Lakabı adı kadar meşhur olan yıldızlar

Adı, futbol tarihinin en başarılı isimleri listesinin ilk sırasına yazılan Edson Arantes do Nascimento, 23 Ekim 1940 yılında doğdu. Futbol kariyerine 1950’de başlayan Nascimento noktayı 1977’de koydu. İçinizden, “Bu kimdi acaba? Neden tanımıyorum ki?” diyorsunuz muhtemelen. Kim bu Edson Arantes do Nascimento? Ne ara ‘en iyi futbolcu’ oldu? Hemen yazayım: Siz onu ‘Pele’ olarak tanıyorsunuz. Ya da ‘siyah inci’.

Futbol dünyasında bu şekilde lakaplarıyla bilinen ve gerçek isimleri neredeyse hiç gündem olmayan çok sayıda oyuncu var. Geçmişten günümüze bir bakalım…

Edson Arantes do Nascimento (Pele, ‘Siyah İnci’): Futbol dünyasında unutulmaz izler bıraktı. Top tekniği, gol vuruşları, çalımları, şutu, oyunu okuması kısaca futbol adına ne varsa sahaya yansıttı. Kendi adı yerine ‘kumsalda çıplak ayakla koşan’ anlamına gelen Pele ile meşhur oldu. Bir röportajında “Pele adından nefret ediyorum” diyerek ilginç bir çıkış yaptı. Pele’nin yanında en çok kullanılan lakabı ise ‘Siyah İnci’ oldu.

Eusebio Ferreira Da Silva (Siyah Panter): Mozambik asıllı olmasına rağmen ülkesi, Portekiz’in sömürgesi olduğu için bu ülke adına top koşturdu. Avrupa’nın en tehlikeli golcüsü olarak tarihteki yerini alan Eusebio, yıllarca hep ‘Siyah Panter’ olarak bilindi.

Franz Beckenbauer (İmparator): Karizması ve saha içindeki liderlik vasfıyla ‘İmparator’ lakabıyla ünlendi. Hem milli takım hem de kulüp düzeyinde zirveye çıktı. Uzun yıllar Alman futboluna oyuncu olarak hizmet ettikten sonra yönetici olarak da damga vurdu. Ne de olsa o bir İmparator…

Gerhard Müller (Bombacı): Futbol hayatında en kolay yaptığı iş gol atmaktı. Milli forma altında 62 maçta 68 gol atarak kırılması zor bir rekorun sahibi olunca lakabı da doğal olarak ‘Bombacı’ oldu.

Zbigniew Boniek (Gecenin Güzelliği): Polonya futbolunun gururu, Juventus’la başarıdan başarıya koşan Zbigniew Boniek’e İtalyan spor medyası ‘Zibi’ diyordu ancak dönemin Juventus başkanı Gianni Agnelli, o dönem meşhur olan bir operadan ilhamla ‘Gecenin Güzelliği’ lakabını takmıştı. Boniek, bilhassa geceleri oynanan Avrupa maçlarında yıldızlaşıyordu çünkü.

Ian Rush (Kartal): Liverpool’un gelmiş geçmiş en iyi golcüsü olan Gallerli Ian Rush için seçilen lakap attığı adrese teslim şutlardan dolayı ‘Kartal’ oldu.

Lev Yashin (Siyah Panter): Esnekliği, akla ziyan şutları bile kurtarmasıyla adını tarihe altın harflerle yazdıran Rus kaleci, maçlarda siyah forma giydiği için, tıpkı Portekiz’in Mozambikli yıldızı Eusobio gibi, ‘Siyah Panter’ olarak anıldı.

Fernando Ruiz Hierro (Kaptanların Kaptanı): Real Madrid formasıyla kazanmadık kupa bırakmayan Hierro sezon boyunca gösterdiği yüksek performanslar ve hava topundaki hâkimiyetiyle ünlendi. Uzun yıllar başarıyla kaptanlık görevini yerine getiren Hierro için uygun görülen lakap ‘Kaptanların Kaptanı’ oldu.

