Toplumu Militerleştirmenin Bir Yolu Olarak Paramiliter Yapılar

SERDAR EFEOĞLU

Hürriyet Gazetesi’ne 2015’in Eylül ayında yapılan saldırının arkasında olduğu iddia edilen Osmanlı Ocakları’nın başkanı Kadir Canpolat Nokta’ya verdiği röportajda “Tayyip Erdoğan’ın askerleri” olduklarını söyledi. Canpolat 20 Ekim 2016’daki Twitter mesajında ise “Vatan için, bayrak için, Erdoğan için silahlanın” çağrısı yaptı. AKP’ye yakın bir başka yapı olarak da SADAT öne çıktı. Özel Harp Dairesi’nde uzun süre görev yaptıktan sonra emekliye sevk edilen Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi başkanlığında emekli yirmi üç subay ve astsubay tarafından kurulan SADAT’ın yönetim kurulu üyelerinden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üyelerinin 15 Temmuz darbesine karşı “tankın paletini takozlayarak, tankın üstüne çıkarak” aktif rol aldığını söyledi.

Osmanlı Ocakları ve SADAT gibi yapılar “paramiliter” olarak nitelendirilebilir. “Militerleştirme” kadınlar dâhil olmak üzere bütün toplumu askerî değerlere göre eğitmek ve bu duygu ve düşünceleri vatandaşlara kazandırarak askerliği bir hayat şekli haline getirmek şeklinde tanımlanmakta, “paramiliter yapı” ise devletin korumasında faaliyet gösteren yarı askerî kuruluşlar olarak tarif edilmektedir.

‘VATANDAŞLAR HER ZAMAN SAVAŞA HAZIR OLMALI’

2.Abdülhamit döneminde Osmanlı ordusunda görev yapan Alman komutan Goltz Paşa 1883’de yazdığı ve “Millet-i Müsellaha” adıyla çevrilen kitabında tüm vatandaşların her zaman savaşa hazır olması gerektiğini savundu. Avrupa’daki benzer yaklaşımlarla birlikte Paşa’nın bu düşüncesi İttihatçı yöneticileri ve Cumhuriyetin kurucu kadrosunu çok ciddi etkiledi. 2. Meşrutiyet döneminde Osmanlı Devleti’nde topyekûn savunma düşüncesi güçlendi ve okullarda okutulmaya başlanan Malumat-ı Medeniye Dersleri’nde “askerlik”, vatandaşlık görevinin “en şereflisi ve fedakârlıkların en mühimi” olarak takdim edildi. Abdülhamit devrinin sansürlü kelimelerinden “vatan”, uğruna şehit olunması gereken bir değere dönüştü. On yaşındaki çocuklara silah kullanımının öğretilmesi ve okullarda silah eğitiminin verilmesi teklif edildi.

İttihat ve Terakki’nin “Paramiliter” yapıları kurmasında ise Balkan Harbinde uğranılan ağır hezimet etkili oldu. Gelebilecek tehlikelere karşı vatanı korumayı amaçlayan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti kurularak “devamlı savaşa hazır ve müsellah olmak” hedeflendi. 1913’de kurulan Türk Gücü’nün amacı ise Türk gencinin “dinç, gürbüz, güçlü ve yavuz” olmasıydı. Yaşanan mağlubiyetlerde siyasi nedenler kadar “cehalet, salgın hastalık, fuhuş, alkol ve tütün” gibi toplumsal problemlerin de etkili olduğu düşünülmekteydi. Şiarı “Türk’ün gücü her şeye yeter” olan cemiyetin hedefleri arasında “yediden yetmişe cenge gitmek” ve “milleti askere hazırlamak” yer alıyordu. Cemiyet gençlere uzun yürüyüşler yaptırmakta ve mavzerle atış talimi yapılmaktaydı. Ziya Gökalp de “Yeni Atilla” adlı şiirini cemiyetin marşı olarak kaleme aldı.

‘OSMANLI GÜÇ DERNEKLERİ’

İttihat ve Terakki’nin el attığı alanlardan birisi de izcilikti. İngiltere’de 1908 yılında ortaya çıkan izciliğin yayılmasıyla birlikte Osmanlı mekteplerinde “keşşaf” adıyla örgütler kurulmuştu. Genelkurmay Başkanlığı görevini üstlenen Enver Paşa’nın himayesinde “İzcilik Ocağı” adıyla bir cemiyet kurularak gençlerin çevik ve vatanperver bir şekilde yetiştirilmesi hedeflendi. İzciliğin terminolojisi de “Türkçülük” doğrultusunda düzenlendi. En büyük amire “Başbuğ” adı verilerek izciler; “adsız, çeri, tekin, alp ve tarhan” olarak sınıflandırıldı.

Bu dönemde öne çıkan cemiyetlerden birisi de “Osmanlı Güç Dernekleri” idi. Amaç gençleri maddi ve manevi olarak savaşa hazırlamak ve milleti “millet-i müsellaha haline getirmek” olarak belirlenmişti. Harbiye Nezareti tarafından bu derneklere tüfek ve cephane bedava verilecek, askeri tesis, bina ve araziler tahsis edilebilecek, talimde yardımcı olmak üzere subay görevlendirilecekti. Dernek askerlik yapmamış gençler, terhis olmuş kişiler, muvazzaf ve emekli askerlerden oluşmakta, Askerlik Şubesi Reisi tarafından idare ve teftiş edilmekteydi. Harbiye Nezareti’nin doğrudan desteği ile faaliyet gösteren derneklerin, Enver Paşa’nın gönderdiği bir beyanname ile vilayet ve sancaklarda kurulması isteniyordu. Ancak seferberliğin ilanıyla bu faaliyetler kesintiye uğradı.

