Genç kızlarımıza bu zulmü nasıl reva gördünüz?

Yorum | Erhan Başyurt

Hükümetin talimatı ile MİT’in yürüttüğü bir operasyon sonucunda Pakistan Lahor’da kaçırılan Metin Kaçmaz, eşi ve 14 ile 16 yaşındaki iki kızı Türkiye’ye getirildi.

Kaçmaz Ailesi, gece yarısı evlerine kimliği belirsiz kişilerin baskını ile başlarına çuval geçirilerek kaçırıldı.

Sonradan bunların Pencap Anti-Terör Dairesi mensubu istihbaratçılar olduğu, Türkiye’den kendilerine bir ‘kaçırılacak Türkler listesi’ verildiği ortaya çıktı.

Kaçmaz Ailesi’nin gözaltına alınması için bir mahkeme kararı yok.

Pakistan’da kaçırıldıkları 18 gün avukatlarıyla da görüştürülmediler.

Pencap Eyalet Mahkemesi, Türkiye’ye iade edilmelerini engelleyen bir karar verdi.

***

Ancak Pakistan istihbaratı, 13 Ekim 2018’e kadar Birleşmiş Milletler tarafından verilen ‘mülteci’ belgesine sahip Kaçmaz Ailesi’ni bilinmeyen bir yerde tutup, sonrasında İslamabad’a kaçırarak havaalanında Türk istihbaratına teslim etti.

Bunun adı ‘abduction’ yani ‘adam kaçırma’… Uluslararası literatürde bu tarz yasa dışı adam kaçırmalar için özel bir terim ‘rendition’ kullanılıyor.

‘Rendition’, 11 Eylül sonrası Bush döneminde CIA tarafından El Kaide’ye karşı sıklıkla kullanıldı.

İtalya’dan, Makedonya’dan, Afganistan’dan dünyanın dört tarafından bu şekilde yüzlerce isim kaçırıldı.

CIA, bu iş için paravan şirketlere ait sahte kuyruk numaralı özel uçaklar kullandı.

Bu insanlara, Polonya ve Almanya’da oluşturulan geçici gizli merkezlerde işkenceler yapıldı.

‘Şüphe’ kuvvetliyse, direkt alınıp Guantanamo’ya götürüldüler…

İşkenceler ve adam kaçırmalar ortaya çıkınca ABD aleyhine çok sayıda dava açıldı.

Kaçırılan kişilerin bazıları, bir süre sonra onlara daha kötü davranacak ana vatanlarına, Suriye’ye ve Mısır’a özel bir anlaşma ile teslim edildi.

Bu şahısların bir kısmı, şans eseri uzun işkencelerden kurtulunca, Avrupa’ya dönüp, hem kaçırılmalarına göz yumanlar hem de ABD aleyhine ceza ve tazminat davaları açtılar…

İtalya, kaçırma eylemine katılan 22 CIA görevlisi hakkında ‘tutuklama’ kararı verdi.

***

Bir öğretmen olan, değil şiddete meyil göstermek, en ufak bir hukuksuzluğa bile bulaşmamış Mesut Kaçmaz ve Ailesi’nin durumu, tabii ki El Kaide ve onunla suçlananlarla karşılaştırılamaz. Ancak başlarına gelenler maalesef onların başına gelenlerden farksız…

İktidar yanlısı Hürriyet ve Sabah başta olmak üzere Türk medyası, bu kaçırılma işlemini hukuksuzluk boyutuyla değil, ‘bir başarı hikayesi’ şeklinde okurlarına duyurdular.

İktidarın hukuksuzluğuna alkış tuttular. Ortak oldular. Acınası bir durum…

***

Kaçmaz Ailesi’nin kaçırılması ile ilgili hukuk mücadelesi veren Pakistan’daki avukatı Asma Jahangir yasadışı iadeyi ve yaşananları bir basın toplantısıyla çok net anlattı.

Açıklamaları şöyle:

‘Aile önce Lahor’da tutuldu, ardından İslamabad’a götürüldü. Havaalanına Türkiye’den özel bir uçak geldi. Aile fertlerini havaalanında sürükleyerek uçağa bindirip götürdüler. Demek istediğim: Burası bir ülke midir yoksa orman mıdır? Yoksa sahipsiz bir diyar mıdır? Çünkü burada mahkemeyi takan yok, istedikleri insanları dünya diktatörlerine teslim ediyorlar, daha önce de ettikleri gibi…

Bu sadece oradaki idarecinin buradaki idarecilerle dostluğu var diye… Biz de burada insanları onlara kurbanlık koyun gibi teslim etmeye devam edeceğiz öyle mi? Bu mahkeme bugün yetkililere emretti ve İslamabad’a inen ve İslamabad’dan kalkan bütün uçakların sayı ve listesini istedi. Hâkim, hangi özel uçağın havaalanına indiğinin kayıtlarıyla birlikte havaalanındaki kapalı devre kamera kayıtlarını da istedi ve ailenin ne şekilde götürüldüklerini görmek istediğini söyledi.