Laurent Blanc (Başkan): Fransız oyuncu, saha içindeki ‘fair-play’ tutumuyla yeşil sahaların gördüğü en beyefendi oyunculardan biriydi. Takımına yönelik gösterdiği liderlik vasfından dolayı da ona ‘Başkan’ diye hitap ediyorlardı.

Lilian Thuram (Profesör): Fransa Milli Takımı ve Juventus, Barcelona gibi takımlarla gösterdiği yüksek performansın sırrı basitti: Sakin oyun, mükemmel zamanlama ve güçlü fizik. Avrupa’nın en iyi savunmacılarından birisi olan Thuram, ‘Profesör’ lakabıyla ünlendi.

Juan Sebastian Veron (Cadı): Lazio’da yıldızı parlayan Veron’un Ada macerası tam bir fiyasko olmuştu. Önce M. United sonra Chelsea’da tutunamayan Veron, Çizme’ye dönerek İnter’de top koşturmaya başladı. Arjantinli yıldıza futbol basını ‘Cadı’ lakabını uygun görmüştü.

Francesco Totti (Küçük Prens) : Roma’nın unutulmaz yıldızı ve kaptanı Giannini’nin tahtına oturan Totti’yi taraftar ‘Küçük Prens’ olarak andı yıllarca. Zira selefi olan Giannini’ye ‘Prens’ denmişti.

Gabriel Omar Batistuta (Batigol): Öldürücü vuruşlarıyla Fiorentina taraftarının kalbinde taht kuran Arjantinli Batistuta ‘Batigol’ lakabıyla tanındı.

Marcelo Salas (Matador): Lazio’da yıldızı parladı, İnter’e gelince Ronaldo ile 9 numara krizi yaşadı. Formasının arkasına 8+1 yazdıran Şilili Salas için uygun görülen lakap ise ‘Matador’ oldu.

Roque Santa Cruz (Bebekgolcü): Genç yaşında Bayern Münih gibi bir devin formasını giyen Santa Cruz için taraftarın yakıştırması ‘Bebek golcü’ydü.

Walter Samuel (Gladyatör, Duvar): Roma’da gösterdiği performansla Real Madrid’e defans sorununu çözmesi için alınan Samuel, sakatlıklardan dolayı gerçek performansını sergilemeyince gözden düşüp İnter’e satılmıştı. Mücadeleciliğinden dolayı ‘Gladyatör’, adam geçirmezliğinden dolayı ‘Duvar’ lakabını aldı.

Pavel Nedved (Chebli Melek): Çek futbolunun medarı iftiharı olan Pavel Nedved, uzun yıllar Juventus forması giyerek sayısız başarıya imza attı. Bu arada İtalyan taraftarlar ona doğum yeri olan Cheb’den hareketle, ‘Chebli Melek’ lakabını takmıştı.

Edgar Davids (Piranha): Orta sahanın hemen gerisinde, bitmek bilmez enerjisiyle rakibe geçit vermeyen Hollandalı yıldız Davids için uygun görülen lakap Piranha’ydı.

Fernando Jose Torres (Çocuk): Hızı, gol vuruşu ve tekniğiyle henüz 16 yaşında Atletico Madrid formasını giymeyi başaran Torres için uygun görülen lakap ‘Çocuk’ oldu. Artık kariyerinde son dönemi yaşayan Torres futboluyla ve yaşıyla büyürken lakabı ‘Çocuk’ kalmaya devam etti.

Pablo Cesar Aimar (Küçük Palyaço): Arjantin futbolunun efsanesi Diego Maradona, “Aimar, para verip izleyeceğim tek oyuncu” demişti 2003 yılında. Arjantinli Aimar, Valencia’da umut vaat eden bir oyuncuydu ancak beklenen patlamayı da bir türlü yapamadı. Hızlı, teknik bir orta saha olarak hatırlanacak. Valencia taraftarı ona kısa boyundan ötürü, ‘Küçük Palyaço’ demişti.

Like what you read? Give Efe Yiğit a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.