12–17 YAŞ ARASI İÇİN ‘GÜRBÜZ DERNEĞİ’

Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla gençleri örgütlemek amacıyla yeni bir dernek kurulması fikri Goltz Paşa’dan geldi. Almanya örnek alınarak başına Von Holf’un geçirildiği Osmanlı Genç Dernekleri kuruldu. 12–17 yaş arası çocuk ve gençler için “Gürbüz Derneği”, 17 yaş üzeri için de “Dinç Derneği” oluşturuldu. Fiilen üye olunması ve talimlere katılma zorunlu tutuldu. Genç Derneklerinde beden terbiyesi önemli bir yer tuttuğu gibi bazıları“acemi talimgâhı” gibi çalıştı. Gençler tatbikata alınarak öğrendikleri askerlik bilgilerini atış talimi dâhil olmak üzere arazide uyguladılar. Ormansız bölgeleri ağaçlandırmak için “hatıra ve kahramanlar ormanları” oluşturarak sosyal sorumluluk projelerine iştirak edilmesi planlandı.

Gençlerin talim yapabilmesi için “cami kadar önemli” görülen meydanlar inşa edilecekti. Derneklerin marşı İsveçli Felix Korling’in bestesinden uyarlanan “Dağ Başını Duman Almış” marşıydı. “İleri! Daima İleri” parolasını benimseyen derneklerin ülke genelindeki sayısı 1917 yılında 706, 1918’de de 745 oldu. Savaş nedeniyle askerlik yaşı on sekize indirilince Genç Derneklerinin 17 yaş üstü mensupları askere alındı. Daha küçük yaştakiler ise cephe gerisinde tarım faaliyetlerinde ve hastanelerde istihdam edildi.

GENÇLİĞE REJİMİN BEKÇİLİĞİ ROLÜ

Cumhuriyetin ilk yıllarında Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın gençliğin fiziki eğitimini amaçlayan bir gençlik derneği kurulması için ısrarlı talebine rağmen herhangi bir adım atılmadı. Ancak gençliğe “rejimin bekçiliği” rolü biçildi ve “yurtsever, itaatkâr ve disiplinli” bir gençlik yetiştirmek için okullarda “Askere Hazırlık Dersleri” okutulmaya başlandı. Gençlerin militerleşmesini amaçlayan bu dersler Milli Güvenlik Bilgisi adıyla son yıllara kadar devam etti.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’nin aksine tek parti yönetimlerinin hâkim olduğu devletlerde paramiliter yapıların çok etkili olduğu görülmektedir. Almanya’da en büyük paramiliter yapı 1925’de Hitler’in özel koruması olarak Nasyonal Parti bünyesinde oluşturulan “SS birlikleri” idi. Bu birlikler başlangıçta silahlı parti militanlarından oluşmuşken 1934’de bağımsız bir yapı haline geldi ve daha sonra ikiye ayrıldı. Bunların ilki olan Waffen-SS (Silahlı SS)” subaylarca yönetilen bir askerî bir yapıya dönüştü. Diğer bölüm bir çeşit polis görevi yapan “Allgemeine-SS” idi ve soykırım suçu işledikleri iddia edilen bölümüydü. Rusya’da ise ihtilâlden sonra “Komsomol” adlı bir gençlik teşkilatı kurularak çocuklar ve gençler bu yapının içinde yer aldı. İtalya’da “Öncü Öğrenciler” örgütünden sonra 1922’de “Batilla” adıyla Faşist Parti’ye bağlı bir paramiliter yapı kuruldu. Sekiz yaşından itibaren çocukların üye yapıldığı, kız ve erkeklerin ayrı olduğu bu yapı daha sonra devletin bir kurumu haline getirildi.

BÜYÜK FACİALARIN HABERCİSİ

20.yüzyıl başında paramiliter yapıların gelişimi Almanya örneğinde görüldüğü gibi çok büyük facialara neden oldu. Bu yapılar Osmanlı Devleti’nde toplumun militerleştirilmesi amacına hizmet ederken Almanya’da iktidarın illegal faaliyetlerini destekleyen bir yapı olarak soykırımda aktif rol oynadı. Bu örnekten hareketle siyasi iktidara yakın paramiliter yapıların illegal hedeflere yönlendirilmesi her zaman çok güçlü bir ihtimaldir. Nitekim son dönemde Türkiye’de bazı paramiliter dernek başkanlarının halkın silahlanmasına yönelik söylemleri bu endişeyi doğrulamaktadır. AKP iktidarının da paramiliter örgütleri desteklemek yerine bu yapılara engel olması daha doğru bir davranış olacaktır. Fakat şu ana kadar yaşananlara bakılırsa bunun sadece bir temenniden ileri gitmeyeceği anlaşılmaktadır.

Kaynaklar: E. Akcan, İttihat ve Terakki Fırkası’nın Paramiliter Gençlik Kuruluşları, SÜSBE doktora tezi (2013); M.E. Ünal, “Erken Cumhuriyet Döneminde Gençlerin Militarizasyonu”, MÜSB Dergisi, S. 1 (2015); A. Demirci, “Tek Parti Döneminde Siyaset-Gençlik İlişkilerine Bir Örnek: Gençlik Teşkilatı Tasarıları”, AÜSBF Dergisi, C. 58, S. 2 (2003).


Originally published at www.tr724.com on January 25, 2017.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Tr724’s story.