Geleceği kaybetmek mi geleceğe yürümek mi?

“Udemy şu anda milyar dolar değere ulaştı, onlineda dünyanın top 10 şirketinden biri… Ne kadar üzülüyorum şimdi ona yatırım yapmadığım için…”

Etohum’un kurucusu, Evidea gibi şuan internetin dev şirketlerinin sahibi Burak Büyükdemir, “Udemy”le ilgili pişmanlığını bu sözlerle dile getiriyor. Haksız sayılmaz… Türkiye’de önüne başta müteahhitler olmak üzere herkesin bariyerler kurduğu genç bir beyin; şimdi Amerika’ya yılda milyonlarca dolar vergi kazandıran, milyar dolarlık bir şirketin sahibi…

GÖÇ VAKTİ

Türkiye son dönemde tarihinin en büyük beyin göçlerinden birini yaşıyor. Profesörler, genç akademisyenler, doktorlar, gazeteciler, bilgisayar mühendisleri ülkeyi legal ya da illegal yollardan terk ediyor. Suriyeli mültecilerin bindiği botların içinde, ODTÜ’de çift dal yapmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı mühendislere rastlamak mümkün.

Türkiye’nin eğitimli insanlara ve farklı/aykırı fikirli insanlara bariyerler oluşturan iklimi aslında hep vardı. Belki de yıllar önce gitmesi gereken parlak beyinler, ülke bağlılığı nedeniyle bariyerlere direniyorlardı.

Şimdi bu bariyerler, demir parmaklıklara dönüşmeye başlayınca, göç bir zorunluluk halini aldı. Oysa yıllar önce gidenler, şimdi farklı ülkelerin en parlak isimleri arasında. Onlardan ikisi de Eren Bali ve Oktay Çağlar ikilisi…

OLİMPİYATLARDAN SLİKON VADİSİNE

Şimdilerde neredeyse gaz bombası atılmadık gün geçmeyen Ankara Konur Sokak’ta, 2007 yılında bir fikir filizlendi. ODTÜ’den yeni mezun iki genç Eren ve Oktay, plastik masa sandalyelerden oluşturdukları ofiste ellerindeki ürünü para ve güç sahiplerine anlatmaya çalışıyorlardı.

Malatya’da tek odalı bir köy okulundan çıkıp, uluslararası olimpiyatlarda dereceler yapan Eren, ODTÜ’ye adım attığında akademisyen olmak istiyordu. Zaman ilerledikçe girişimciliğe yeteneği olduğunu fark etti. Okulun son günlerinde plastik sandalyelerle bile olsa bir ofis açabilmişler, kendilerine bir zemin oluşturmaya çabalıyorlardı. İkili bir grafik motoru yazmışlardı ve doğru noktayı yakaladıklarını düşünüyorlardı.

Yıl 2007’ydi ve konut sektöründe patlama emareleri görülüyordu. Yazdıkları grafik motoru, toplu konutları üç boyutlu olarak sanal ortamda canlandırıyor, daha yapılmamış projeleri müşteriler için gerçeklik duygusuyla ekrana yansıtıyordu. Ellerindeki ürün iyiydi ama işler iyi gitmedi. Türkiye gerçeğiyle en tipik alanda inşaat sektöründe karşılaşmışlardı.

Eren Bali o günleri şöyle anlatıyor: “İyi bir alana yüklenmiştik, büyüyen bir pazardı ama çok iyi gitmedi. İlk müşterilerimiz, kabaca Türkiye’nin mafyaları idi. Başlangıç için olabilecek en kötü müşterilerdi. Ve burnumuz yere sürttü.”

O günlerde yaşam savaşı içinde bir şirketi olan Eren, şimdilerde dünya çapında bir girişimci olarak “Türkiye’de sanıldığı gibi önemli olan fikir değil. Önemli olan problemi tespit etmek” diyor. Çünkü kendisi o günlerde bir problemi tespit etmişti. Malatya’da okurken, hep daha iyi hocalardan ders dinlemek istemiş ama bu imkana ulaşamamıştı. İnsanlar sınır tanımaksızın istedikleri hocadan istedikleri dersi dinleyebilmeliydi. İşte “udemy”nin gelişimi böylece başladı.

İnsanların internet üzerinden başkalarına ders anlatabileceği, hiçbir yatırım yapmadan kendi akademisini kurabileceği bir yer… Öğrencilerin ise uzmanından ders alabilecekleri kişisel sınıfları…

O günlerde internet üzerinden insanların ders verebileceği online basit bir platform bile yoktu. Ankara’da girişimlere başladılar. Önce bir şirket için küçük bir online ders programı yapıldı. Daha sonra bunu tüm dünyaya açmak için çalışmalara başladılar. Ama Türkiye yeni bir girişim için haddinden fazla engelle çevriliydi. Çabalar sonuç vermedi. Eren ve Oktay şirketi kapatmak zorunda kaldılar.

Eren başarılı bir mühendis olarak, Slikon Vadisi’nde tam zamanlı bir iş buldu. İkili Amerika’ya doğru yola koyuldular. Slikon Vadisi’nde Eren’in deyimiyle her şey Türkiye’nin tam tersiydi. Bir yıl çalıştıktan sonra yine kendi yollarına gitmek için işlerinden istifa ettiler.

