Türk lirasını AKP’nin hataları düşürüyor

Bir dolar, 3.90’ını aştı. Eski para birimiyle, “Bir dolar 3 milyon 900 bin lirayı aştı”.

Dolardaki yükselişin dörtte biri yani yüzde 25’i son iki ay içinde gerçekleşti.

Yükseliş trendinin bir süre daha devam edeceği yönünde değerlendirmeler ağırlık kazanıyor.

***

Başka bir deyişle, Türk lirası iki ayda yüzde 25 yani dörtte biri oranında değer kaybetti.

Türkiye, sessiz sedasız bir devalüasyon yaşadı ve yaşıyor.

Türk lirası, paradan 6 sıfır atıldığında 1 milyon 500 bin civarındaydı.

Yeni Türk lirası, AKP döneminde aslında yüzde 160 oranında değer kaybetmiş durumda…

***

Dolarda yükseliş, Türk lirasında hızlı değer kaybı, ekonomiyi ve vatandaşın cebini direkt etkileyecek.

Dolar veya Euro, döviz borcu olanların Türk lirası nevinden borcu sadece son iki ayda yüzde 25 arttı.

12 Ocak 2016’da bir yıl önce 100 bin dolar borcu olan, 300 bin lira Türk lirası ödeyecekken bugün aynı borcu kapatabilmek için 390 bin lira kazanmak zorunda.

Özel sektörün bilinen dış borcu 200 milyar dolar civarında. Kazançları ağırlıklı olarak Türk lirası üzerinden olanlar adeta ateşe atılmış durumdalar.

***

Türkiye’de, üretim sektörü büyük oranda ithal ürünlere dayalı. Katma değeri düşük.

Ham maddeyi ithal edip, Türkiye’de mamül haline getirip iç piyasada satanlar bu yükselişten en çok etkilenecek olanlar.

Ürettikleri malın maliyeti iki ay içerisinde yüzde 25, dörtte bir oranında artmış oldu.

Dolara endeksli doğalgaz ve benzin fiyatlarındaki artış nedeniyle iç piyasada üretim maliyeti daha da yükselecek, zaten yaşanmakta olan ekonomik durgunluktan çıkmaları kolay olmayacak.

***

Vatandaş bu ani ve durdurulamayan yükselişten direkt etkilenecek.

Tüketim üretimleri zamlanacak, benzin, doğalgaz ve elektrik zamlanacak.

Araba, telefon, bilgisayar gibi yurt dışından ithal ürünler en az yüzde 25 artacak. İki ay önce 4 bin liraya aldığınız bir akıllı telefon, kısa süre sonra en az 5 bin liranın üzerinde satılmaya başlanacak.

Alım gücü düşerken, sanayi ve üretimde krize giren firmalar nedeniyle, işsizlik oranında da arttış riski belirecek…

Vatandaş, Türk lirasındaki yüksek değer kaybı nedeniyle ister istemez fakirleşecek…

***

Peki, Türk lirası neden değer kaybediyor?

Dış nedenler olduğu kadar hükümetin hataları da bunda rol oynuyor.

ABD’nin, güçlü dolar politikası ve faiz artışı önemli bir neden. Ancak, Türk lirasının en çok değer kaybeden para birimi olmasını açıklamaya yetmez.

Türk lirasının son iki ayda dünyanın en çok değer kaybeden parası haline gelmesine esas neden hükümetin ciddi ve ısrarlı hataları.

***

Birincisi, ekonomide üretim ve istikrarı sağlayacak yapısal reformlar yerine, tüketimi teşvik eden ve borca dayalı kamu yatırımları üzerinden büyüme modelini tercih ettiler.

İthala dayalı ihracatı, üretime dayalı ihracata dönüştürmek yerine, kredi kartı taksitlerini artırıp, banka kredisi ile borçlanmayı kolaylaştırdılar.

Üretmedem tüketip, borca batarak, krizin bir kez daha ‘teğet geçeceğini’ sandılar…

***

İkincisi, hukukun üstünlüğünü yok edip, hür teşebbüs hakkını keyfi olarak ihlal edip, özel mülkün kutsiyetini yok saydılar.

Merkez Bankası’nın özerkliğini yok ettiler. MASAK, Maliye ve SPK’ya liyakat yerine sadakata dayalı isimler atayıp, talimatla suç ürettirdiler.

Aralarında Koza Holding ve Boydak Holding’in de bulunduğu, 13 milyar değerinde 700’e yakın firmaya el koydular.

5 bin özel tapuya el koymakla, bin 500 iş adamının mal varlığını hukuksuz dondurmakla övündüler.

Yetmedi, hayırsever iş adamlarını, haklarında somut tek bir suç delili olmadığı halde, sırf cezalandırmak ve mallarını gasp edebilmek için hapse koydular.

Tek kişilik proje mahkemelerden aldığı kararlar yetmemiş gibi, istediği firmaya ‘kayyım atama’ yetkisini son KHK ile Bakan Nurettin Canikli’ye devrettiler…

Hukuka güven ve mal güvenliği kaybolunca, yabancı yatırımcı gelmediği gibi, yerli yatırımcı da yurt dışına yöneldi.

Sonuç değersiz Türk lirası ve durgunluktan kaosa doğru yol alan Türk ekonomisi oldu.

***

Üçüncüsü, hükümetin Türk siyasetinde ve dış politikada istikrar ve güveni yok etmesi.

Tükiye, Nisan ayında rejim değişikliği için referanduma, bir buçuk yıl sonra da ‘tek adam tarzı başkan’ seçimine gidecek.

Askeri darbe teşebbüsünü atlattı ama ‘sivil darbe’ ve ‘karşı devrim’ süreci yaşıyor.

PKK, IŞİD eylemlerinin ardı arkası kesilmiyor. Ülkede güvenlik zaafı had safhada.

Bu arada Türk Ordusu, Suriye’de düzenli kara savaşı veren tek ülke konumunda. Burada Türkiye’yi nasıl bir gelecek beklediği, batağa dönüşüp dönüşmeyeceği de meçhul.

***

Türk lirası esas olarak hükümetin bir süredir devam eden ve edeceği yönünde de irade beyanı bulunan hukuksuzluklar, beceriksizlikler nedeniyle değer kaybediyor.

Siyasi hırslar ve toplumsal kutuplaşmanın eşliğinde Türk halkı, siyaseten olduğu gibi ekonomik olarak da AKP tarafından belirsiz ve öngörülmez bir akıbete sürükleniyor.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.