Evlatlarını yiyen dev ve devrim

Analiz: Erman Yalaz

Kronos, latince yazılışıyla Cronus, Roma kültüründe Satürn; Yunan Mitolojisinde zamanı ve çağları temsil eden tanrı olarak anlatılır. Babası Uranos’u devirip başa gelir. Mitolojide Altın Çağ denen devri başlattığı için Titan Kronos olarak anılır. Titanlar (Tanrılar) Savaşı diye betimlenen mücadele döneminden sonra Titan Kronos devri kapanır. Oğlu Zeus egemenliğindeki Olympos Tanrıları devri başlar. Anlatıma göre Titan Kronos, kendisinin de birgün oğlu tarafından devrileceği ve iktidarın elinden gideceği korkusuyla oğullarını yer. ‘Çocuklarını Yiyen Satürn’ meşhur İspanyol ressam Goya’nın resimlerinden biriyle sembolleşmiştir. ‘Her devrim kendi çocuklarını yer’ sözlerinin dayanaklarından biri işte bu Yunan mitolojisindeki efsanedir.

Dün Yıldıray Oğur’un Türkiye gazetesinden Ahmet Taşgetiren’in ise Star gazetesinden atıldığı haberleri yayınlanınca dönüp Titanların çocuklarını neden yediğini anlatan bu mitolojik hikayeye bir kez daha baktım. Kronos’un çocuklarını yemesi, zamanın her şeyi yutan yıkıcılığını simgeler. Hukuksuzluklara, zulümlere devrim diyenler işte bu yıkıcının yeni hedefi olmuşlardı.Birkaç saat sonra bilgiler netleşti. Taşgetiren’in Star’dan ‘şimdilik’ kovulmadığı açıklandı. Yıldıray’ın bileti ise kesilmişti.

TETİKÇİNİN KURŞUNU ‘MAHALLEYE’ İSABET ETTİ

17 Aralık yolsuzlukları ortaya çıkınca Medya Mahallesi’nde asıp kestikleri ile nam salan tetikçi Cem Küçük hem Yıldıray Oğur hem Ahmet Taşgetiren tartışmasının tam merkezinde. Saray koordinatlı icraatlarıyla ayakta kalan Cem Küçük, hatırlanacağı üzere 16 Nisan hileli referandumunun getirdiği zafer sarhoşluğu ile AKP ve Erdoğan’a da yön çizmiş, Gazze’ye yardım organizasyonu için giden Mavi Marmara ekibini hedef almıştı.

Televizyonda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’nin başına geri döndükten sonra “Mavi Marmara’daki manyak tiplerle” yolunu ayırması gerektiğini söylemişti kendisi. Sonra dokuz takla attı manevralarıyla. Ama kendilerini İslamcı olarak tanımlayanlarla ve özellikle medya içindeki içten içebir kavgayı başlatmış oldu. Herkes Cem Küçük kapı önüne konacak derken, Yıldıray Oğur Titan Kronos’un ilk kurbanı oldu.Bu hikayenin burada biteceğini de düşünmemeli. Taşgetiren’in ayrılması belki biraz zamana vabestedir. İzleyip göreceğiz.

PELİKAN’IN AĞZI GENİŞ

Taşgetiren ile Oğur ne yazdılar da ‘muktedirleri’ rahatsız ettiler peki? Yıldıray son yazısında 23 Nisan günü temsili bakanlar kurulunda Tuğrul Türkeş’in koltuğuna oturan öğrencinin medeniyet ittifakı ve dinlerarası diyalog sözlerinin nereden alıntılandığının hikayesini yazmış. Başbakanlık ve Dışişleri bakanlığı sitelerindeki bilgileri kayda geçirmiş. Densizlik yapıp, her taşın altında f..ö, arayan kafayı eleştirmiş! Subliminal olarak tabi, açıktan değil. Ülker’i protesto için gofret asan, Kılıçdaroğlu’nu karşılayan askeri mangadan ‘darbe çağrışımı’ alanlara komplocu, paranoyak demiş. Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir misali. Yazmış bulunmuş.

Oğur’un Titan kurbanı olması bu yazıdan ibaret değil elbette. Pelikan dosyalarının nasıl açıldığı, Ahmet Davutoğlu, Erdoğan, Gül ekiplerinin içinde yaptığı icraatları ilerde okuruz.