Udemy fikrini tekrar filizlendirdiler. 2010 yılında Udemy’e yatırım yapmaları için Slikon Vadisi’nde çalmadık kapı bırakmadılar. Görüştükleri ilk 50 yatırımcıdan “hayır” cevabı aldılar. Eren o günleri şöyle anlatıyor: “Orada mantıklı olan bırakmaktı. Hayır cevabı aldığım yatırımcılar işini bilen insanlardı. Google’ın arkasındaki yatırımcılar vs idi. Sonra Mayıs ayında siteyi yayına soktuk. Düşük bir trafiğimiz vardı ama birkaç gerçek hoca ve birkaç gerçek öğrenci kullanmaya başladı.”

Sonra bir gün Silikon Vadisi’nin en büyük yatırımcılardan biri işe 50 bin dolar koydu. Udemy’e inandığı için yapmadı bunu. Tek sebebi karşısında yılmayan bir ekip olduğunu görmesiydi.

Eren’in hedefi 300 bin dolar yatırım alabilmekti. Vizesini kaybetmemek için bunu yapması şarttı. İlk yatırımın etkisiyle başka isimler de para koydular ve birkaç hafta içinde 1 milyon dolar rakamına ulaşıldı.

Eren o günleri şöyle anlatıyor:

“Yatırımcılar internet üzerinden paralı ders satılamayacağını iddia ediyorlardı. Yatırım yapmalarının tek sebebi yılmayan bir ekip olduğumuzu görmeleriydi. Parayla ders satamazsınız ama bu siteden bir trafik elde ederseniz bu işten bir şekilde bir şey yaparsınız diyorlardı. Ama biz satmaya başladık.”

2011 Ocak ayında udemy ilk paralı dersini sattı. Sistem; hoca her şey parasız diyorsa, her şeyin bedava olması, hoca paralı diyorsa yüzde 30’unu Udemy’e ödemesi üzerine çalışıyordu.

İlk yılın sonunda her ay yüzde 30 büyüyen bir şirkete sahiptiler. Artık daha iyi tasarımcılar ve yazılımcılara ihtiyaçları vardı. Rotayı Türkiye’ye çevirdiler. ODTÜ’den, Bilkent’ten beyinleri Slikon Vadisi’ne transfer etmeye başladılar.

1 MİLYON DOLAR KAZANAN ÖĞRETMENLER

Udemy, öğretmenlerin de hayallerinin gerçekleştiği, kıymetlerini buldukları bir platforma dönüştü kısa sürede. 20 dolardan ders paketleri satan kimi öğretmenler 5 bin öğrenciye sahip hale gelmişlerdi. Yılda 1 milyon doların üzerinde kazanan öğretmenler vardı.

Okul dersleri değildi sadece verilen. Kimi yemek yapma dersi veriyor, kimi otomobil tamircisi yetiştiriyor, kimi yoga eğitimciliği yapıyordu… Hatta Udemy üzerinden nasıl iyi öğretmen olunup, çok para kazanılır dersleri verenler bile vardı.

Ücretli veya ücretsiz çevrimiçi derslerin sunulduğu Udemy, günümüzde öğrenimi demokratikleştirme hedefli en önemli girişimlerden biri olarak anılıyor.

“Business Week” Eren Bali’yi “Ülkenin en parlak 25 şirketinden birini kurdu” cümlesiyle tanımlıyor. Ankara Konur Sokak’ta umutsuzluklar içinde kapatılan Udemy, şimdi milyarlarca dolarlık dev bir şirkete dönüşmüş durumda.

MÜTEAHHİTLER ÜLKESİ

Yazının başında, Udemy’e yatırım yapmadığı için pişmanlığını dile getiren Burak Büyükdemir’in tespitleriyle bitirelim. Büyükdemir, “Türkiye’de girişimciliğin önündeki en önemli engelin gayrimenkul sektörü. Herkes inşaata yatırım yapıyor, internet girişimleri yatırımcı bulmakta zorlanıyor.” diyor.

Durum, bu tespitten daha da vahim oysa. Eren Bali’nin “Türk mafyası” olarak niteleyip ülkeyi terk etmesine neden olan “müteahhitler”, zihniyet olarak ülkeyi ele geçirmiş durumda. Bütün bir ülke müteahhit kafasıyla yönetiliyor ve bırakın internete yatırım yapmayı, Damat Berat Albayrak’ın mailleri okunmasın diye Google Drive’ın yasaklandığı bir ülkeyle karşı karşıyız.

Binlerce sitenin kapatıldığı, bulut sisteminin yasaklandığı Türkiye’de, genç beyinlerin ve yetişmiş insanların göçü belki de uzun vadede çok farklı tablolar çıkaracak karşımıza. Kim bilir mülteci kamplarından geçmiş bir cadı avı kurbanı göçmen Türk çocuğunun Eren Bali’yi de aşan Steve Jobs gibi hikayesi ortaya çıkacak. Jobs da Surileyi göçmen bir ailenin çocuğu değil miydi?


Originally published at www.tr724.com on October 19, 2016.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Selin Tanbay’s story.