Türkiye’de tutuk, dünyada yıldız

Türkiye’ye gelen yabancı oyuncuların bir kısmı, takımlarında tutunamayıp ülke dışındaki takımlara gittiler. Hem de ne gidiş… Türk takımlarında ilk 11’e bile alınmayan bazı oyuncular gittikleri takımlarda yıldız oldular. Türkiye’deki performanslarının çok üstünde futbol sergileyip takımlarını sırtladılar. İşte Türkiye’de fiyasko olup dünyada başarıdan başarıya koşan yıldızlar…

Lorik Cana: Marsilya’da oynadığı futbolla adından söz ettiren Lorik Cana, Premier Lig’de Sunderland forması giydikten sonra 2010–11 sezonunda Galatasaray’a geldi. Amatör bir görüntü çizen oyuncunun şanssızlığına sakatlığı da eklenince sıradan bir futbolcu muamalesi gördü. Sezon sonunda Türkiye’den ayrılan yetenek, Lazio formasını 2011- 15 arasında başarıyla terlettikten sonra Fransa’nın Nantes takımına transfer oldu. Arnavutluk’un tarihinde ilk kez katıldığı Euro 2016’da da Lorik Cana takım kaptanı olarak görev yaptı. Oynadığı takımlarda ilk 11’in değişmez oyuncusuydu.

Zvjezdan Misimoviç: Boşnak futbolunun efsane isimlerinden biri olan Misimoviç, Wolfsburg formasıyla Bundesliga’nın en iyi orta saha oyuncularından biri olarak gösterildi. Bir sezonda yaptığı 20 asistle kırılması zor bir rekorun sahibi olan yetenek, Ağustos 2010’da geldiği Galatasaray’da sadece 7 ay kalıp, 9 maçta görev yapabildi. Türkiye defterini kapatıp Dinamo Moskova’ya giden Misimoviç, kariyerine Çin’de devam ediyor.

Elano: Ukrayna’da top koştururken Brezilya Milli Takımı’na çağrılan ilk oyuncu olan Elano, Manchester City’de 2 yıl oynadıktan sonra 2009’da Galatasaray’a geldi. Uyum sıkıntısı yaşayan Sambacı, kaçırdığı gollerle hafızalara kazındı. Sadece 1,5 yıl Türkiye’de kaldıktan sonra ülkesine dönüp ilk gözağrısı Santos’la anlaştı. Türkiye kariyerinin tam tersi başarılı bir performans ortaya koyup, Galatasaray’dayken uzak kaldığı Brezilya milli takımının kadrosunda yeniden yer buldu.

Lars Olsen: 1991–92 sezonunda Trabzonspor formasını 30 maçta giyen Olsen, ‘tribünleri ayağa kaldıran’ bir libero olmadığı için gönderildi. Beğenilmeyen Olsen, plajdan toplanıp 1992 Avrupa Şampiyonası’na son anda katılan Danimarka adına şampiyonluk kupasını kaldıran isim oldu. Trabzonspor sonrası Belçika’nın RFC Searing, Basel ve Bröndby formalarını giyip 1996’da futbola veda etti.

Ronny Johnsen: 1995–96 sezonunda Beşiktaş’ta top koşturan Johnsen, gösterişsiz futbol oynayan, ancak takıma katkı sağlayan bir isimdi. Tribünlerin ve Daum’un beğenmediği Johnsen, sezon sonunda dünya devi Manchester United’a transfer oldu. Tam 6 sezon Man Utd forması giyip, lig ve Avrupa Kupası sevinci yaşayan Johnsen, Aston Villa ve Newcastle’da da oynadıktan sonra ülkesinin Valerenga takımında futbolu nokta koydu.

Brad Friedel: 1995’te geldiği Galatasaray’da 30 maçta kaleyi koruyan Amerikalı file bekçisi Friedel, sezon sonunda Columbus Crew takımına gitti. Ada’ya 1997’de Liverpool’la anlaşarak dönen eldiven, 3 yılda sadece 25 maçta kaleyi korudu. 2000’de geldiği Blackburn’de kalenin tek sahibi olan Friedel, 8 yıl boyunca burada devleşti. Üç yıl Aston Villa formasını giydikten sonra 2011’de Tottenham ile anlaşan Friedel 2015’te tam 44 yaşında yeşil sahalara veda etti.

Giovani dos Santos: Futbolcu bir aileden gelen dos Santos, Meksika’nın yetiştirdiği önemli isimlerden. Tottenham’dan Galatasaray’a 2010’da kiralık gelen Santos beğenilmeyince sezon sonunda gönderildi. Kariyerine La Liga’da devam eden dos Santos, Mallorca ve Villerreal formalarını başarıyla terlettikten sonra 2015’te ABD’nin LA Galaxy takımına transfer oldu. Dos Santos 93 maçta Meksika milli takım formasını giyip, 18 gol attı.

Washington: 2002’de Fenerbahçe formasını giyen başarılı forvet, 17 maçta 10 gol atarak dikkatleri üzerine çekti. İstanbulspor maçı öncesi 27 Kasım 2002’de kalp krizi geçirerek sezonu tamamlayamayan Washington için tedavisinin ardından doktorlar bir daha futbol oynayamaz raporu verince Fenerbahçe ile kontratı feshedildi. 1 yıl aradan sonra yeniden yeşil sahalara dönen Washington, A. Paranaense’de 34, Japon Urawa Red Diamonds’ta ise 42 golle krallık sevinci yaşadı. Futbol hayatı bitti denilen krampon, 8 yıl daha yeşil sahalarda boy gösterip 146 gol atarak kariyerini 2010’da noktaladı.

Gabriel Tamaş: 2003’te geldiği Galatasaray’da Şampiyonlar Ligi’nde Nihat Kahveci’den yediği çalımla hafızalara kazındı. Sarı-Kırmızılı formayı 6 maçta giydikten sonra bileti kesilen Tamaş, S. Moskova’ya kiralık verildi. D. Bükreş ve Celta Vigo’da da mücadele ettikten sonra Fransa’nın Auxerre ekibine transfer olan futbolcu, 2010’da İngiltere’nin WBA takımının formasını giymeye başladı. 33 yaşındaki Tamaş, ülkesinde Steaua Bükreş formasını giymeye devam ediyor. Romanya milli takım formasını ise 63 maçta terletti.


Originally published at www.tr724.com on November 21, 2016.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.