Türkiye suçsuzları hapsederken Danimarka suçluları hayata hazırlıyor

Hasan Cücük

Türkiye son yıllarda cinnet hali yaşıyor. Erdoğan ve AKP’nin sopası gibi davranan yargı, kanunda suç olmayan fiilleri işleyen binlerce kişiyi içeri atıyor. Burs vermek, gazete abonesi olmak, çocuğunu bir gruba ait özel okula, dershaneye göndermek, yardım kuruluşuna bağışta bulunmak hatta dini bir vecibe olan kurban kesmek bile suç addediliyor. İçerde hangi suçla suçlandıklarını bile bilmeyen on binler var. Adeta, toplu kıyım ve cezalandırma yapılıyor. Hizmet Hareketi’ne gönül bağı olan kişileri tutuklamak için gözünün üstünde kaşının olması yeterli adeta. Bizde toplu cezalandırma yapılıp, insanların hayatı karartılırken Danimarka’da mahkumları hayata adapte etmek için dünyada benzeri olmayan bir uygulama var.

ORASI HAPİSHANE DEĞİL ‘PANSİYON’

Bir hapishane düşünün… Gardiyanın, demir parmaklıkların ve kapıların olmadığı… Gece saat 11’e kadar dışarıda rahat rahat gezme hakkı verilen… Hadi biraz daha ileri gidelim. Ailenizle beraber olma imkânınızın olduğu, sevdiklerinizle aranıza demir parmaklıkların girmediği, işiniz varsa gündüz gidip çalışabildiğiniz… Danimarka’da yukarıda saydıklarımızın hepsi ve daha fazlasının olduğu tam 5 hapishane var. Tabii adına ‘hapishane’ denmiyor. Hapishane ‘pansiyon’, mahkûmlar ise ‘sakin’…

Her ülkede olduğu gibi Danimarka’da da suç işleyenler cezalandırılıyor. Ancak Danimarka devleti, ilginç bir uygulama ile diğer ülkelerden ayrılıyor. Uzun yıllar hapishanenin kalın duvarları arasında kalanlar, çıkınca topluma adapte olmakta zorluk çekiyor. Bu mahkûmların bir bölümü cezalarının son aylarını ’pansiyon’ hapishanelerde tamamlayarak içeride geçirdiği yıllarda uzak kaldığı sosyal hayata toplum desteğiyle yeniden alışıyor. Ülke çapında böyle 5 ‘pansiyon’ bulunuyor.

ÇOCUĞUNUZLA BİRLİKTE KALABİLİYORSUNUZ

Bu 5 pansiyondan biri olan Kopenhag’ın banliyösü Lyngby’de bulunan Engelsborg’u diğerlerinden ayıran özelliği, ‘aile evi’nin de olması. Şöyle düşünün: Suç işlediniz ve hapis cezasına çarptırıldınız fakat küçük bir de çocuğunuz var, bırakacak kimseniz yok. Burada devletin yardım eli size uzanıyor. Çocuğu ailesinden alıp bir bakıcı aileye vermek veya kuruma yerleştirmek yerine çocuğunuzla birlikte, demir parmaklıkları olmayan, çocuğun okula gidebildiği bir ortamda cezanızı çekme imkânı sağlanıyor. Böylece çocuk, ebeveyninin günahını yüklenmezken, ebeveyn yine de cezasını çekmiş oluyor.

‘Pansiyon’ hapishanelerin mazisi ta 1970’li yıllara kadar uzanıyor. Ceza yasasının 78. maddesinde yer alan ‘hükümet alternatif hapishaneler açar’ ilkesi uyarınca pansiyon hapishaneler hayata geçirilmiş. Görevlilerin (gardiyan, müdür, vs.) üzerinde sivil kıyafetin bulunduğu, silah ve cop taşımadığı bir ortam buralar. Tek silahları ‘mahkumlarla kurdukları iyi diyalog’ olunca, yıllarca dört duvar arasında kalanlar hayata adapte olmakta sıkıntı çekmiyor.

EN KATI KURAL GECE 11’DE GERİ DÖNMEK

Hapishanelerde sayfalar dolusu kurallar vardır. Pansiyon hapishanelerde kural sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. En önemli kural giriş ve çıkış saatlerinde pansiyonda bulunmak. Mesela saat 23’te pansiyonda olmanız gerekirken, geciktiniz arayıp durumu bildirmeniz gerekiyor. Size bir saat tolerans tanınıyor. Şayet bu süre içinde aramaz veya gelmezseniz polise ‘firar etti’ diye bildiriliyorsunuz. Yakalandığınızda yeni adresiniz pansiyon yerine hapishane oluyor. Bu kuraldan hiçbir şart ve zeminde taviz verilmiyor. Zaten kalanlar da bunu bildiği için azami dikkat gösteriyorlar.

Pansiyon hapishanelere her suçlu kabul edilmiyor. Özellikle çocuk istismarı, uyuşturucu ve çeteden ceza alanlar pansiyon hapishanelere alınmıyor. Genç yaşta suç işleyenlere öncelik tanınıyor. Nedeni gayet basit; içerde azılı suçlularla yatıp, ıslah olmak yerine suç makinesi olmasının engellenmesi. Odalarda tuvalet ve yatak mevcut. Özel eşyalarınızı evden getiriyorsunuz. Televizyon, bilgisayar getirme imkânı veriliyor. Odaların temizliğine karışılmıyor ancak ortak kullanılan mekânların temizliği müşterek.

TOPLUMA ADAPTE OLANA KADAR

Cezanızı çektiğinizde pansiyon hapishaneden ayrılma zorunluluğunu yok. Ne zaman kendinizi topluma adapte olmuş hissediyorsanız o zaman ayrılabiliyorsunuz. Yani kimse sizi kapının önüne koymuyor. Psikolog ve sosyal danışmanlar, sakinlerin her türlü probleminde hemen yardımcı oluyor. Ortak terapiler yapılıyor. Sorunlar açıkça konuşulup çözüm yolları aranıyor. Sabah 07 gece 23 arasında istediğiniz yere gidip, istediğiniz işte çalışma imkânı buluyorsunuz. Veya sakin bir ev ortamında ‘kafayı dinliyorsunuz’.

Bir tarafta Türkiye diğer tarafta Danimarka. Kıyas bile kabil değil. Biri masumlara suç uydurup aylarca/yıllarca içerde tutmanın peşinde, diğeri suçluyu bir an evvel topluma adapte edip kazanmanın. Bizim dilimizden pek düşürmediğimiz ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözü adeta Danimarka’da hayat bulmuş.


Originally published at www.tr724.com on June 9, 2017.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.