Suç varmış gibi savunma yap pampa!

Geçtiğimiz Nisan ayında 29 gazetecinin yargılandığı davadaki tahliyelerden sonra havuzdaki meslektaşlarının bütün çirkefliği ve tetikçiliği yüzünden yaşananların ardından kamuoyunda tanınan isimlerin yer aldığı basın davalarında tahliyeden yana pek bir umut yok. Hakimleri direk görevden uzaklaştırma, meslekten ihraç ve hapse atma ile tehdit edince kimse cesaretli davranamıyor haliyle. Sanki bir anlamı varmış gibi, “Bizi tutuklayan hakim ‘fetö’den içeride” ağlaklığı nedense “bizi salan hakimi açığa aldılar, hapse attılar” dürüstlüğüne de dönmüyor.

Altan kardeşler ile diğer gazetecilerin yargılandığı davada da kimseye tahliye çıkmadı. Sonraki duruşma için aylar sonrasına gün verildi. Kamuoyunda tanınan isimler olunca bütün destek ve ilgi ister istemez oraya kayıyor. Bu durum normal olsa da dosyalardaki diğer mağdurların sesleri pek duyulmamış olabiliyor. Son davanın iki tane trajikomik mağdurundan bahsetmek istiyorum. İleride kesinlikle bir filme bir kitaba konu olacak olaylardan bir tanesi de Zaman gazetesinin reklam filminin de yargılandığı bu dava. Bu dava ile ilgili olarak Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek tutuklu ve 11 aydır cezaevinde rehin durumdalar.

Mesele malum, 9 ay 10 gün önce yayınlanmış reklam filmi ve reklam filmindeki bebek ile subliminal darbe mesajı veriliyormuş. Zaman gazetesi marka pazarlama müdürü Yakup Şimşek “ben saydım 9 ay 14 günmüş 10 gün değilmiş” diyerek saçma sapan iddialarla dalga geçiyor.

Ortada suç olmayınca insanların kendilerini nasıl savunacakları konusunda bir ikilem oluşuyor. Kimisi suçun olmadığını beyhude ispata çalışırken kimisi de tarihe büyük bir leke olarak geçecek iddianameleri ret ediyor. İki yöntem de herkesin durumuna göre kabul edilebilir. Ama sonuna kadar savunma yapmak, her şeyi kayda geçirmek en doğru yol bence.

Gelelim reklam filmine. Reklam filmi ekranlarda 40 gün kalmış. Bu 40 gün boyunca bir Allah’ın kulu, bir tane 40 IQ’lu aktroll ya da kurum bunu izleyip burada şöyle bir mesaj mı var dememiş? RTÜK’e şikayet gitmemiş. Kaldı ki bu reklam tek bir parça değil 3–4 parçalık bir seri. Neyse. Ülkenin geldiği garabet öyle bir şey ki bunları anlatmak zorunda kalıyor insan.

Yakup Şimşek bütün mahkeme boyunca derdini anlatmaya çalıştı. Benim bu reklam filmini televizyonlara yollamaktan başka bir görevim yok dedi hakimler kapı duvar. Bu arada hakimler denince, mahkemelerden gelen notlara göre salonda sessizlik isteyen heyet ara ara uyukluyormuş duruşmalarda. Duruşmaya geç giren savcı için tekrarlanıyormuş ifadeler. Avukatlara daha sessiz konuşun kulaklar yorgun deniliyormuş. Hey Allah’ım…Yakup Şimşek’in iletişim tespit tutanağını koymuşlar dosyasına. Diyorlar ki Hidayet Karaca ile görüşmüşsün. Diyor ki hatırlamıyorum bile. Yahu Hidayet Karaca yaklaşık 3 yıldır hapiste. 3 yıldır demir parmaklıkların arkasında tuttuğunuz insanlarla konuştular diye nasıl bir suç atfedebilirsiniz.

Fevzi Yazıcı’nın durumu çok daha vahim. İddianameye göre tek bir suçu var; reklam filmini yayınlanmadan önce izlememiş olmak. 11 aydır bir insanı sırf bunun için hapiste tutuyorlar. Mal varlığına el konulmuş ailesi maddi manevi mağdur durumda. Böyle bir rezillik var mı? Var maalesef çok daha fazlası yaşanıyor hem de. On binlerce insan hiç bir gerekçe olmadan içeride tutulduğu gibi bir de her gün başka bir işkence ya da zulme tanık oluyorlar.

Şimdi davalarda duyuyorsunuzdur turkcell’e, digitürk’e tivibu’ya yazı yazılması gibi şeyler çıkıyor. Yani Cemaate yakın kanallar platformlardan çıkartılınca eğer bunu protesto etmek için aboneliğinizi sonlandırmışsanız size buradan yakalayacaklar. Teröristliğinize buradan karar verecekler. Bu kadar saçma şeyler uğraşan devletin başına daha neler gelecek çok merak ediyorum. Hep bunar iyi günlerimiz derken bu saçmalıkları görüp söylüyoruz.

Yakup Şimşek de n’apsın, ben Digitürk’e herkes iptal ederken abone oldum, oğlum da Turkcell abonesi diyor. Bir çok insan için bu kurumlardan cevap gelmediği gerekçesiyle tutukluğunun devamına kararına hükmediliyor. 2017 yılında bir insanın özgürlüğü kıçı kırık bir televizyon şirketinin yazacağı yazıya bağlı.

Duruşmaları takip edip kendi arkadaşları dışında kimseyi dile getirmeyen duayenler, kendi meslektaşları ifade verirken salonda bulunmaya gerek görmeyen muhabirler siz de çok ayıp ediyorsunuz.


Originally published at www.tr724.com on June 23, 2017.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.