Kılıçdaroğlu’na niye kızdılar?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz için ‘kontrollü darbe girişimi’ nitelemesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ı kızdırdı. Erdoğan hızını alamayıp, ‘elindekini şimdi açıkla 16 Nisan’dan sonra işine yaramayacak’ bile dedi. Cumhurbaşkanı’nın sözlerindeki örtülü tehdit gözden kaçmadı.

Aslında bu Kemal Bey’in aynı minvaldeki ilk açıklaması değil. 8 Ocak 2017 tarihli Parti Meclisi toplantısında benzer şeyleri söylemişti. Hatta daha ileri giderek asıl darbenin 20 Temmuz’da yapıldığını savunmuştu. AKP’liler o zaman bu kadar büyük tepki göstermemişti. Şimdiki yüksek sesli cevaplar yaklaşan referandumla alakalı. Normal ve demokratik şartlarda kabul edilme şansı olmayan bir anayasa değişikliği oylanıyor. Erdoğan, partisini bile tam anlamıyla ikna edebilmiş değil. “Cumhurbaşkanı’nın şimdi isteyip de yapamadığı ne var ki bu değişiklikleri istiyor?” sorusu hâlâ cevaplanamadı.

Partinin ağır topları ve onlara yakın bilinen teşkilatlarda ise operasyon tedirginliği var. Abdullah Gül, Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu ısrarlara rağmen meydanlara çıkmıyor. Başbakan Yıldırım’ın “siyasette F… yok, temizledik” açıklaması rahatlatma yerine endişeyi artırıyor. Başbakan’ın sözlerinin bağlayıcı olmadığını herkes biliyor. 17 Nisan günü parti grubuna ve teşkilatlara ihtiyacı kalmamış bir Erdoğan’ın partide tasfiyeye girişmeyeceğini kimse inanmıyor.

Erdoğan panik halinde koalisyonlar kuruyor ama onlar da birbirini nakzeden birliktelikler. ‘Kerkük bizimdir zinhar vermeyiz’ modundaki MHP lideri Devlet Bahçeli ile Kerkük’ü ilhaka hazırlanan Barzani’yi aynı ipte tutmaya çalışıyor. Haliyle ‘ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildi’ durumuna düşüyor.

BATILI İSTİHBARATÇILARA SES YOK

Erdoğan’ın referandumda kitlesini harekete geçirmek adına tek malzemesi 15 Temmuz. İddianamelerin bu günlere denk getirilmesi tesadüf değil. Ama hem iddianameler hem de duruşmalar soru işaretlerini büyütmekten başka işe yaramıyor. Tek sesli medya ile algı operasyonu yapılırken Kılıçdaroğlu’nun çıkışı bir çuval inciri berbat edebilir. Panikte ve öfkelenmekte haklılar.

Tam burada izaha muhtaç başka bir durum ortaya çıkıyor. ABD, Almanya ve İngiltere’den benzer açıklamalar geldi. Almanya’nın hem iç hem dış istihbarat başkanları Erdoğan’ın darbeyle ilgili tezlerini ikna edici bulmadığını açıkladı. Darbenin arkasında Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi’nin olduğuna dair delilleri AKP’nin gösteremediğini belirttiler. Alman istihbarat uzmanı Erich Schmidt, “CIA, BND ve diğer istihbarat servislerinden gelen bilgilere göre darbe girişimi Erdoğan’ın kendi planıydı” iddiasında bulundu. Hem de ZDF kanalındaki bir açık oturumda söyledi bunları. İngiliz Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu aynı sonucu bir raporla açıkladı. Sedat Ergin’in ileri sürdüğü gibi kafadan da yazmamışlar. Bizim TBMM Araştırma Komisyonunun çekindiği görüşmeleri ve uzmanlarla toplantıları yaparak bu sonuca varmışlar. CHP liderine verilen tepki onlardan esirgendi. Erdoğan cephesindeki kısık sesli cevapların sebebi açıkladıklarından fazla bilgiye sahip olmaları. AKP, arı kovanına çomak sokmak istemiyor, ortaya dökülecek şeyler işlerini zorlaştıracak.

AKP İTİRAF ETMİŞ

Kılıçdaroğlu iki sözüyle AKP’nin bamteline vurdu. Birincisi partideki paniği büyüten ByLock listesini hatırlattı. 120–180 arasında ByLock kullanan olduğunu ileri sürüyor. O programın delil olmayacağına dair istihbarat birimlerinin bile raporu var ama kurt kuzuyu yemeye karar verdiyse dönüş yok.

İkincisi de şu cümle: “9:30’da darbe mi olur diye sordum ben kendilerine. Onlar da önceden deşifre oldular ifadelerini kullandılar. Demek ki bu onların önceden bu darbeden haberleri olduğu anlamına geliyor.” AKP yetkilileri tanklar sokağa inmeden durumdan haberdar olduklarını Kemal Bey’e itiraf etmiş. Acaba başka neler kaçırdılar ağızlarından? Panik havası bunun arkası olduğunu gösteriyor.


Originally published at www.tr724.com on April 4, 2017.

Like what you read? Give Sefer Can a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.