Ahmet Taşgetiren’in epeycedir karnı ağrıyor. Malum sadece Star’da yazmıyor kendisi, aynı zamanda Altınoluk Dergisi’nin yayın yönetmeni. Yani bir başka cemaati de temsil hüviyeti var. O da 16 Nisan referandum sonuçlarını ‘farklı okuyalım’ türünden yazılarla akıl satıyor birilerine göre. Son yazısında İktidar da Muhalefette Okumalı yazısında, referandumda yüzde 51.4 evet çıktı ama asıl organize olmadan hayır nasıl 48.6 çıktı deyip Kemal Gözler’in ‘Anayasasızlaştırma’ makalesini okuyun yazmış.

Gözler’in ‘uyuyan devi uyandırma’ retoriğini pek sevmiş Taşgetiren. Okumuş, eğitimli ve varlıklı kitlenin gündeminde olmayan siyasetin artık gündeme alındığını, uyuyan devin uyandığını kaleme almış atıflarla. ‘Hayır’ bundan sonra AKP iktidarını zor günler yaşatacakmış. Taşgetiren 15 gündür benzer şeyler yazıyor, travma, kayıp, ders çıkarma vs. Oysa reis,Kronos Devi zafer kazandı. Şimdi bunu örtbas etmenin lüzumu ne?

BENİM YAZIYI DOĞRU AKTARIN SARAY’A

Asıl arızalı cümleleri ise yazının sondan ikinci paragrafında. Saray demokratlığını bitirip şunu kaleme almış Taşgetiren, “TGRT. Bu bir misyon. Kutlu Doğum tartışması da bir misyon. Oradaki Cem Küçük — Fuat Uğur tetikçiliği de bir misyon. Kuyruklarına bastım, basacağım. Anlarız bakalım, ‘İhlas’lı kardeşlerimiz’ neyi oynuyor?Bu arada istirham etsem, danışmanlar benim yazımı ve Küçük-Uğur programını Sayın Cumhurbaşkanı’na birlikte takdim edebilirler mi?”

Tam bir ‘merdi kıpti şecaat arzederken sirkatin söylermiş’ vakıası. Küçük ve Uğur’un patronu Saraydaki Cumhurbaşkanıdır, yazımı bu ikisinin programıyla birlikte takdim eder misiniz’ diyor. Taşgetiren, kendi yazdığı gazetenin mal sahibi gözüken Şems’in (Ethem Sancak) de Saray macera ve aşkının farkındadır herhalde. Düşünebiliyor musunuz, bir ülkenin koskoca başkanı nelerle uğraşıyor!? Terör değil, ekonomi değil; tavan yapmış zulümler, hukuk devletini inşa etmek, barış, dış politika değil. Ülkedeki 30–40 yayın kuruluşundan birinin köşe yazar ve programcılarının ne söylediği arz ediliyor Saray’a. Ahmet Taşgetiren bunu biliyor. Benim yazıyı doğru okusun, birlikte verin, diyor. En az Cem Küçük kadar ayar verme girişimi.

KRONOS BAŞKAN OLDU, MABEYN DEĞİŞİYOR

Haklarını yemeyelim Taşgetiren’in de Yıldıray Oğur’un da yazdıklarında gerçek payı var. Tabi bunu gönüllü icra etmedikleri, hiç olmazsa ortadaki zulmü Bülent Arınç gibi artık taşımayacak hale geldikleri anlaşılıyor. Yazının başına dönelim. Neylersiniz ki, her devrim kendi çocuklarını yer. Her Titan’ın iktidarı kaybetmemek için çalı arkasındaki en ufak çıtırtıdan korkması gibi, gerçeklerin yazılması rahatsız eder tek adamları.

Artık gerçeklerin suyunun suyunun suyunu bile kaleme alamayacakları, tam biat etmeyenin yaşayamayacağı, eski defterlerin bir bir ele alınıp hesap verileceği dönem başladı. Demokrasi bitti, parlamenter rejim öldü, muhalefet sindi… Sandıklar kapandı, hırsızlar baş tacı. Sıra, devrimin çocuklarını yemesine geldi. Taşgetiren, Gözler’e atıfla bir devden bahsetmişti. Asıl yanı başında her şeyi yiyen devi göremiyor. Şimdi o dev onları yiyecek. İşitiyor musun Ahmet Abi, Yıldıray kardeşim!

Çünkü gerçek Bâb-ı Âli, ya mapusta ya sürgünde. Bunlar Saray’ın birbirinden ilginç kalemşörüydü. Yerlerine gelenlerin hıncıyla tarih olacaklar. Bakınız: Ali Bayramoğlu, Mustafa Karaalioğlu, Mehmet Ocaktan, Yusuf Ziya Cömertlere.. Bakınız. Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik’lere…

Kronos başkan oldu. Mabeyn değişiyor, yeni kurbanlar yolda…


Originally published at www.tr724.com on April 29, 2017.