Futbolda sermayenin tek hedefi Şampiyonlar Ligi

Avrupa’nın önde gelen kulüpleri Rus, Arap ve Çin sermayesi tarafından satın alınırken, ilk hedef yerel ligde şampiyonluktu. Ancak asıl hedef, Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu’ydu. Zira bu kupayı kazanmak her büyük takımın rüyası olduğu gibi, adını unutulmaz arasına yazdırmak isteyen teknik adamlar için de vazgeçilmez bir hedefti. PSG’nin Neymar transferine bu gözle bakmak gerekiyor.

ŞAMPİYONLAR LİGİ ALAMADILAR DİYE CHELSEA’DEN KOVULANLAR

Roman Abramovich, 2003’te Chelsea’yi satın alırken tek hedefi Şampiyonlar Ligi’ydi. Premier Lig şampiyonluğu Abramovich için ara hedefti. 2005’te gelen lig şampiyonluğu Rus milyarderi kısa süreli tatmin etti. Çünkü harcadığı milyonlarca dolar ve kadrosuna kattığı yıldızlardan dolayı lig şampiyonluğunun geleceğini biliyordu. Ancak ligde zirveye çıkmak Avrupa için yeterli olmuyordu. Nitekim bu hedefi tutturamayan Jose Mourinho, Avram Grant, Luis Felipe Scolari, Carlo Ancelotti ve Andre Villas-Boas gibi Avrupa’nın sayılı teknik adamları kovulmaktan kurtulamadı. İlginçtir ünlü hocalarla bu rüyasına kavuşamayan Abramovich, Villas- Boas’ın kovulması sonucu koltuğu teslim ettiği ‘geçici’ Roberto Di Matteo ile yıllardır beklediği Şampiyonlar Ligi kupasına 2012’de uzandı. Bu süreçte tam 1 milyar Euro harcandı.

PREMİER LİG’İ 2 KEZ KAZANDI AMA…

2008’de Abu Dabi Emiri Şeyh Mansur bin Zayed al Nahya tarafından satın alınan Manchester City son şampiyonluğunu 1968’te yaşamış bir ekipti. Manchester City’yi reklam amaçlı alan Şeyh Mansur, para musluklarını sonuna kadar açarken, Chelsea ve Manchester United’ın varlığından dolayı ilk hedef olan lig şampiyonluğuna ancak 4 yıl sonra 2012’de ulaştı. Takımı ligde şampiyon yapan Mancini, Şampiyonlar Ligi’nde tam bir hayal kırıklığı oldu. Premier Lig şampiyonu Manchester City, Dortmund, Real Madrid ve Ajax’ın yer aldığı grupta sonuncu olarak hüsran yaşayınca, Mancini’nin bileti kesildi. Manchester City 2014’te bu kez Arjantinli Manuel Pellegrini ile Premier Lig şampiyonluğuna ulaşırken, Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkmasına karşılık ikinci turda Barcelona’ya eleniyordu. Arap sermayesiyle iki kez lig şampiyonluğu yaşayan Manchester City, Şampiyonlar Ligi’nde bırakın kupaya yaklaşmayı son dörde bile kalamadı. Josep Guardiola ile hedef Premier Ligi kazanmak olsa da asıl hedef Şampiyonlar Ligi.

222 MİLYON EURO’LUK ŞAMPİYONLAR LİGİ YATIRIMI

2012’de Katar sermayesini arkasına alan Paris Saint Germain de Fransa futbolunda tüm dengeleri altüst etti. 2013’ten itibaren 4 yıl üst üste Fransa Ligue 1’i zirvede tamamlayan Paris Saint Germain, Şampiyonlar Ligi hayaline yaklaşamadı. Ligdeki şampiyonluğunun ilk 3 yılında Şampiyonlar Ligi’nde ancak çeyrek finale kadar yükselen, PSG 4. şampiyonluğunu takip eden yılda ise ikinci turda elendi. Zlatan İbrahimoviç, Angel Di Maria, Edison Cavani gibi kalbur üstü yıldızların varlığına rağmen Şampiyonlar Ligi hedefi tutmamıştı. Bu sezon Neymar için Barcelona’ya 222 milyon Euro ödenirken, hedefin Şampiyonlar Ligi olduğunun altı net bir şekilde çizildi. PSG başkanı Nasır El- Halifi, ‘PSG’yi Avrupa’da kupa kazanmış bir takım yapacağız’ derken, lig şampiyonluğunun artık bir ara istasyon mesabesinde olduğunu söylüyordu.

DÜNYA KUPASI KADAR ÖNEMLİ ORGANİZASYON

1992–93 sezonuyla start alan Şampiyonlar Ligi kısa sürede dünyanın bir numaralı kulüpler turnuvası oldu. Şampiyonlar Ligi finali, Dünya Kupası finali kadar ilgi çekmeye başladı. Kulüpler Şampiyonlar Ligi’ne katılarak maddi açıdan kasasını doldurdu. Ayakbastı parasının 25 milyon Euro olduğu Şampiyonlar Ligi’nde kazanılan her puan kasaya Euro olarak ekleniyor. Şampiyon olan takım maddi açıdan ihya olmakla kalmıyor, firmalar sponsorluk için kapıya diziliyor. Bilet, televizyon yayın geliri ve sponsorluk gelirleri üst üste toplanınca ortaya muazzam bir maddi güç çıkıyor. Arkasına zengin iş adamlarını almayan Real Madrid, Barcelona, Bayern Münih gibi takımlar Şampiyonlar Ligi gelirleri sayesinde milyarlarca dolarlık servete sahip iş adamlarının aldığı kulüplerle maddi açıdan rekabet edebiliyorlar.

Arap ve Rus sermayeleri için ise Şampiyonlar Ligi prestij anlamına geliyor. Ancak futbola bir hobi olarak giren bu isimler, paranın gücüyle şampiyon oldukları için bulundukları ülkedeki diğer takım taraftarı tarafından pek sevilmediler. Kendilerine karşı oluşan bu antipatiyi yıkmanın en önemli yolu Avrupa’da başarıyı yakalamak olarak gördüler. Bu aynı zamanda sahip oldukları şirketlerin ve adlarının daha geniş kitleler tarafından duyulmasının yolunu açtı.

SERMAYENİN SAVAŞI

Şampiyonlar Ligi artık sermaye ile sportif başarının mücadelesine dönüştü. Sportif başarıyı İspanyol kulüpleri Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid ve Alman kulüpleri Bayern Münih, Borussia Dortmund temsil ediyor. Sermayenin gücünü ise İngiltere’den Chelsea, Manchester City, Fransa’dan PSG, Monaco, İtalya’dan Milan temsil edecek. Çinliler tarafından satın alınan Milan’ın ilk hedefi de 7 yıl hasret kaldıkları Serie A şampiyonluğu ve ardından yeniden devler ligindeki kalıcı yerini almak. Premier Lig’de sermaye takımı olarak Chelsea ve Manchester City adları ön plana çıksa da M. United, M. City, Liverpool, Arsenal, Aston Villa, Queens Park Rangers, Fulham, Newcastle United gibi takımların sahipleri de yabancı iş adamı veya şirketler. Keza İtalya’da Juventus, İnter ve Roma gibi takımların sahipleri de zengin İtalyan aileler. Kısaca futbol artık takımların mücadelesinden ziyade sermaye sahiplerinin rekabetine benziyor.


Originally published at www.tr724.com on August 29, 2017.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.