İlk günden tarihe geçti

Boğaziçi Üniversitesi’ne polis en son 8 Ağustos 2015 tarihinde girmişti. Bir serseri sapık Güney kampüsteki kız öğrenci yurduna yangın merdiveninden dalmış ve bir öğrenciye saldırmıştı. Üniversitenin daveti üzerine -ki bunu rektörlük yaptığı açıklamada özellikle belirtmişti- olay yeri inceleme ekipleri mekanda inceleme yapmışlardı.

Polis bu sefer bir sapık için gelmedi ancak sapık bir anlayışın ürünü bir atama için kapıya dayandı. Hem de TOMA’larla. Henüz kampüse polis girmedi ancak gidişat her an girebileceğini gösteriyor. Kendileri girmeyince öğrencileri de sokmama kararı aldılar ki olay kontrollerinde olabilsin. Öğrencilere 3’erli koldan kaldırımda yürüyebilme izni gibi absürt imkanlar tanıyan emniyet karşı gelenleri de gözaltına aldı. Hocaların araya girmesi ile yatışan ortalık şu an sakin.

Oyların yüzde 86’sını alan adayın rektör olamadığı üniversitede bir profesörün onuruna ve akademik siciline yedirerek seçime dahi girmediği halde rektörlük koltuğuna oturabilmesi için üniversitede huzur feda edilmiş durumda. Boğaziçi gibi marka bir üniversitenin günlerdir gündeme kayyum haberleri ile gelmesi ne kadar üzücü. Yeni memur rektörün daha şimdiden üniversitesine verdiği zarar korkunç boyutlarda.

Havuz propaganda haberlerine hazır

Gün içerisinde kampüs önünde polis gerginliği yaşanırken havuzda ise bu konu ile ilgili tek kelime yoktu. Erdoğan’ın kararının protesto edilmesi yüzünden mi yoksa olayların bilinmesi-yayılması mı istenmiyor şimdilik belli değil. Ancak kısa bir süre sonra terörist ve vatan hainlerinin rektörlük atamasını fırsat bilip üniversiteyi karıştırmaya çalıştıkları mealinde haberleri görmeye başlarız. Hatta olaya karışanların Boğaziçi öğrencileri olmadığı bilgileri dolaşır. PKK ile ilgili haberler hazır bekliyordur.

Öğrenci cephesinde ise aslında her şey yeni başlıyor. Öğrenciler kayyum rektörü tanımamakta ısrarlı. Bu işin inada binmesi en çok rektöre zarar verir. Öğrencileri tarafından istenmeyen, meslektaşları tarafından saygı duyulmayan birisinin ısrarla koltukta oturmaya çalışması olayların büyüyeceğine işaret. Boğaziçililere yönelik farklısın, zekisin, şaşırtırsın algısının beklentileri öğrencilerin biat etmeyiz inadı ile birleşirse Türkiye’nin en apolitik üniversitesi ciddi bir direnme merkezine dönüşebilir.

Üniversitelerin genleriyle oynanıyor

Boğaziçi tarihinde öğrencilerin akıllarda kalan birkaç eylemleri oldu. Rektörlüğün işgal edildiği 90’lı yıllarda öğrenciler ile rektörlük arasında bir centilmenlik bile söz konusu idi. Rektörlüğün işgal günü birkaç motorlu yunus gelmiş öğrenciler de kağıt oyunları bitince eylemlerine son vermişlerdi. Bu seferki gerilimin kaynağı Boğaziçi geleneklerine pek uymuyor. Boğaziçililerin biat etmesini ve kayyum ile yaşamasını isteyen zihniyet üniversitenin genleri ile oynuyor. Bilerek gerginliği tırmandırarak müdahale imkanı bulma, şiddet ile gençleri korkutma, tasfiye ve gerginlikler çıkararak olağanüstü dönemin bir kazancı da Boğaziçi olsun istiyorlar.

Günün bir diğer gelişmesinde, atanan kayyum rektör meslektaşlarına yolladığı mail ile merhaba dedi. “Katılımcı, çoğulcu ve özgürlükçü yaşam geleneğine sahip çıkmak ve Boğaziçi değerlerini geleceğe taşımak için var gücümle gayret göstermek rektörlüğüm süresince temel önceliğim olacaktır” diyen atanmış rektörün bu mesajı sosyal medyada alay konusu oldu. Bu mesajı yayınlayan rektörün ilk gününde ise şunlar gerçekleşti: Hakkı yenen alan rektör adayı büyük bir onurla akademik hayatına son vererek senin olduğun yerde durmam dedi, üniversite kapısına TOMA’lar dayandı, öğrenciler gözaltına alındı ve rektörlük önünde protesto devam ediyor.

Rektörün ikinci gününde neler yaşanacağı merak konusu. Bakalım Erdoğan’a Boğaziçi’nde fahri doktora töreni düzenleyebilecek mi yoksa yoksa bu yaşananlar bir doktora tezi mi olacak yakında belli olacak.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.