Toplumu hazırladıkları şey şu…

15 Temmuz darbe terörü başta olmak üzere her terör saldırısı egemenlerin yelkenini şişirdi. Sonuncusu resmi rakamla 44 can aldı, ertesinde operasyonlarla yüzlerce Kürt siyasetçinin daha tutuklanmasına bahane oldu. Kimse sesini de çıkaramıyor, çıkaran terör destekçisi oluyor. Doğan grubu başta, yandaş medya “kınadı, kınamadı” çetelesi tuttukça da devam edecek bu. Okuduklarımızı, dinlediklerimizi analiz etmekten aciziz.

Misal… Cumhurbaşkanı, Anayasa 104’e dayanarak “milli seferberlik” ilan etti. Kimse açıp bakmadı. O maddede böyle bir şey geçmiyor. Fakat şu var: “Cumhurbaşkanı, başkanlığında topladığı Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân eder, kanun hükmünde kararname çıkarır.”

OHAL ve KHK hali hazırda var zaten, geriye sıkıyönetim kalıyor!

Sıkıyönetim ise Anayasa’da 18 yerde geçiyor. Bizi ilgilendiren 15’inci madde: “Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.”

Milletlerarası hukuk, temel hak ve hürriyetler ve (egemenlerin işine geldikçe atıfta bulunduğu) Anayasa kızakta zaten. Toplumu hazırladıkları şey, bunu kalıcı hale getirmek!

Cumhurbaşkanı “milli seferberlik” (siz buna sıkıyönetim deyin) çıkışı yaparken, aynı saatlerde iktidar-muhalefet liderleri Çankaya Köşkü’nde birlikte fotoğraf veriyordu. Her şey planlandığı gibi yürüyor, ayrık otları teker teker temizleniyor, zihinler esir alınıyor, korku bir daha kalkmamak üzere hâkim kılınıyor ve birileri, al bayraklı tabut sayısı arttıkça gücüne güç katıyor.

Teröre lanet olsun. Yapan, yaptıran, önündeki, arkasındaki yerin dibine batsın. İzin veren, engellemeyen, faydalanan unsurların boyu devrilsin. Zaman akıyor ve her geçen gün, tamiri güç hasarlar bırakıyor. Zalimlerin sonunun nasıl olacağı umurumda değil, ülke sakatlandı ve ayakları üzerine doğrulup yürümesi onlarca yıl alacak, maalesef. Mesaj kutum, her gün yüzlerce mazlum mesajıyla dolup taşıyor. Yara kolay kapanmayacak. Şimdi onlara bakalım:

GÖREVDE OLSAK ENGEL OLURDUK

İyi günler. Bugün babamın görüşü vardı, görüşüne gittim ama ben babamı hiç böyle görmedim. Gözleri kan çanağına dönmüş. Ağlamaktan gözleri şişmiş ve neşeyle gelen herkes yüzler asık şekilde çıkınca merak ettim sordum. Babama “N’oldu, neyin var” dedim. “Daha ne olsun oğlum, gencecik fidanlar toprağa gitti. Biz burda bir şey yapamıyoruz. Görevde olsaydık belki engel olurduk. Bizim yüzümüzden” dedi tutamadım kendimi. Çok çaresiz. “Haberi okuyunca mahvolduk oğlum” dedi. Düşünün, bu insanlar içerde ve terör ile suçlanıyor. Hani, hiçbir suçu olmadığı halde sanki suçlu kendileriymiş gibi ağlamaktan gözleri şişmiş. İçeri girerken bile böyle değildi, gayet gururluydular. Bunu yapanlar ise gayet rahat. Allah her şeyi görüyor ya, ne diyim ki. Hakkın tecelli edeceği günü bekliyoruz.

GÜNEŞ NE ZAMAN ISITIR RABBİM

Bu kışın baharı olacak mı? Eşim aylardır tutuklu. İkimiz de ihraç edildik, kızım tıp fakültesini kazandı. Hiç mi dostumuz yoktu? Biz dost diye kendimizi mi kandırmışız? İçimiz, kışta buz kesti, her gün umutla ama endişe ile sizin haberlerinizi açıyorum (VPN’siz açılmadığı için de endişeyle). Sabırla baharı bekliyorum, ama çok canımız yanıyor. Güneş ne zaman ısıtır Rabbim?

“TÜRKLERİN STALİN’İ”

Türkiye’nin çağrısıyla Azerbaycan’daki okullardan Türk öğretmen kardeşlerimizden 50 kişi sınırdışı edildi. Şu an çok zor durumda, başka ülkelerdeler. Tek suçları insanları eğitmek. Yapılan Stalin’e rahmet okutuyor. Yapanların isimleri tarihe “Türklerin Stalini” olarak geçecek.

KELİMELER BİTTİ

Abi, babam tutuklu, sağlık sorunları var. Çok kötü. Hastaneye sevk etmiyorlar. Korkuyoruz. Sorumlusu kim olacak abi? Durumlar çok kötü. Cezaevinde şartlar ağırlaşmış. “Cezaevi doktorları yeni çocuk, bir şey bilmiyor” diyorlar. N’olur çok dua edin. Halep’teki görüntüler, mazlumların çektikleri, Allah’ım yürek dayanmıyor n’olur yardım et! Müslümanlık yıllar sonra böyle bir eziyeti tekrar görüyor. Kelimeler bitti, diyecek bir şey bulamıyorum. Babamın sağlığından endişemiz var. Durumu çok kötü.

OCAKLARI YANSIN

Biz Alperenlerin de hiçbir beklentisi kalmadı emin olun. Biz o kocaman yürekli liderimizin gülüşünü istiyoruz sadece. Yüreğimizi yakanların ocakları yansın.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Tarık Toros’s story.