Müflis patron işçinin parasını çalacak

Bankalardan aldığı 4,5 milyar dolarlık kredinin son iki taksitini ödeyemeyen Türk Telekom’dan bile medet uman hükümetin, kasasında 103 milyar Türk Lirası nakit para olan İşsizlik Fonu’nu gözden kaçırmış olma ihtimali var mıydı? Elbette yoktu. Borcu borçla çevirme devri de nihayete ererken para edecek her ne varsa listesi çıkarılıyor. Yağma sırası İşsizlik Fonu’na geldi.

Türk Telekom, THY ve Halkbank gibi Hazine payı olan şirketleri fona devredip bu hisseleri kefil gösterip yurt dışından borç alabileceklerini zannetmişlerdi. Amma velâkin Saray’daki hesap çarşıya uymadı. Türk Telekom 4,5 milyar dolar kredi borcunu ödeyemez halde. Üst üste iki ay temerrüde düştü. En fazla alacaklı mevkiindeki Akbank ve Garanti Bankası tarafından hisselerine yakında el konulabilir.

Yolcu sayısı azalan, ABD ve İngiltere’nin ‘kabinde tablet yasak’ diyerek Ortadoğulu hava yolu şirketi muamelesi yaptığı THY’nin o eski halinden eser yok şimdi. Turizm bir geriliyorsa THY üç zarar ediyor. Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın Reza Zarrab davası muvacehesinde New York’ta tevkif edilmesi Halkbank’a milyarlarca dolar para cezası kesilebileceği ihtimalini kuvvetlendirdi. New York Savcılığı, kara para aklama suçuna iştirak edenleri, paravan olarak Halkbank’ı kullanmakla itham ediyor. Naylon faturalar ve sahte evrak tanzimi gibi ağır iddiaların bedeli de ağır olacak.

VARLIK FONU YOKLUK İÇİNDE

İlk günden ‘Yokluk Fonu’ ismini verdiğim Paralel Hazine’den kısa vadede ümitlerini kestiler.

Zira satranç tahtasında en kıymetli taşlar üst üste devriliyor. Acilen para lazım. Enflasyon yüzde 11’i de aştı. Doları en azından 3,65–3,70 TL arasında tutmak için Merkez Bankası (TCMB) arka kapıdan yüzde 11,45 ile bankalara borç veriyor. Mart enflasyonu bu hesapları da altüst etti. Tüketici fiyatlarının TÜİK tornasından geçmiş hali bile nisanda yüzde 12’yi aşacak. Bu şartlarda TL’yi cazip kılmak için TCMB’nin yüzde 14’ün fevkine çıkmaktan başka çaresi yok. Yüksek enflasyonun tabî neticesi yüksek faiz ve azalan refah.

Diğer taraftan ‘evet rüşveti’ olarak dağıtılan yardımların, meydanlarda verilen sözlerin hepsi paraya bakıyor. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın 3,1 milyar lirası arada kaynayıp gitse de hazıra dağ dayanmıyor. Birkaç sene evvel dünyanın her tarafından para bulabiliyorlardı. Dolu bulutlar Türkiye semasına uğramaz oldu. Artık yatırımın damlasına hasret Anadolu toprakları.

İŞSİZE GELİNCE PARA YOK

İşte bu ahval ve şerait içinde İşsizlik Fonu’na (İF) göz diktiler. Fon, Mart 2002’de işsiz kalanların iş bulana dek bir müddet maaş desteği vermek maksadıyla kurulmuştu. Fonda şu ana dek 103 milyar TL birikti. Mevcut şartlarda ciddi bir tutar. Hükümet işsizliği azaltamadığı gibi fondan işsizlere kaynak aktarılması mevzuunda cimri davrandı. İşsizlik maaşı (2017’de 710 TL ila 1.421 TL arasında değişiyor) reel olarak artmadığı gibi en yüksek tutarda pirim yatırana bile en fazla 10 ay maaş veriliyor. Fondaki paradan işsiz kalanlara 15 senede 5,1 milyon işsize ödenen tutar 14 milyar TL. Bu kadar zamanda hak edenlerin kullandığı tutar fondaki paranın sekizde biri bile etmiyor.

Fondan GAP ve diğer projelere güya ödünç alınan para bile bundan fazla. İşsize niyet bütçe açığına kısmet! Çalışan ve işverenden kesilen paralarla ayakta duran İF’yi delmenin yollarını öğrenen ve şu ana kadar yaptığı yanına kâr kalan hükümet, bundan böyle işi kitabına uydurma zahmetine de katlanmayacak.

