Haziran fırtınası sert esecek

Türkiye’yi aile şirketi gibi idare etmenin keyfini süren Recep Tayyip Erdoğan, en hafif bir itirazı bile kendisine isyan bayrağı açılmış gibi telakki ediyor. Liderliğini perçinlemek istediğinde ya da muhalifleri ‘düşman’ ilan etmeye karar verdiğinde ‘mutlak itaat’, ‘sırat-ı müstakim’ ve ‘şerik koşmadan teslimiyet’ gibi kavramları bilerek telaffuz ediyor. Artık her şeyi avuçlarının içine aldığına o kadar emin ki anayasa ve kanun zaviyesinden hareket etmek gibi bir derdi hiç yok! Ekonomiyi serapa kendisine bağlamak için düğmeye bastı. Hazine payı olan kamu iktisadî teşekküllerinde (KİT) genel kurul takvimini durdurdu.

21 Mayıs’ta Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) olağanüstü kurultayında Reis-i cumhur seçildiği Ağustos 2014’ten evvelki gibi tam yetkili liderliğini perçinleyecek. Şeklen de olsa iktidarını ikinci bir isimle taksim etmeyecek. Anayasa 16 Nisan referandumunda istediği gibi değiştiğine göre elini hiç çekmediği AKP’de partili cumhurbaşkanlığını icraatı ile mücessem hale getirecek. 5 Mayıs 2016’da Ahmet Davutoğlu’nun altından çektiği koltuğa emaneten oturttuğu Binali Yıldırım ve kendisine yakın gördüğü bazı isimler hariç kalmak kaydı ile TBMM Grubu’nda, parti teşkilatında ve hatta bakanlar kurulunda ‘pasif’ bulduğu nice ismi tasfiye edecek.

ERDOĞAN’I MEMNUN ETMEYENLER YAZDAN EVVEL GİDECEK

Siyasetin AKP bahçesinde Haziran fırtınası esecek. Emareleri belirmeye başladı. İktidar partisinde genel başkan değişir de bürokrasi aynı kalabilir mi? Erdoğan, kafasındaki iktisadî modeli artık daha bariz biçimde teşekkül ettirecek. Hükümetin sesi gazetelerin ekonomi sayfalarında geçen, “Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Borsa İstanbul, THY ve Takasbank gibi kamunun hisse sahibi olduğu kurumlarda genel kurulların hepsi 8–9 Haziran’da yapılacak.” cümlesinin altını çizdim. Söz birliği etmişçesine 8–9 Haziran’da genel kurul toplantısı tertip ediyor ismi geçen müesseseler.

Hepsi Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) göre Anonim Şirket olmasına rağmen kanunun emrettiği bir işlemi geciktirmekte ittifak ediyor. TTK’nın 409. Maddesi’nde, “Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. Bu toplantılarda, organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır, karar alınır.” deniliyor.

GENEL KURULLAR, SARAY’IN EMRİNE ÂMÂDE

Kanun gayet berrak. Bırakın haziran ayını, mayıs ayı bile genel kurul tarihi için çok geç sayılır. Teamül mart ve nisan ayları şeklindedir. Gerçi senelerdir genel kurul yapmadığı halde tek kuruş para cezası tahakkuk ettirilmeyen AŞ’lerin mevcudiyetinin yanında bir iki aylık gecikmenin sözü mü olur!

Burada calib-i dikkat husus şu: Genel kurullarını nisan veya mayıs aylarında toplayacağını ilan eden şirketleri bahse konu tarihten bir gün evvel ‘tehir’ kararı almaya sevk eden saikle son iki ayda Türkiye’de meydana gelen hadiselerin birbirinden bağımsız olmadığı aşikâr. Erdoğan referandumu kaybetseydi bu genel kurulların tamamı mayıs içinde toplanacaktı. Yüksek Seçim Kurulu’nun şaibeli hale getirdiği netice yüzde 51 ile Erdoğan’ın önünü açtı.

