Homeland 6. sezon ya da askeri vesayet gidince demokrasi gelmedi

Haber-Yorum: Kemal Ay

Düşünün ki yeni Amerikan Başkanı seçilmiş, ofise geçmeyi bekliyor. Bu sırada Amerikan bürokrasisinin yöneticileriyle toplantılar yapıyor. Bir ‘geçiş takımı’ kuruyor ve gelecekte uygulamayı düşündüğü politikaları ‘iş arkadaşlarıyla’ paylaşıyor. Ancak bu ‘iş arkadaşları’ özellikle de Amerikan güvenlik bürokrasisinin önde gelen isimleri, ordudan ve istihbarattan bazı kişiler, başkanın bazı politikalarını ‘beğenmediklerini’ söylüyorlar. Mesela yeni başkan, ABD’nin artık uluslararası sularda bu kadar fazla askerî operasyonu olmaması gerektiğini düşünüyor, CIA’in ve ordunun bütçesini kısacağına dair işaretler veriyor. Bunun üzerine CIA’in ve ordunun bazı isimleri, Washington’dan başka bazı ‘müttefiklerle’ bir araya gelip yeni başkanı köşeye sıkıştırmak için bir komplo planlıyorlar.

Bu komplonun amacı, Amerika’nın uluslararası operasyonlarının ne kadar önemli olduğunun halka anlatılması. Bunun için bir terör saldırısı planlıyorlar. Hatta bu saldırının yeni başkanı hedef aldığına dair izler bırakıp yeni başkanı henüz koltuğa oturmadan ‘güvenlik konseptiyle’ tanıştırıyorlar. Derken yeni başkan daha dişli çıkıyor. Bu oyunlara gelmeyeceğini gösterip sesini çıkarıyor. Savaşta kaybettiği oğlundan bahsediyor ve artık buna bir son vermek gerektiğini anlatıyor. Komplo çöküyor yani.

Derken askerî bürokrasi, komplocular arasında yer alan CIA direktöründen habersiz biçimde komployu ileri taşıyor ve yeni başkana bir suikast düzenlenmesine ön ayak oluyorlar. Tabi bunun için ‘odayı ısıtmaya’ ihtiyaçları var. Önce yeni başkanın oğlunun aslında bir savaş kahramanı değil ‘kaçarken öldürülen’ bir korkak olduğuna dair haberler yayınlanıyor. Bu haberler, sosyal medya trolleri tarafından yaygınlaştırılıyor. Başkana yönelik bir ‘nefret’ organizasyonu yapılıyor. Derken CIA’de de çalışmış ve gizli operasyonlara katılmış ama son operasyonunda ciddi hasar gördüğü için bir süredir malulen emekli hâlde ortalıklarda dolaşan bir askerin ismi ve fotoğrafları kullanılarak ‘yeni başkan karşıtı’ şeyler yazılıyor. Zira başkana suikastla suçlanacak kişinin ‘uygun özellikleri’ taşıması mühim.

Nihayet, yeni başkanın çalışmalarını yürüttüğü otelin dışında kalabalık bir protesto olduğu gün, önce otelde bomba ihbarı yapılıyor ve ardından yeni başkanla ekibi otelden çıkarken bomba patlatılıyor.

Şansımıza, komploculara karşı gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışan ve arka plandan hep yeni başkanı kollayan bir ekip var. Bunlar son ana kadar olayların arka planını araştırıyor ve ulaştıkları bilgileri yeni başkanla paylaşıyor. Suikast günü de, son anda yeni başkanın otelden çıkmasını engelleyen ve patlayan bombaların arasında olmasının önüne geçen kişiler bunlar. Böylece hem büyük kumpas ortaya çıkıyor hem de bir nevi askerî darbe engelleniyor.

***

Bunları ben uydurmadım. ABD’de yayınlanan Homeland dizisinin 6. sezonunun hikâyesi aşağı yukarı böyle. Komployu ortaya çıkaranlar, dizinin başrollerini paylaşan Carrie Mathison, Peter Quinn ve Saul Berenson. Komploda yer alan CIA direktörü ise önceki sezonlardan tanıdığımız Dar Adal.

Daha önceki sezonlarında ABD’nin sınır ötesi operasyonlarını konu edinen dizi, her ne kadar Washington’a ciddi eleştiriler getirse de, radikal İslam, terörizm gibi konularda bazen oryantalist olmakla itham ediliyordu. Bana sorarsanız, bir TV dizisi olmasına rağmen dengeli bir üslup tutturabildikleri zamanlar vardı. Terör gibi çetrefilli konularda ‘kötü adamları’ ve yaşadıkları çevreyi anlatmak kolay olmuyor. Teröristler, çizgi romanların ‘kötü adamları’ gibi karikatürleşmeye meyilli karakterler. Hele ki ‘radikal İslamcı terörist’ karakterini İslam’la iç içe anlatmak, onun İslam’la ilişkisine derinlikli bakış getirmek bir Müslüman için bile zorken, Homeland senaristlerinin her şeye rağmen iyi niyetli olduklarını düşündüm hep.

Bu sezonda ise hikâye, Amerika’nın kendi iç kavgasıydı. Mesela yeni Başkan Elisabeth Keane, kendisine yönelen medya kampanyası ve akabinde gelen halk protestosunu görünce, ‘Bunları nasıl düşünebiliyorlar?’ gibi naif bir soru soruyordu bir bölümde. Soğukkanlı ve CIA’in ‘iyi yanını’ temsil eden Saul Berenson da, ‘Bunları o kadar çok ülkede iktidarı devirmek için kullandık ki…’ mealinde bir cevap veriyordu. Evet, Amerikan istihbaratı yurt dışında edindiği tecrübeyi bu kez ‘evde’ denemek istemişti, diziye göre.

