Siyasal İslamcı olmak ne güzel!

Erdoğan, Pakistan gezisinde vekillere konuştu. Beklendiği gibi konuşmasının bir bölümünü Cemaate ayırdı. Dinlerarası diyalog hakkında olumsuz sözler söyledi. Ancak yine baltayı taşa vurdu çünkü arşiv dinlerarası diyaloğun öneminden bahseden onlarca konuşması ile dolu. Kendi STK’larının düzenlediği özel toplantılar bile var.

Erdoğan’ın bu sözlerinden sonra Papa’ya Kasım 2014 tarihinde (yani Cemaat’in ‘terör örgütü’ olduğunu keşfettiği tarihten sonra) yazdığı mektup tekrar gündeme geldi. Papa için Kutsiyetpenahları saygı ifadesini kullanan Erdoğan bakın ne diyor?: “Günümüzde farklı dinlerin mensupları arasında diyaloğa ve karşılıklı anlayışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Katolik âleminin ruhani liderliği görevini üstlendiğiniz tarihten bu yana dünya barışı ve insanlığın kardeşliği ve huzuru için göstermekte olduğunuz değerli gayretlerinizi takdirle izlemekteyim.”

Siyasal İslamcılık böyle birşey işte. İlke ya da prensip diye bir şey yok. Karşıdaki kitleye göre sözler değişir, fikirler değişir. Şimdi, biz dinlerarası demedik din mensupları arası dedik diye savunma yaparlar. Cemaatin yaptığı her şeyi taklit ederken bunu beceremeyeceklerini anlamış olmalılar ki bunu kötülüyorlar.

Aslında siyasal İslamcı olmak güzel bir şey, hiç yüzün kızarmıyor. Hiç utanmıyorsun.

***

SİZ HABER YAPABİLİYOR MUSUNUZ?

Geçen yazıda “Madem Cemaat belaltı kasetler üreten bir yapı AKP’illerin neden kasedi yok?” diye sormuştuk. Bir arkadaşım uyardı, ‘Şimdi bir kaset çıkar Cemaate bağlarlar görürsün.’ dedi.

Bütün kamuoyu gördü ki Cemaatin ne şiddetle bir işi varmış ne de bir kriminal yapılarla. Eğer öyle olsa idi on binlerce insandan bir tanesi işi ellerinden alınırken, bütün malvarlıklarına el konulurken tırnak makası olsun çekerdi. Zaten bunu bildikleri için yalan söyledin mi çok büyük söyleyeceksin taktiği ile darbe gibi büyük bir olay tezgâhladılar.

Ne dediği genelde anlaşılmayan Yasin Aktay bile geçen gün bunu açık açık itiraf etti. Bir gün kim kime ateş açmış belli olduğunda her şey çok farklı olacak.

Eğer Cemaat iddia edildiği gibi bir yapı olsa idi 17–25 Aralık ile 15 Temmuz arasında AKP ile en kötü olduğu zamanda bunlar çıkardı. Bu saatten sonra çıkacak kasetlerin adresi gözlüğünü takıp seyreden, “Bunun daha net olanı yok mu?” diyen zata aittir.

Kamera kayıtta diye manşet atıp şu an kendisini savunamayacak insanlara iftira atan Ergenekon artıklarına: Daha geçen ay patronunuzun ses kaydı bakanın maillerinde çıktı. Sahi siz bunu haber bile yapamadınız değil mi?

***

ÜÇÜ BİR ARADA

Ülkede darbe oluyor. MİT size haber vermiyor. Bize öyle söylediniz. Ama başındaki adam hala görevinde. Bir komutan düşünün altına sahip çıkamıyor verdiği emirlere rağmen ülke kan gölüne dönüyor. Bize öyle söylendi. Ama hala görevde. Sizce kendisine darbe yapılan bir insan bu iki kişinin hala görevde olmasına izin verir mi? Hele hele korkusundan fizandaki hademeyi bile işten atan birisi? Bunlara bir daha güvenir mi? Bu yaverlerin ne özelliği var ki bu kadar skandaldan sonra hala görevdeler?

Artık herkesin bildiği bir gerçek var. Darbeyi biliyorlardı ve engellemediler. Meclis komisyonuna gelmemeleri bile her şeyi anlatmıyor mu? Siz kimsiniz, ne ayrıcalığınız var da bizzat sizin görev alanınıza giren bir konu ile ilgili “milli iradenin” tecelli ettiği meclise gelip sorulara muhatap olmazsınız? O gece hayatını kaybedenlerin yakınlarını kahramanlık hikayeleri ile vatan-millet-Sakarya edebiyatı ile şehit olmanın güzelliği ve maddi imkanlarla susturabilirsiniz. Ama gerçekler herkes tarafından öğrenildiğinde bakalım ne yapacaksınız.?

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.