Sakıncalı kitaptan, Bylock bulunduranın gözaltına alınmasına…

Son günlerde Cemaat’e yönelik yapılan operasyonların odağında olan bir akıllı telefon uygulaması var: ByLock. AK Parti hükümetinin ve medyasının her zamanki şiarınca, rivayet muhtelif. Yani, çeşitli söylentiler var konuyla ilgili. Aralarından ‘makul’ gelenleri ayıklamaya çalışarak, internette uzun süre vakit öldürebilirsiniz.

Evvela, programın menşei konusunda ortada farklı hikâyeler var. ByLock, ilk olarak Ağustos 2014’te haber verilmiş, yabancı kaynaklı bir cep telefonu uygulaması. Program o kadar itibar görüyor ki, Kasım 2014’te uygulamanın sahibi kapatıyor. Cemaat’in bu programı kullanmaya başlaması, muhtemelen o tarihten sonraya rastlıyor.

Cemaat neden böyle bir yazılıma ihtiyaç duyar? Basit: İnsanlar iletişim kurma ihtiyacı duyuyor. Neden böyle gizli kapaklı bir program tercih ediliyor peki? Basit: Devlet 17/25 Aralık’tan bu yana bütün güvenlik birimleriyle ‘cadı avı’ yapıyor. İnsanlar, bir arada bulunduklarını ispat etmeyen HTS kayıtlarından bile tutuklanıyor. Cep telefonu mesajları ve telefon dinlemeleri teknik takipte.

Bu, bir suç olduğuna işaret eder mi? Etmez. Nitekim, konuya dair en kapsamlı haberi yapan Reuters’e konuşan Türk yetkililer, binlerce kişinin bu uygulama aracılığıyla haberleştiğini tespit ettiklerini ama burada ‘darbe planı yaptıklarına’ dair bir emareye rastlamadıklarını söylüyor. Yani ByLock’tan bir ‘suç’ bulunabilmiş değil ama Cemaat operasyonlarında zaten ‘suç’ değil, ‘irtibat’ aranıyor.

“Paralel” lafzını yeniden kullanıma sokmak Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı bu programın TÜBİTAK’taki Cemaatçiler tarafından geliştirildiğini söyledi geçenlerde. “Devlete değil Cemaat’e çalışıyorlar.” dedirtmek için bu yaygara. Yoksa, bahsedildiği gibi program dışarıda geliştirilmiş ve Reuters’in ulaştığı uzmanlara göre ‘amatör işi’ bir araç.

1990’lardan alışkın olduğumuz “İcraatin İçinden” gazeteciliğinin 2010’lardaki versiyonu Abdülkadir Selvi ise az daha farklı bir hikâye anlatıyor.

Selvi’ye göre, iç yazışmalarda Tango kullanılıyor. Tango kullanmak suç değil tabi, zira milyonlarca kullanıcısı var dünya genelinde. Yine aynı yazıda MİT’in TSK’da rütbeli 600 kişinin ByLock kullandığını keşfettiği aktarılıyor. Muhtemelen Selvi’ye bunları anlatan yetkili Reuters’e de bu isimlerin hepsinin darbede rol aldığını söylemiş. Fakat ‘şeffaf’ bir devletimiz olmadığı için o isimlerin kim olduğunu ve darbede ne görev aldıklarını muhtemelen asla öğrenemeyeceğiz.

Bir diğer hikâye de, MİT’in ByLock’taki milyonlarca mesajı deşifre ettiği ve bunları tek tek incelemeye aldığı yönünde. Tabi, ByLock kullanıcı sayısı sürekli değişiyor. 30 bin ile başlayıp 215 bine kadar çıktığı oldu. Ancak Selvi’ye göre sayısı 100 milyondan fazla olan mesajların deşifre edildiğine dair henüz bir emare göremedik. İnternette dolaşan ve “Filanca kişinin ByLock mesajları” denen hurafeleri saymazsak.

İzmir’deki bir soruşturma dosyasına giren ByLock yazışmaları, bir sanığın telefonundan elde edilmişti sadece. Orada da Cemaat mensupları arası ‘rutin’ denebilecek konuşmalar yer alıyordu. İddialar arasında, darbe gecesi askere mukavemet edilmemesi yönündeki ‘talimatlar’ ilgi çekici ancak bunun bir şeyi ‘ispat etmeyeceği’ de aşikâr.

ByLock’un deşifre edilmesi sebebiyle darbe gecesi darbecilerin WhatsApp kullandığı iddia ediliyor. 13 Şubat 2015’te Yeni Akit gazetesinde ‘deşifre’ olan ByLock’un yerine 2016’nın Temmuz’una kadar yeni bir program yazılamamış olması izaha muhtaç. Belki Cemaat vazgeçmiştir bu işlerden, WhatsApp’a güvenmiştir.

Ama her şeye rağmen, Reuters’e konuşan güvenlik uzmanı Dan Guido’nun dediği gibi, Whatsapp’ta binlerce insanın bir grupta yazışmasını çözmenin yolu bir kişiyi yakalamaktan geçiyor. Abdülkadir Selvi’ye göre ‘hayli büyük başarıyla gizlenen’ ve MİT, Emniyet ve Jandarma İstihbarat’ın ruhunun bile duymadığı böyle bir darbe planının WhatsApp’ta baştan sona ele alınması, tuhaf tabi.

Şimdi Türkiye Cumhuriyeti güvenlik ve yargı birimleri, ellerinde MİT’ten aldıkları bir ByLock listesiyle kapı kapı dolaşıp adam/kadın topluyor. İnsanları tutuklarken Facebook paylaşımları delil gösterilebiliyor ama şimdiye kadar delil olarak sunulmuş tek bir ByLock paylaşımı ortaya çıkmadı. Bu da ByLock kullanmış kişilerin listesinin tamamen uydurma olduğu tezini doğruluyor. Büyük ihtimal öyle bir liste yok. Yani ByLock indirmiş on binlerce kullanıcı bilgisi tutuklamalarda kullanılmak için icad edilmiş bir yalan haber. Yargı “Biz sorgulayalım, bylock kullandın diyelim, itiraf ederse ne ala” niyetiyle bu isnadları yapıyor olmalı.

“ByLock listesi var” varsayımı diyelim ki doğru. O zaman ByLock gibi ‘amatör’ bir programa güvenen Cemaat’in suçu büyük; ama telefonunda bu program var diye insanları gözaltına alan devletin günahı daha da büyük.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Ali Mirza Yazar’s story.