Partili Danıştay Başkanı!

16 Nisan anayasa referandumunun önemli siyasi sonuçları olacak. En başta partili cumhurbaşkanına geri dönmüş olduk. Yani yaklaşık 60 yıl geri sardık filmi. Hatta 1950 öncesine gittik desek daha doğru. Zira Celal Bayar partili Cumhurbaşkanı’ydı ama Adnan Menderes parlamenter sistemin bütün yetkilerini kullanan güçlü başbakandı. Siyasal İslamcıların yolu gide gide çok eleştirdikleri İsmet İnönü’ye çıktı. Orada da duracakları yok, istikamet Atatürk. Neyse bugünkü konumuz o değil. 16 Nisan yargıyı neye dönüştürdü, ona bakacağız.

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün “16 Nisan 2017 tarihinde halk oylamasına sunulan ve kabul edilen değişiklikle Anayasamızda var olan kuvvetler ayrılığı ilkesi daha da belirgin hale getirilmiştir” sözleri yeni dönemin ipuçlarını veriyor. Danıştay’ın 149. Kuruluş yıldönümünde konuşan Başkan ‘partili yargı’nın tescilini ilan etti, aslında. Güngör’e bu gerçeği böylesine net ve çıplak bir biçimde yüzümüze çarptığı için teşekkür borçluyuz. Hâlâ yargıyı bağımsız filan zannedip gafil avlanmayın. Ya da CHP’nin nafile müracaatlarından sonuç çıkacağı beklentisine girmeyin.

Danıştay Başkanı kurdelayı kesip açılışı dün yapsa da inşaat çoktan bitmiş anahtarlar Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a teslim edilmişti. Şimdi aile içinde mütevazı bir törenle kamuoyuna duyuruldu. Başkan ve daire başkanlarına sus payı verilerek bütün Yargıtay ve Danıştay üyeleri bir gecede kanunla görevden alındı. Yeni seçmece üyeler tam da 15 Temmuz atmosferinde atandı. 2 AYM üyesi, 131 Yargıtay üyesi, 43 Danıştay üyesi, 5 HSYK üyesi, Kanun Hükmünde Kararnamelere dayanılarak ihraç edildi, pek çoğu tutuklandı. Bunlara ses çıkarmayan cüppelilere ‘yüksek yargıç’ demeye ve onlardan adalet beklemeye devam edecek miyiz?

AKP VE YANDAŞLAR BİLE MAĞDURİYETLERİ SAVUNAMIYOR

Zerrin Hanım’ın daha büyük gafı ise KHK’ları savunması. “Kişilerin hak ve özgürlüklerine, amaç dışında herhangi bir sınırlama getirilmemiştir” ifadesini kullanan biri cüppesine parti rozeti taksa sırıtmaz. AKP’liler ve yandaş yazarlar bile KHK’ları Güngör kadar cansiperane savunamıyor. Onların “kurunun yanında yaşlar yanıyor” dediği yerde Danıştay Başkanı 150 bin kişiyi ilgilendiren bir konuda kefil oluyor. Hükümet, mağduriyetlerin olabileceğini kabul edip, incelemek için komisyon kurma kararı alıyor. Sembolik sayıda iadeler yapılıyor. Ama Zerrin Hanım’a sorarsanız, sorun yok! Düşünün AKP milletvekili Şamil Tayyar’ın “Bu iş rayından çıktı, ben artık yokum” diye isyan ettiği günlerde bir yüksek yargı başkanı “kişilerin hak ve özgürlüklerine, amaç dışında herhangi bir sınırlama getirilmemiştir” ifadesini kullanıyor. Hem de bu kişi, insanların hak aramak için müracaat edecekleri, mağduriyetlerinin giderilmesini isteyecekleri itiraz merciinin başkanı.

İHSAS-I REY TAM DA BU!

Danıştay Başkanının KHK’lara kefil olması hukuk fakültelerinde okutulacak beş başı mamur bir ‘ihsası rey’ örneği. Yargıç, önüne gelmesi muhtemel konularda önceden görüş açıklayamaz. Bu bir erdem filan da değil, zorunluluk. İdarenin yönetsel eylemlerinin denetimini idari yargı ve onun yüksek mahkemesi olan Danıştay yapıyor. KHK’ların işinden ettiği, sosyal güvencesini ve başka haklarını elinden aldığı yurttaşlar size gelecek. Bugünden ‘sınırlama getirilmemiştir’ cümlesini hem de ‘herhangi bir’ güçlendiricisiyle kuramazsınız. Bu incelemeyi yapacak ilk derece mahkemelerine diktede bulunamazsınız.

Tabii bunlar hukuk devletleri için geçerli zorunluluklar. 16 Nisan’da ilan edilen ve Zerrin Hanım’ın iki gün önce tescillediği partili yargıçlar ülkesi için lüks şeyler. Üstüne Erdoğan, Hakimler Savcılar Kurulu üyelerinin yarısını cumhurbaşkanı, kalan yarısını da AKP Genel Başkanı sıfatıyla seçecek. O zaman yargıçlara parti rozetiyle birlikte düğmeli cüppe dağıtılacak! Zerrin Hanım artık önünü iliklemeye çalışırken zorlanmayacak.


Originally published at www.tr724.com on May 12, 2017.