Yolcular bizi arayıp kızların nasıl sürüklendiğini, nasıl çığlıklar attıklarını ve onların nasıl zorbalıkla uçağa götürüldüklerini anlattılar. Oraya iner inmez hapise atıldılar, şu an karı ve koca ikisi de hapisteler, onlara işkence edildi ve dayak atıldı havalimanında…

Mahkeme, gelen bilgiye göre ailenin Pencap Anti-Terör Dairesi tarafından kaçırılmış olduğu detayını atlamadı ve şikayetçi olduğumuz bu timin üst düzey müsteşar yardımcısını ifade vermeye çağırdı. Biz bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız, köküne kadar ineceğiz ve bu emri verenin kim olduğunu öğreneceğiz. Acaba o mahkeme emirlerini çiğneyip kendi emrini bastıran yönetici kim?

Size ayrıca ilginç bir şey daha söyleyeyim: İçişleri Bakanlığı bu konuyla ilgili açıklama yaptı ve ailenin sınır dışı edilmesi hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtti. Federal İstihbarat Dairesi’nin (FIA) bile haberi yokmuş olan bitenden. Ailenin ülkeden çıkış yaptıklarına dair herhangi bir kayıt yok. Dışişleri Bakanlığı da aynı şekilde bilgi sahibi olmadığını belirtti. Madem bu iki bakanlığın hiçbir şeyden haberi yok, o zaman burada oturmuş her şeyi emreden o üçüncü şahıs kim acaba? Madem bir üçüncü şahıs var, o zaman o da şu anda oturmuş bizi dinliyordur. Biz de biliyoruz onun kim olduğunu ve yakasını bırakmayacağız.

İçişleri Bakanlığı, FIA’nın bile haberi olmadığını söylüyor. O zaman bu aile ülkeden nasıl ayrılabildi? Pasaportları bizde olduğu halde aile nasıl gönderildi? Kim götürdü pasaportları olmadan onları? Kimin gücü pasaportu olmayan insanları ülkeden çıkarmaya yeter? Siz gidebilir misiniz pasaportsuz ülke dışına? Ben gidebilir miyim pasaportsuz? Devlet yetkililerden birisi bunu emretmediği müddetçe, ‘götür’ demediği müddetçe nasıl olur bu?’

***

Pakistan’da vicdan sahibi bir hukukçu, Türkiye’de vicdan yoksunu medya mensupları ve iktidarın hukuksuz talimatlarını yerine getiren ‘kapı kulları’na insanlık ve hukuk dersi veriyor.

BM’nin ‘mülteci’ statüsündeki yani korumasındaki bir Aile, pasaportları olmadan, kaçırılarak kuyruk numarası gizlenen Türk istihbaratının özel uçağındaki istihbaratçılarına teslim ediliyor.

14 ve 16 yaşındaki gözleri bağlı masum kız çoçuklarının çığlıklarına, yerde sürüklenmelerine, zorbalıkla uçağa bindirilmelerine havalimanındaki yolcular şahit oluyor.

İranlı Rıza Zerrab için ‘benim vatandaşımı gözaltına almışlar’ diyerek ABD’ye kafa tutan iktidar, ‘benim başörtülü bacıma’ diyerek yıllarca kadınlardan oy devşiren iktidar, başları örtülü Türk kızlarına işkence yapıyor ve yapılmasına imkân sağlıyor.

14 ve 16 yaşındaki masum çocuklar (anne ve babaları da masum olduğu halde) gece yarısı başlarına çuval geçirilerek kaçırılıyor, gözleri bağlı bilmedikleri bir uçağa çığlıklar içinde zorla sürüklenerek ve zorbalıkla bindiriliyor, sonra da Türkiye’de yakınlarına teslim ediliyor.

***

Bu zulmü masum yavrulara yaşatmaya ne hakkınız var?

Bu yaşadıkları acı ve uzun travmayı nasıl atlatacaklar?

O masum yavrulara bu zulmü nasıl reva gördünüz?

Dünyada hesap vermekten kurtulsanız bile ‘Mutlak Adalet’ sahibi Allah’a hesap vermeyecek misiniz?

İdamla haksız yere yargılandığı mahkemeden serbest kaldıktan sonra meydana sıralanmış darağacındaki masumları gören Bediüzzaman gibi bu zorbalık karşısında biz de ‘YAŞASIN ZALİMLER İÇİN CEHENNEM’ diye avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz…


Originally published at www.tr724.com on October 21, 2017.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.