Hal böyle iken Erdoğan, parti ve kabineyle beraber ekonomi bürokrasisini altüst edecek. Uzaktan, Saray’dan tele konferansla bir yere kadar hükmedebiliyordu. İki ayrı liderlik makamı olunca Binali Yıldırım’a ‘reis böyle istedi’ diyenler Erdoğan’ın huzurunda ‘Binali Bey’i ikna edemedik’ mazeretine sığınabiliyordu. Bunları bulmak yakalamak vakit alıyordu. Şimdi elinin altında tuttuğu meşhur fişleme koleksiyonu vizyona girecek.

ALİ BABACAN AİLE ŞİRKETİNE İKNA OLACAK MI?

Haziran devrimi dediklerinde halk devriminden eser yok. Yine de ‘Haziran Devrimi’ sloganlarını yabana atmayın. Bu slogan, Erdoğan’ın parti içinde ‘sakıncalı’ bulduklarına karşı 21 Mayıs’tan itibaren başlatacağı tasfiyeleri haber veriyor. Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Bülent Arınç’a yakın kimse kalmayacak vitrinde. Ali Babacan’ı nereye koyacağına henüz karar veremedi. Babacan, aile şirketinde bir koltukta oturmaya razı gelirse Haziran fırtınasından bakanlık devşirecek. Kalan son itibar kırıntılarını çöpe atabilirse kendisine koltuk verilecek. Pazarlıklar sürüyor.

THY, Halkbank, Ziraat Bankası, Borsa İstanbul ve Takasbank’ı tek başına idare edebilmek için Varlık Fonu’nu kurduran Erdoğan, mevcut yönetim kurulları ile bu gayesine nail olamayacağını biliyor. Fona devretse de bu şirketler hakkında karar almak ya da icraat ancak yönetimin tensibi ile mümkün olabiliyor. Fonun Erdoğan’ın istediği kıvama gelmesi için bünyesindeki şirketlere baştan sona şekil verilmesi şart. Genel kurullar, Erdoğan’ın genel başkanlığından evvel tamamlansaydı yine arada kaynayıp gidenler olacaktı. Oysa gecikmeye tahammülü kalmadı.

YENİ YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN LİSTESİ SARAY’DA

Erdoğan, Başkanlık seçimine kadar lazım gelen parayı en kestirme yolla Varlık Fonu’ndaki şirketlerden temin edecek. TBMM ve Sayıştay’ı devre dışı bırakmak bile Erdoğan’ı tatmin etmedi. Ne diyorsa anında yapılacak. Yeni yönetim kurullarına girecek isimlerden (listelerin hazır olduğu söyleniyor) matbu evrak imzalamaktan başka bir vazife beklenmiyor. Buna mukabil bol sıfırlı huzur hakları ile mesut bahtiyar yaşayacaklar!

Genel Kurul, şirketlerin en üst karar ve teftiş merciidir. Buraya siyasetin müdahalesi kabul edilemez. Erdoğan, hem hakem hem kulüp başkanı hem teknik direktör hem de santrafor olacağı ana kadar maçı tatil etti. 21 Mayıs’ta düdüğü çaldığında maç kaldığı yerden devam edecek. Erdoğan’ın himayesinde senelik 5 milyar TL’lik geliri paylaşan sanal kumarbazlar (bahisçiler) muhtemelen bu maça da para yatıracaktır. Zira her mevkiinde Erdoğan’ın oynadığı ve idare ettiği bir oyun düzeni evvela sanal kumarbazların ihtisas sahasına girer. Hakikî iktisatçılar, hür hukukçular ve kalemini satmamış gazeteciler tribünde kaldıkları ve güneşi gördükleri her saniyenin kıymetini bilsin.

Haziran fırtınası arifesindeki sessizliği hayra yormuyorum. Erdoğan, Türkiye’yi aile şirketine çevirme yolunda son düzlüğe girdi. 16 Nisan’a kadar saçtığı milyarlarca doların zayi olmaması biraz da son düzlükte icra edeceği oyun düzenine bağlı.

Genel kurul deyip geçmeyin… Maç hâlâ tatil edilmiş vaziyette. En kötüsüne hazırlıklı olun…


Originally published at www.tr724.com on May 16, 2017.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Semih Ardıç’s story.