OHAL BAHANESİ İLE BİRLEŞTİRMİŞ GİBİ YAPACAKLAR

Olağanüstü Hal (OHAL) kalkmadan gece yarısı çıkarılacak bir KHK marifeti ile İF ile Sosyal Güvenlik Kurumu birleştirilmiş olacak. Her biri ayrı ayrı kanunlarla kurulan iki yapı, normal şartlarda, KHK ile birleştirilemez. İşsize ait bir para farklı mecraların fonlanması için kullanılacak. Sendikalar dâhil herkes üç maymunu oynuyor. Mamafih ‘yaptım, oldu’ edası ile hukuku askıya alan Adalet ve Kalkınma Partisi’ni bundan men edecek iki merci de kayıp. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın İF ile SGK tek çatı altında imiş gibi karar alınmasına ‘dur’ diyebilme ihtimali yok.

Yüksek mahkemelerin suskunluğundan cesaret alan Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu adım adım bu işlemin tamamlanacağını şöyle itiraf etti: “Yasa gerektirmeyenlerin hepsini inşallah hızla çözeceğiz. Ben devamlı yaşıyorum. İşkur ayrı bir yapı SGK ayrı bir yapı. Arkadaş birbirinizi örtüştürün. Yok, biz ayrı kurumuz. Ne demek ayrı kurum. Sağ kolla sol kolun bir yerde birbirine bağlı. Beraber yürüyeceğiz. Sağ ayakla sol ayak bir birine bağlıdır. Zıplaya zıplaya gidemezsin bir yere. Bunu birbirine koordine edeceğiz. Ama tabii ki elinizde sihirli değnek yok, basamak basamak.”

HÜKÜMET GAP İÇİN 16 MİLYAR TL ÖDÜNÇ ALDI, PARA HÂLÂ ÖDENMEDİ

SGK’nın senelik zararı 85 milyar TL. Bütçede kaynak kalmadı, ilaç ve muayene ücretlerine zam üstün zam yapılsa da kara deliği kapatmak imkânsız. İşkur’un uhdesindeki 103 milyar ise referandum sonrası lazım gelecek harcamalarda iş görebilir. İşkur, dolayısıyla İF ayrı bir yönetim kurulu tarafından idare ediliyor.

Yönetim kurulu, daha evvel benzer talepler geldiğinde kanunun çizdiği çerçeveyi aşan hususlarda hükümetten yazılı teminat (TBMM’den onaylı) istiyordu. GAP için 16 milyar lira kanuna istinaden kullandırıldı. Hükümet aldığı parayı güncel karşılığı ile 2014’te kasaya iade edecekti. O para hâlâ tahsil edilemedi.

FON ZARAR EDERSE İMZASI OLANLAR DÜŞÜNSÜN

Bundan sonraki kaynak kullanımı daha yüksek olacak. SGK’nın açıkları başta olmak üzere nakit ihtiyacı duyan müesseselere, bakanlıklara can simidi vazifesini İF görecek. Kanun değişmediği halde bu yağmaya göz yuman memur ve idareciler, Fon’un uğrayacağı zararın tamamından mesul olacaktır.

Yarın mahkemede, “Hukukî mesnetten mahrum bu işleme/ödemeye niye imzayı attın?” suâline bir başına cevap vereceklerini unutmasınlar. Bugün bürokratların sırtını sıvazlayan bakanlar o gün hepsinin gözlerinin içine baka baka, “Bana mı sormuşlar efendim! Çeksinler cezasını.” diyerek işi pişkinliğe vuracak.

Unutmayın Türkiye, bir anonim şirketi gibi idare ediliyor. Bugüne dek müşahede ettiklerimiz fiilî başkanlığın işçiye/vatandaşa çıkardığı faturanın çok cüzî bir kısmı. Müflis patron, işçisine ait parayı, onun hakkını gasp ettikten sonra ne yapacak? Lüks içinde yaşamaya alışmış tüccarın rahatını bozmamak uğruna neler yapabileceğini hayal bile edemezsiniz.

Patronun müflis olması ihtirasının da tükendiği mânâsına gelmez…


Originally published at www.tr724.com on April 5, 2017.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Semih Ardıç’s story.