Skandallar Zinciri: İddianame değil hukuk katliamı — 2

Koza Holding İddianamesi’nde İpek Medya’nın yayınlarına suçlamalar yönelten Savcı Musa Yücel’e göre, Nazlı Ilıcak, Emre Uslu, Mümtazer Türköne, Ekrem Dumanlı, Yakup Saygılı, Nazmi Ardıç, Ercan Taştekin ve hakkında halen hiçbir suçlama bulunmayan Kazım Güleçyüz gibi isimleri ekrana çıkarmak ‘terör suçu’…

İPEK MEDYA’YA SUÇ DA DİĞERLERİNE DEĞİL Mİ?

Birincisi, sayılan şahısların hiçbiri hakkında yayınlara çıktıkları dönemde bir suçlama söz konusu olmadığı gibi, halen de haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor.

Hukukun temel esaslarından ‘Beraat-ı zimmet esastır’ ilkesine aykırı bu… Böyle bir suç uydurulamaz.

İkincisi, bu şahısları ekrana çıkarmış olmak suç ise, aynı dönemlerde CNN Türk, NTV ve HaberTürk’te de çok sayıda ve farklı yayınlara katıldılar. Çıktıkları diğer kanallar da ‘hukuk önünde eşitlik’ ilkesi gereği ‘terör suçu’ işlemiş olurlar.

Savcı Yücel, bu isimlerin aynı tarihlerde başka hangi televizyon kanallarında programa çıktıklarını veya gazetelerde yazı ve röportajlarının yayınlandığını da araştırma talimatı verdi mi? Onlara da soruşturma açacak mı?

Mesela Nazlı Ilıcak, CNN Türk ve Kanal D’de programlar yaptı, Sabah gazetesinde yazılar yazdı. Diğer isimler de NTV ve HaberTürk kanallarında programlara katıldılar. Savcı Yücel, o gazete ve televizyonların yayın yöneticileri ve yönetim kurulu üyelerini de tutuklayacak ve mülklerine el mi koyacak?

Suç bulamayınca haberleri alt alta dizip, laf kalabalığı içinde suç uydurmaya çalışmak, hukuka sığmaz. Olsa olsa konumunun verdiği yetkileri kötüye kullanmak olur…

BİN LADİN VE ÖCALAN DEĞİL, NAZLI ILICAK İLE GÖRÜŞMEK SUÇ!

Üçüncüsü, iddianame basın hürriyetini, ifade ve fikir hürriyetini, haber alma ve haber verme hakkını yok sayıyor.

Savcı Yücel’in iddia ettiği gibi ‘terör örgütü’ mensuplarının şiddet içermeyen haber ve açıklamalarına yer verilmiş bile olsa, bu hukuken suç değildir. Bir gazeteci gerçek terör örgütü liderleriyle de görüşebilir. Kamu yararı söz konusu ise, şiddeti teşvik etmemek kaydıyla bunları yayınlayabilir.

Mesela, ABD’de CNN kanalı ile İngiliz Independent gazetesi yazarı Usame Bin Ladin ile ülkelerindeki El Kaide saldırıları öncesinde röportajlar yapmış ve yayınlamışlardır. Türkiye’de de Öcalan, Karayılan ve Bayık ile röportaj yapan gazeteciler oldu ve bu röportajlar da televizyon ve gazetelerde yayınlandı. Çoğu hakkında bir suçlama yapılmadı ve inceleme başlatılanlar da takipsizlikle sonuçlandı…

Savcı Yücel, sadece İpek Medya’ya özel bir suçlama üretemez. Hukuk bu şekilde keyfi olarak eğrilip bükülemez… Bin Ladin’le Öcalan’la görüşmek değil de ama Nazlı Ilıcak, Kazım Güleçyüz, Mümtaz’er Türköne ile görüşmek suç öyle mi?

İpek Medya’ya ise, üzerinden basın özgürlüğü yok sayılarak, hukuk önünde eşitlik ilkesi ihlal edilerek, hukuk ayaklar altına alınarak Savcı tarafından suç uyduruluyor…

MEB’E BAĞIŞLANAN OKULLARI HABER YAPMAK TERÖR SUÇU!

