Yasin Aktay, Cemaat soruşturmalarını çökertti: 15 Temmuz olmasa yasal bir şey yapamazdık

ALİ ADİL ÇAKAR

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Yasin Aktay, yaptığı bir açıklamayla, 10 binlerce Hizmet gönüllüsünün tutuklanmasına sebep olan soruşturmaları çökertti. Daha önce de “Biz saftık kandırıldık, CHP FETÖ’yü biliyordu. Kılıçdaroğlu yargılansın” diyerek AKP’nin ‘sorumluluğunu’ pişkinlikle üzerinden atmaya çalışan Yasin Aktay, partisinin MYK toplantısının ardından yine skandal açıklamalara imza attı.

Aktay, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “AKP içinde ByLock’çu 2 bakan, 40 milletvekili var” iddialarını cevaplarken Gülen Cemaati’nin 17 Aralık’a kadar suçsuz olduğunu ve bütün faaliyetlerinin yasal zeminde gerçekleştiğini belirtti. Fakat 17 Aralık yolsuzluk operasyonu ile birlikte cemaatin ‘örgüt’ olduğunu anladıklarını söyledi.

17–25 Aralık öncesini kastederek, “Biz o günlerde bir suç işlememiş olan, doğal olarak bütün işlerini, bütün faaliyetlerini yasal zeminde yaptıklarını gösteren bir yapı için ‘kandırıldık’ demeyiz. Biz hiçbir şekilde onlarla bir grup olarak, bir yapı olarak, bir terör örgütü olarak işbirliği yapmadık. Onların bir örgüt oldukları 17 Aralık’ta ortaya çıktı” dedi ve böylece büyük bir bilmeden skandalı ifşa etmiş oldu.

O HALDE BU İNSANLAR NİYE HAPİSTE?

Evvela 17 Aralık sonrası başlatılan ‘cadı avı’ ve soruşturmaların, hemen hepsinin 17 Aralık öncesine dayandığını, Selam-Tevhit ve Tahşiye gibi polisleri ve gazetecileri tutuklama gerekçesi yapılan dosyaların da bu şekilde 2013 öncesine dayandığını hatırlatalım.

Dahası şu anda cezaevlerinde bulunan insanların büyük çoğunluğu Bank Asya’da hesap açmak, Cemaat okullarında çocuklarını okutmak, Hizmet kurumlarında çalışmak, Hizmet’le ilişkili dernekler aracılığı ile bağış yapmak ve Fethullah Gülen’in kitaplarını bulundurmak gibi ‘suçlardan’ yargılanıyor. Yani “17 Aralık’tan önce yasaldı” denilse de, 40 yıllık mazi soruşturmaya tabi tutuluyor. Bu bir garabettir.

Devletin 17 Aralık’tan önce müsaade ettiği, yasal uygulamaların herhangi bir mahkeme ya da Meclis kararı olmadan ‘illegal’ ilan edilemeyeceği herkesin malumu. O hâlde Yasin Aktay’ın cevaplaması gereken sorular var:

Madem 17 Aralık bir ‘milat’ olarak kabul ediliyor, o tarihten önce ‘suç işlemiş’ insanlar neden cezaevinde? Madem bu faaliyetler ‘yasaldı’, bir yolsuzluk soruşturmasının ardından nasıl oldu da ‘silahlı terör örgütüne üyelik’ kapsamına sokuldu? Bu kisve altında nasıl oldu da gazetelere, işyerlerine el konuldu? Mal varlıklarına çöküldü? Bunun hesabını kim verecek?

NASIL OLDU DA YASAL EYLEMLER SUÇ OLDU?

MYK sonrası açıklamalarında önemli başka detaylar da var. ‘Tamamen suçsuz ve legal olduğu o günlerde’ Cemaat’le yan yana olmalarında bir beis bulunmadığını anlatan Prof. Aktay, “Bugün herhangi bir insan, herhangi bir grup, herhangi bir sivil toplum kuruluşunun gelecekte bir suç işleme kapasitesi, potansiyeli elbette vardır. Ama biz suç işlememiş insanları, işleme ihtimalleri vardır diye peşin peşin yargılama hakkına sahip olamayız. Eğer 15 Temmuz’da bu darbe teşebbüsünü yapmamış olsalardı, onlara karşı öyle çok da fazla yasal bir zeminde tedbir alma imkânımız olmazdı zaten” ifadelerini kullandı.

Aktay burada çok açık bir itirafta bulunuyor: 15 Temmuz öncesi Cemaat’e yönelik bütün soruşturmaları çöpe atıyor. Bu yönüyle Erdoğan’ın “Allah’ın lütfu” söyleminin bir devamı niteliğinde ancak çok daha fazlası. Erdoğan, “Şu andaki süreç içerisinde normal zamanlarda yapamayacağımız birçok şeyi hamdolsun yapabilme imkânına, gücüne sahip olduk” demişti. Yani meşruiyeti var ama imkânı yok gibi konuşmuştu. Yasin Aktay ise, elde edilen gücün dâhi meşruiyetinin sallantıda olduğunu, önceki bütün soruşturmaların da ‘gayri hukukî’ olduğunu itiraf ediyor.

Şimdi geriye tek bir soru kalıyor: 15 Temmuz kimin işi?

KANDIRILDINIZ MI, KANDIRILMADINIZ MI?

Bu arada Yasin Aktay’ın artık bir karar vermesi lazım. Malum, parti sözcüsü sıfatıyla yaptığı beyanlar önemli, bağlayıcılığı var. Şu noktayı artık bir netliğe kavuşturalım: Kandırıldınız mı, kandırılmadınız mı? 12 Kasım’da basına yansıyan bir röportajda şöyle dedi Aktay: “Biz hadi saftık bilmiyorduk ama sen biliyordun onların terör örgütü olduğunu. Kılıçdaroğlu yargılanmayı hak ediyor.”

Bu açıklamadan dört gün sonra ise “İkidebir ‘kandırıldınız’ falan dediklerine bakmayınız. Biz kandırılmış olduğumuzu öyle çok da fazla da kabul etmiyoruz” ifadesini kullandı. Haliyle insanların kafaları karışmış durumda. 17 Aralık’a kadar ‘kandırıldıklarını’ AKP’li hemen herkes, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere defalarca söyledi. Şimdi çıkıp Aktay, ‘çok da kandırılmadık’ diyor… İşin içinden çıkmak mümkün değil!

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.