Reşat Petek haklı arkadaşlar, darbeleri araştırma işi yaş!

Son günlerin en fazla tartışılan ismi Reşat Petek. Hani şu 15 Temmuz’u ‘araştırma/ma’ Komisyonu Başkanı olan AKP Milletvekili… Ergenekon ve Balyoz gibi darbe yargılamalarında yalın kılıç mahkemeleri savunan emekli savcı… Yeni Şafak’taki emekli korgeneral Mehmet Şanver ropörtajını okuyunca adamcağıza hem acıdım hem hak verdim. Her konuşan bu kadar açık verse 15 Temmuz’a dair kamuoyu algısı alt üst olur. O kahramanlık destanından bir ihanet romanı çıkar hafazanallah!

Düğün sahibinin ettiğine bak!

‘Hava Kuvvetleri komutanlığı için en güçlü adaydı’ şeklinde takdim edilen paşa asıl şöhretini kızını düğününe borçlu. O uğursuz gece bütün kuvvetlerde düğün günüymüş malum. Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı ayrı ayrı düğündelermiş. Hava Kuvvetleri Komutanı ve komuta kademesini ağırlayan düğün de Şanver’e nasip olmuş. Muhtemel HKK olacak adama hiç saygıları yokmuş! Aynı güne düğün konulur mu! Şaka yaptığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz; kimin çay kimin kahve içeceğini bile hiyerarşi ile belli eden bir kurumdan bahsediyoruz.

Saat 15'te öğrenilen darbenin kan dökülmeden önlenmesi mümkün iken komutanlar halay başı olmak için düğünlere akın etmiş. Biz hep Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a neden haber verilmedi (verilmediyse tabi) diye tartışıyoruz. Asıl darbeye müdahale edecek komutanların ‘kör ve sağır’ hallerini konuşmak lazım. Şanver, kendilerinin darbeden akşam 9–9.30 civarında haberdar olduklarını söylüyor.

Oysa televizyon seyreden yurdum insanı onlardan neredeyse bir saat önce öğrenmişti. Şanver önemli bir meselenin altını çiziyor, belki de farkına varmadan. Ya da 48 saat bekletildikten sonra huzura çıkarıldığı savcılıktaki mesaj ve sonrasında gelen zorunlu emeklilik talebinin intikamını alıyor. “Genelkurmay Başkanı’nın hava sahası talimatı 19.05'te verilmişti değil mi?” sorusuna şu ilginç cevabı veriyor: “Hayatın normal akışına aykırı bir durum bu. Böyle bir emir yayınlandığı anda hava sahasının kontrolünden sorumlu komutan olarak benim haberimin olması lazımdı. Daha yayınlanmadan, emir olgunlaşma safhasında telefonla benim haberdar edilmem gerekirdi.”

Türkçesi şu: Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, “Darbeyi önlemek ve hava sahasını kapatmak için emir yayınladım” diyor. Daha yayınlanmadan haberdar olması gereken komutan diyor ki: “Bana bu emir gelmedi!” Yasak savma kabilinde yazılı bir emir geçmiş intıbaı oluşuyor bu sözleri duyunca.

Meğer darbe hedefine ulaşmış

Şanver, daha tehlikeli bir şey söylüyor, darbenin hedeflerini anlatırken… Şöyle diyor: “Tali hedeflerden biri Silahlı Kuvvetlerin ele geçirilmesi ve güçsüz duruma düşürülmesi. Bunda kısmi başarılı olundu. Silahlı Kuvvetlerin itibarı düşürüldü, yapısı çok farklı hale geldi.” Yanlış bilmiyorsak darbe başarılı olmadı. Öyleyse bu kadar önemli bir hedef nasıl ve kimin eliyle gerçekleştirilebildi? Önemli hedeflerinden biri gerçekleşen darbeye başarısız denilebilir mi?

Emekli Paşa’yla mülakatı asgari gazetecilik standartlarını haiz bir gazeteci yapsa sorması gereken sorular var. Fakat malum basılı ürünler gazete olarak değer taşımıyor ve o soruları sormaları imkansız. Mesela şu soruya Paşanın cevabını merak ediyorum: Sizin konumunuzda birinin düğününe Akar’ın gelmesi gerekir. Neden gelmediğini size nezaketen de olsa bildirdi mi? Ya da asıl soru şu olurdu: Darbeyi haber veren pilotun atılması ve tutuklanmasını nasıl izah ediyorsunuz? 15 Temmuz’a dair her konuşmanın başına bu soru levha olarak asılmalı. Hepimiz birbirimize günde birkaç defa bu soruyu sormalıyız. İhbarcının suçu neydi?

Esas oğlanlar yerine figüranları komisyona çağıran Reşat Petek haklı değil mi beyler? Yandaşın çanak röportajından böylesine gaflar çıkıyor. Akar ya da Hakan Fidan’ın sorulara muhatap olduğunu düşünsenize. “Neden üstlerinizi, astlarınızı ve hatta kamuoyunu bilgilendirerek kan dökülmesinin önüne geçmediniz?” sorusu bile tek başına yeterdi.

Eski Başsavcı Petek stajerken böyle bir soruşturma yürütse kariyeri başlamadan biterdi. Ama şimdi Külliye iradesi onun minik iradesine baskın geliyor. Ayrıca geç başladığı siyasete hemencecik veda mı etsin? İkiz kardeşiyle birlikte yürüyen ticari faaliyetlerini de mi düşünmesin? Bu arada kardeşi o kadar benziyor ki insanlar ‘Reşat’ diye azami hürmet ediyor. Bu benzerlik işlerin tıkırında olmasına da yarıyor mu acaba?

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.