Sosyal medyada ‘nefreti’ yönetmek için oluşturulan troll ordusu detayı, Rusya’nın son yıllarda çok tartışılan ‘hibrit savaş’ operasyonlarını hatırlatıyor. Son ABD seçim döneminde Rusların bu yöntemi kullandığına dair çok sayıda haber çıktı Amerikan medyasında. Ancak bunun Türkiye’de de yaygın ve çok daha açık şekilde kullanılan bir ‘yöntem’ olduğunu biliyoruz artık. Troll orduları, sosyal medyada ‘nefret yönetimi’, ‘karakter suikastı’, ‘yalan haberlerin yaygınlaşması’ gibi işlevleri görüyorlar. İstihbarat tarafından yönlendirildikleri neredeyse kesin.

Aslında bu işleri eskiden Genelkurmay’daki ekipler yapardı. 2008’deki AKP kapatma davasının delilleri arasına giren çok sayıda ‘haber’ aslında internetteki ne idüğü belirsiz sitelerdeki derme çatma metinlerden ibaretti. Bu sebeple ‘Google iddianamesi’ denilmiş hatta o dava dosyasına. Daha sonra bu sitelerin Genelkurmay tarafından açılıp işletildiği, hâliyle AKP’ye karşı ‘devlet eliyle’ bir kara propagandanın yapıldığı ortaya çıktı. Tabi iş işten geçti, bu davalar filan hep ‘kumpas’ oldu. Ergenekon dükkânı AKP’ye devretti.

Diziye dönersek, Homeland son zamanlarda ABD’de de tartışılmaya başlanan ‘derin devlet’ meselesini işlemiş oldu bu sezonunda. ‘Derin devlet’ bizde çok mistik bir kavramdı hep. Türkiye’yi de bilen bazı Amerikalı yorumcular bu sebeple uyarılarda bulundu. Zira ‘mistisizm’ meseleyle mücadele etmeyi zorlaştırıyor. Ucu bucağı olmayan, her kapının arkasında olabilecek bir ‘derin devlet’ kurgularsanız paranoyak hâle gelirsiniz çünkü. Bu da sizi yanlışlar yapmaya götürür.

‘Derin devlet’ aslında hükümetin politikalarını beğenmeyen, onu kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışan bir grup bürokrattan oluşur çoğunlukla. Bu isimlerin tamamı ‘aynı kafada’ değildir çoğu zaman. Orada da ittifaklar, güç dengeleri vs. vardır. Yasa dışı çalışmayı ‘makul’ gören, bu yöntemlerle ‘yasayı’ yönlendiren ve toplumu hep belirli bir duyguda tutmaya çalışan ‘derin devlet’ Batılı demokrasilere has bir yapı bir bakıma. Zira son zamanların fenomeni ‘illiberal demokrasilerde’ devletin kendisi zaten derin devlet gibi çalışıyor…

***

Ancak dizinin bence asıl mesajı, ‘derin devletle’ mücadele konusunda verilmiş. Tekrar diziye dönelim: Carrie Mathison ve Saul Berenson, yeni Başkan Elisabeth Keane’i ‘kurtarmış’ olmanın güveniyle kendilerini ‘aydınlık’ bir Amerikan sabahına bıraktığı sırada, bambaşka bir şey oluyor. Suikastlardan, ölüm tehditlerinden ve üzerine oynanan oyunlardan geçen Başkan Keane, komployu kuran kişilerle yetinmeyip istihbarat raporlarını kullanarak kitlesel tutuklamalara girişiyor. Hatta Saul Berenson’u bile tutuklatıyor. Bir nevi ABD’nin 15 Temmuz’u yaşanıyor…

Dizide de olsa, Amerika’da binlerce devlet görevlisinin bir gecede tutuklanmasını görmek şaşırtıcı elbette. ‘Demokratik bir ülkede nasıl olur?’ diye düşünüyor insan. Ancak olayın özü hep aynı: Yeterince baskı uygularsanız su 100 derecede değil 50 derecede de kaynar…

Başkan Keane, bu badireleri atlattıktan sonra herkes onun ‘daha demokrat ve adil’ bir başkan olacağını beklerken, o tarihin kendisine bahşettiği bu ‘güç yüzüğünü’ parmağına geçirip etrafındaki herkesi ‘ezmek’ için kullanmayı seçiyor. Kumpaslardan kurtulup halkın da desteğini alabileceği muhteşem bir hikâyeye sahip olunca, onu kimsenin durduramayacağına ikna oluyor çünkü. Kolay kolay kimse bu ‘krediyi’ elinin tersiyle itemez. Tarih, bu noktada insanın ‘daha fazla gücü’ tercih edeceğinin işaretleriyle dolu.

Nitekim Türkiye’deki hikâye de bundan çok farklı değil. Komplocuları, ‘derin devleti’ alt etmek, her zaman daha fazla demokrasi getirmiyor…

Ne yani ‘derin devletle’ mücadele etmeyelim mi? Etmek gerekiyor elbette ama daha akıllıca, daha dikkatle ve eşyanın doğasıyla fazla oynamadan etmek gerekiyor. Züccaciye dükkânında çürük çarık malzemeler var diye filin içeri girmesine müsaade etmemek gerekiyor.


Originally published at www.tr724.com on April 29, 2017.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Tr724’s story.