Savcı Yücel’e göre, Melek İpek’in Milli Eğitim Bakanlığı’na bağışladığı okulların haberini yapmak bir terör suçu…

O halde, okulları devralan MEB ve bugüne kadar o okulları işleten Bakanlar ve MEB mensupları bu suçu süreklilik arz eden şekilde bilfiil işlemiş oluyorlar. Onlara açılmış bir dava var mı? Yok!

Peki, MEB’e okul yaptırıp bağışlamanın suç olduğu hangi kanunda yazıyor? Yok! Savcı, suç olmayan bir eylemden medyanın haberi üzerinden suç uydurmaya çalışıyor. Kanunda olmayan bir suç ve kanunda olmayan bir ceza öneriyor…

TÜRKÇE OLİMPİYATLARI’NIN SADECE 12.’Sİ TERÖR SUÇU!

Savcı Yücel, İpek Medya’nın yayınlarını suç gibi göstermek için keyfi suçlar üretmiş iddianame boyunca…

Savcı Yücel’e göre, Türkçe Olimpiyatları’nın sadece 12.’sini yayınlamak suç. Neden? TRT’nin de canlı yayınladığı ilk 11’i değil de neden 12.’si?

Cumhurbaşkanı ve tüm kabine üyelerinin katıldığı önceki Türkçe Olimpiyatları meşru, ancak Obama ve BM Genel Sekreteri’nin kutlama mesajı gönderdiği 12.’si suç öyle mi?

Savcı Yücel, suç bulamayınca nasıl komik durumlara düşeceğini hesap etmeden suç uydurmuş…

HABERLERDE ‘SKANDAL’ İFADESİNİ KULLANMAK TERÖR SUÇU!

Savcı Yücel, o kadar keyfi suçlamalar yöneltiyor ki, akıl ve mantıkla izah etmek mümkün değil. ‘Saçmalık’ ifadesi bile bu keyfiliği tanımlamaya yetersiz kalıyor.

Savcı’ya göre, haberlerde ‘hukuksuzluk’ ve ‘skandal’ kelimelerini kullanmak, terör suçunun bir delili…

Savcı, kanunlarda suç olarak tanımlanmayan ve cezai karşılığı bulunmayan ‘algı oluşturmak’ suçlamasını da yöneltiyor, İpek Medya’ya…

SAVCI, YARGITAY VE AİHM KARARLARINI YOK SAYIYOR!

Savcı Yücel’e göre, MİT TIR’ları ile ilgili haberler yapmak ‘terör suçu’…

Fişleme haberi yapmak, polislere operasyonu, yargıda tasfiyeleri, Bank Asya’ya el koymayı haber yapmak terör suçu!

17/25 Aralık soruşturmalarını ‘darbe girişimi’ olarak niteleyen Savcı’ya göre, 17/25 Aralık haberlerini yapmak da ‘terör suçu’!

Oysa kamu yararı bulunan aleniyet kesp etmiş haberlerin ‘gizli’ bile yayınlanabileceğini Yargıtay içtihatları ve AİHM kararları ortaya koyuyor. Savcı, bağlayıcılığı olan üst hukuk kararlarını keyfi şekilde yok sayıyor.

Peki, bu haberlerin yer aldığı diğer TV ve gazetelere de dava açıldı mı? Hayır!

Tamamı vakayı rapor şeklindeki bu haberlerin kamu yararı gözetilerek yayınlanması basının ana görevi ve varlık sebebidir.

Savcı, evrensel hukuk ve anayasamızın teminatı altında olan basın özgürlüğü, haber alma ve verme hakkını yok sayıyor. Kendince, kişiye özel suç üretiyor. Hukuku katlediyor.

***

Savcı, çok sayıda köşe yazısını da alıp suç unsuru olarak ‘niyet okumalar’ ve skandal yorumlamalarla ‘terör suçu’ olarak niteliyor.

İddianame’de yer alan köşe yazılarım ve bazı köşe örneklerini ve iftiraları, ‘skandallar zinciri’nin son halkasında önümüzdeki yazıda kaleme alacağız…


Originally published at www.tr724.com on July 14, 2017.

Like what you read? Give Erhan Başyurt a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.