Türkiye’de İşkence Raporu da ‘oyalama taktiği’ kurbanı

HABER-YORRUM | MEHMET DİNÇ, STRAZBURG

Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), darbe girişiminin ardından Türkiye’deki işkence iddialarıyla ilgili raporunu, Türkiye’nin oyalama taktikleri yüzünden uzun süredir yayınlayamıyordu. Nihayet ortaya bir rapor çıktı fakat hem günlerce TV ve sosyal medyada çarşaf çarşaf yer alan yüzü gözü dağılmış rütbelilerin fotoğrafları yokmuş gibi davrandı, hem de 2015’te hazırlanan çalışmayı sundu.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), karakollarda ve cezaevlerindeki işkence iddialarını, darbe girişiminden 10 gün sonra araştırdı ve “Dayak, işkence ve tecavüz var” dedi. Bazı üst düzey askerlerin avukat ve doktorları ile görüşen Af Örgütü yetkilileri, askerlerin copla tecavüze uğradıklarını ifade etti. Fakat Türkiye’nin bağlı bulunduğu Avrupa Konseyi’nin en önemli İnsan Hakları kurumlarında birisi olan Avrupa İşkenceyi ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi (CPT) bu iddiaların ve görüntülerin üzerinden 1 yıldan fazla süre geçmesine rağmen henüz bir açıklama yap(a)madı. Kasım 2016’da raporu hazırlamasına rağmen, Türk hükümetinin henüz paylaşım izni vermediği gerekçesi ile raporu açıkla(ya)mıyor. Bu da, kurumun zayıf karnının bizzat işkenceyi uygulayan rejimler olduğunu ortaya koyuyor.

Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları mahkemesi gibi kurumlar son yıllardaki tutumlarıyla itibar kaybına uğrarken aynı bünyede yer alan Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi de bundan geri kalmıyor.

Türk hükümeti, CPT’nin 2015 ziyaretini kapsayan göçmen merkezlerindeki koşulları incelediği rapora izin vermiş, çünkü ortada ciddi ithamlar yok. Bazı ikazlar, tavsiyeler, kınama ve endişelerden ibaret. Yayınlanan rapora göre göçmen merkezlerindeki koşullar “insanlık dışı ve aşağılayıcı” olarak nitelendirilmiş. Bu durum halihazırdaki hükümet için çok da dikkate alınacak, öyle telaş edilecek bir husus değil. Zaten Dışişleri Bakanlığı’ndan cevap gecikmedi ‘koşullar iyileşiyor’ yanıtı geldi.

Türkiye’de koşullar ‘insanlık dışı’

Yayınlanan son rapora göre, yaklaşık 3 milyon göçmeni barındıran Türkiye’nin işinin kolay olmadığına değinilirken, geri gönderme merkezlerinde veya gözaltı koşullarında fiziki yetersizliklerden dolayı “insanlık dışı” olarak nitelendiriliyor. CPT komitesi, Aydın, Van, Tekirdağ, İzmir, İstanbul, Van ve Ankara’da 16–25 Haziran 2015 tarihlerinde ziyaretler gerçekleştirdi. Genel olarak işkence ve kötü muameleye rastlanmadı fakat koşullar yetersiz. Hijyen, açık hava, doğal ışığa erişim son derece kısıtlı. Hastane şartları iyileşse de doktor ve hemşire sayısı ihtiyacı karşılamıyor. Ülkelerindeki ağır şartlardan dolayı göç etmek zorunda kalan insanların öncelikli olarak psikolojik desteğe ihtiyaçları var ve hükümetin bu yetersizlikleri gidermesi isteniyor.

Bazı baro avukatları yabancıları savunmuyor

Fiziki ve teknik şartların yetersizliğinin yanında hukuki destekten de yoksun kalınıyor. Bazı baro avukatlarının yabancıları savunmayı kabul etmediğine değinen CPT yetkilileri durumu endişeyle karşılarken hükümetin bir an önce çözüm bulması istiyor. Türkiye’de hukuk sisteminin yerle bir olduğu aşikâr, zaten baroların ilk vukuatı da değil. İstanbul barosu eski başkanı Ümit Kocasakal, Cemaat davalarına avukat göndermediklerini itiraf ederken Türkiye’de hukuk ve adil yargılamanın selasını okumuştu.

Komite ayrıca yabancılar mevzuatı gereğince, gözaltına alınan refakatsiz küçüklerin ücretsiz olarak hukuki destekten faydalanması gerektiğini vurguluyor.

Yabancılara kötü muamele yok ama güneş göremiyorlar

Gözaltına alınan yabancı uyrukluların, polis, jandarma, sahil güvenlik görevlileri tarafından fiziksel olarak kötü muamele gördüğü yönünde bulguya rastlanmadığı aktarılırken diğer taraftan Atatürk havalimanında 5 aydan fazla kalan göçmenlerin olduğu belirtiliyor. Raporda en çok dikkat çekilen konu, yabancıların bulunduğu koşullarda açık hava ve doğal ışığa erişimlerinin kısıtlanması. Özellikle Ankara’da tutulan yabancıların ‘aylarca açık havaya çıkmamaları’ kaygı verici olarak nitelendiriliyor.

Sağlık hizmetleri de yeterli değil

İşkenceyi önleme komitesi, sağlık hizmetleri konusunda Türk hükümetinin çabalarına dikkat çekerken, bazı merkezlerde bir tek hemşirenin bile olmadığını ifade etti. Merkezlerdeki doktor ve hemşire yetersizliğinin giderilmesi konusunda hükümete çağrıda bulundu.


Originally published at www.tr724.com on October 19, 2017.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.