Gözden ırak darbe davaları

Ankara ve İstanbul’daki 15 Temmuz davaları kamuoyunun gözünün önünde; iddianamelerdeki çelişkiler ve sanık savunmaları objektif nazarlara çok şey ifade ediyor. AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ürettiği resmi söylem sarsılmaya başlandı. Erdoğan’ın mahkemelere doğrudan müdahale anlamına gelen sözleri ve AKP bindirilmiş kıtalarının duruşma salonlarına akını bu yüzden. Erdoğan hızını alamayarak cezasını çekip çıkanların bile sokakta cezalandırılacağını söylemesi tam bir skandaldı. Daha önemlisi iddiasının altını dolduramamanın göstergesiydi.

Her şeye rağmen medyada yer bulan sanıklar şanslı. Çünkü yandaş medya şecaat arzederken suçüstü yakalanıyor. Gözden ırak yargılamalar tam facia. Bunu ilk TBMM 15 Temmuz Komisyonu görüşmelerinde fark ettim. İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Hüseyin Kurtoğlu, Komisyona “Edirne’de herhangi bir askeri birlik kışlasından çıkmadı!” dedi. O halde Edirne’de darbe davası açılmamış olması gerekiyordu. İnternette kısa bir taramada tahmininde yanıldığımı gördüm. Eski 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Hidayet Arı hakkında “Valilik ve emniyet teşkilatıyla birlikte hareket etmediği, askeri kalkışma karşıtı olduğu yönündeki iradesini valilikle ve diğer kamu kurum ya da kuruluşlarının amirleri ile bir araya gelerek dış dünyaya yansıtma imkânı var iken kışlasını terketmediği” için dava açılmış. Darbeciliklerine delil olarak, ”20.38’de Ekrem Tekinaslan’ın (tutuklu eski binbaşı), 20.43’te Hidayet Arı’nın, 21.05’de Ramazan Altun’un, 21.47’de ise Bülent Yılancı’nın karargaha gelmesi” gösteriliyor. Yani darbeden başlamadan haberlerinin olduğu savunuluyor. Halbuki, emirleri birliklere gönderen Albay Cemil Turhan ilk talimatı 20:30’da geçtiğini savcılık ifadesinde belirtiyor. Olağanüstü bir durum haberi üzerine birliklerine dönen ama darbeye destek vermeyen subaylar katılmadıkları suçtan yargı önünde.

AĞIR YARALI TUTUKLU!

Benzer bir durum Giresun’da yaşanıyor. 5 Temmuz’da Skorsky helikopterin düşmesi sonucu eşi ve kızını kaybeden, kendisi de ağır yaralanan Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Mustafa Doğru, görevlendirme listelerinde adı geçtiği gerekçesiyle tutuklandı. Gülhane Askeri Tıp Akademisinde tedavi altında olduğu için istese bile darbeye destek veremeyecek biri o. Tedavisi devam ederken tutuklandı. O listelerde adı geçtiği halde terfi alanların bulunduğu düşünülürse çelişki daha bariz ortaya çıkıyor.

15 Temmuz’da herhangi bir askeri hareketliliğin olmadığı şehirlerden rastgele tarama yapmaya devam ettim. Karşılaştığım manzara hukuk adına da, darbeyle mücadele açısından da vahimdi.

ERZURUM’DA İKİ KİŞİLİK DARBE DAVASI

15 Temmuz davaları içinde ilk sonuçlanan Erzurum’daki oldu. Koskoca bir kolordunun bulunduğu şehirde sadece iki subay Jandarma Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanı olan Kurmay Albay Murat Koçak ile Jandarma Bölge Komutanlığı’nda görevli Harekat ve Asayiş Şube Müdürü Kurmay Binbaşı Murat Yılmaz, “’Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.” Tek bir erin sokağa çıkmadığı şehirde iki kafadar nasıl darbe yapmışlar!

Hürriyet Gazetesi’nin haberine baktığınızda iddianamenin bir skandallar manzumesi olduğu görülüyor. “Erzurum ilinin Doğu Anadolu Bölgesinin merkezi konumunda, Büyükşehir Belediyesi statüsünde, TRT ve kamu kurumlarına ait çok sayıda bölge müdürlüklerinin bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi bulunan Erzurum’un adli teşkilat açısından Türkiye’nin önemli bir ili olduğu, özellikle örgüt lideri Fethullah Gülen’in Erzurum nüfusuna kayıtlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde soruşturmaya konu eylemleri icra eden şüphelilerin örgütün sıradan birer üyesi değil yöneticisi olduklarına dikkat çekildi.” Tayinle Erzurum’da görev yapan herkes bu iddianameyle müebbet alabilir. İnanmayan şu linkten haberi okuyabilir.

http://www.hurriyet.com.tr/darbeci-subaylara-ilk-ceza-erzurumda-verildi-40327749

Trabzon’da 4. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Kurmay Albay Bahadır Dalgıç’ın suçu da dikkat çekici, ‘vali çağırdığı halde valiliğe gitmemek’. Başka herhangi bir suçlama yok. Dalgıç ise bağlı bulunduğu orgeneral olan 3. Ordu Komutanı’ndan kesinlikle kışlayı terk etmeme ve askerleri dışarı çıkarmama talimatı aldığını ve bunu uyguladığını belirterek kendini savunuyor.

AKINCI’YI KONTROL ALTINA ALAN KOMUTAN İÇERİDE

İzaha en muhtaç yargılamalardan biri Ankara’da. CHP’li Komisyon üyesi Aykut Erdoğdu, dönemin 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’a şu soruyu sordu:

“Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanı Yıldırım Güvenç ‘Bana Genelkurmay Başkan Vekili olarak atanan Orgeneral Ümit Dündar Akıncı’ya gitmemi emretti. Akıncı’daki operasyonu ben yönettim ve ben kurtardım.’ diyor. Eğer darbeyle bu kadar aktif olarak mücadele etmişse sizce bu korgeneral niye tutuklu olabilir?” Orgeneral Dündar’ın cevabı ise şu: “Sayın Komisyon üyemiz ‘Neden içeride?’ diye sordu, neden içeride olup olmadığını benim değerlendirebilmem de, bilmem de mümkün değil. Dolayısıyla ben olayın dışındayım. ‘Emirlere uydum’ derken, evet, uyguladı. Son noktada da Akıncı Kışlası’nın kontrol altına alınması konusu önem taşıyordu. Dolayısıyla ben de Ankara’da temasta olduğum Yıldırım Güvenç’e oranın kontrol altına alınması gerektiğini ve darbecilerden kurtarılması gerektiğini düşünerek o yönde kendisine talimat verdim, kendisi de gitti Akıncı Kışlası’na ve oradan kontrolü alarak çıktı, o şekilde ifade edeyim.”

Şu cevaptan sonra yoruma gerek var mı?


Originally published at www.tr724.com on June 9, 2017.