHack iddialarında olduğu gibi cevap ya da yalanlama gelmedi. Belgeler, yukarıdaki olaylar, somut deliller bize gösteriyor ki, tüm aile futbolda şike soruşturmasının da, kulüp ele geçirmenin de merkezinde.

KRAMPONLAR DA KİRLİ, ADLİYELER DE

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla 3 Temmuz 2011'de yapılan operasyonlar öncesinde 8 ay soruşturma yürütülmüş. Fiziki, teknik takip yapılmış. 19 maçta şike ve teşvik tespit edilmiş. Bizzat Aziz Yıldırım’ın da görüntülü, sazlı sözlü yaptıkları tespit edilmiş. Yüzbin dolarlar, arabalar menejerler, klüp yöneticileri eliyle futbolculara teslim edilmiş. Hepsi belgeli. Şike var. Talimat var. Şikeden sonra fırsatçılıkla kulüp ele geçirme, iki yüzlülük var… Ama şike yok. O kumpas. Cemaat yaptı! İnanırsanız…

Bir yanda şike için tomar tomar para saçanlar, öbür yanda soruşturmaları talimatın verip, kulüp seçimlerinde başkan devirmek isteyen muktedirler. Şimdi bütün bu gerçeklere rağmen, oturup iddianame yazan savcılara veya davaya bakacak hakimlere şunu demeli: Yorulmayın. Bugün Şikede Kumpas davasının talimatını size kim verdiyse, dün şike soruşturmalarının TFF kararlarının talimatını o vermiştir. Ama bu şike gerçeğini Türk futbolunun içinden söküp atmıyor maalesef. Demokrasi, hukuk, insan hakları gibi ülkenin tüm değerlerinin yitirildiği bu süreçte, kramponlar da kirli, adliyeler de….