Yetmedi mi?

“Biz şu anda orduda, emniyet teşkilatımızda, devletin kurumlarında ne kadar F..Ö’cü varsa temizliyoruz. Çünkü bu kanser virüsünü bu ülkenin, bu devletin tüm bünyesinden temizleyip atacağız. Bunlara hayat hakkı tanımayacağız. Zira bunlar bu milleti, bu ümmeti böldüler. Bu mücadelemiz sonuna kadar devam edecek.”

ZALİM BİR DESPOTTAN YANDAŞLARINA KENDİ MEŞREBİNCE VAATLER

Bugüne kadar yaptığı zulümler yetmezmiş gibi 16 Nisan referandumuna günler kala sarfettiği bu sözlerle, tek sesliliğin, baskı, zulüm ve tehditlerin olağanlaştığı Olağanüstü Hal altında Pazar günü gerçekleştirilecek sirk gösterisi sonrası diktatörlüğünü tescilleyebilirse (ki başka şansı yok), yani fırsatını bulursa, daha neler neler yapacağına dair efsunladığı yandaşlarına bulunduğu bir vaat. Demek ki bir zalimin, bir despotun, bir gaddarın efsunlayarak mankurtlaştırdığı, beyinlerini uyuşturup vicdanlarını körelttiği yandaş yığınlarına bulunabileceği vaatler, verebileceği sözler ancak kendi meşrebince olabiliyormuş.

Gözü dönmüş bir kin ve nefretin, örneklerine ancak cahiliye devrinde rastlanabilecek kan davasına dönüşmüş intikam ve öc histerisinin vücut bulmuş hali olan Erdoğan’ı belli ki işlediği hiçbir zulüm artık kesmiyor. Ne yaparsa yapsın ikiyüzlü sahtekarlığının, hırsızlık ve yolsuzluklarının, rüşvetçiliğinin ve ahlaksız mürailiğinin gözler önüne serilmesinden sorumlu tuttuğu insanlara yaptığı onca insanlık dışı zulümleri bir türlü yeterli bulmuyor.

EY BRE ZALİM, EY BRE DESPOT!..

Zulüm adına yapabileceği ne varsa yapıyor. Gücü ve imkanları elverdiği ölçüde ileride yapabileceğini düşündüklerini ise önce diline doluyor, sonra fırsatını buldukça aşama aşama uygulamaya sokuyor. Bütün bu olup bitenler karşısında ehl-i vicdana ise en azından ve hiç olmazsa “Ey bre zalim, ey bre despot masum insanlara reva gördüğün bunca yalan ve iftira, bunca zulüm ve baskı hala yetmedi mi?” diye sormak düşüyor. Soralım öyleyse…

Binlerce masum insanın kanını dökmek, 246 masum insanın canını almak pahasına sergilediğin şeytani darbe tiyatrosu sonrası 135 binden fazla insanı gözaltına aldırıp sorgusuz sualsiz, keyfi ve hukuksuz zindanlara tıktırdığın 47 bin 155 masum yetmedi mi ey bre zalim!

Her an her yerde, medyada, ekranlarda ve meydanlarda her türlü yalan ve iftirayı atıp geceyarısı baskınlarıyla derdest ettirerek onlarca gün türlü işkenceler altında tuttuğun 113 bin 260 masum yetmedi mi ey bre despot!

Aralarında 9 aylık hamile kadınların, bebeği kucağında çiçeği burnundaki annelerin, tek suçu fakir öğrencilere burs vermek için karınca kararınca bir şeyler yapmaya çalışmak olan ev hanımlarının, 60’lık 70’lik ninelerin ve hatta lise, üniversite talebesi genç kızların da aralarında olduğu 20 bine yakın masum kadını hiçbir din ve anlayışın kitabında olmayan türlü hakaretler ve işkenceler altında zindanlara atmak yetmedi mi ey bre Yezid!

“Bunca generalin karıştığı bir darbe nasıl başarısız olabilir ki?” sorusunu hala sorabilecek beyin hücrelerinin tamamen yitirmemiş herkesin aklıyla alay edercesine ve üstelik attığın yalan ve iftiraların ne kadar temelsiz olduğunu ahmak olmayan herkesin gözlerine sokarcasına Türk Ordusu’ndaki 350 generalden 168’ine ilave olarak 7 bin 463 subay ve askeri “darbeci ve hain” yaftasıyla türlü işkenceler altında zindanlarda çürütmek yetmedi mi ey bre diktatör!

Tek suçları kanunların ve hukukun kendilerine verdiği yetkileri kullanarak ülkeye ve millete sorumluluklarının gereğini yapmak olan, bu çerçevede hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, suç ve cinayet kimden kaynaklanıyorsa kaynaklansın üzerlerine gitmek olan polislerden 10 bin 732’sini tutuklatıp zindanlara atmak yetmedi mi ey bre harami!

ADALET VE AYDINLIĞA DÜŞMAN, ZULÜM VE ZULMETE DOST

Hukuku ve yargıyı tamamen yok edip sana biat eden savcı ve hakimleri omurgasız ve karaktersiz birer şebeğe çevirirken, ülkedeki 10 bin 382 hakimden hak, hukuk ve adalet ilkelerine sadık 2 bin 538’ini (yani tüm hakimlerin yüzde 24,4’ünü), 4 bin 622 savcıdan bin 121’ini (yani tüm savcıların yüzde 24,3’ünü) ihraç edip bunlardan 2 bin 575’ini zindanlara tıkmak, hak ve adalet adına ne varsa yerle yeksan ederek 1000’i aşkın avukatı gözaltına aldırıp bunlardan 400’den fazlasını hapse atmak yetmedi mi ey bre hukuksuz Haccac!

Tıpkı size benzeyen 38 binden fazla hırsızı, arsızı, tecavüzcüyü cezaevlerinden apar topar salıverip, yerlerine tüm hayatlarını işlerinde güçlerinde, iyilikte, hayırda ve hasenatta geçirmiş 26 bin 177 sıradan sivil vatandaşı görülmedik bir gözü dönmüşlükle zindanlara tıkmak yetmedi mi ey bre gaddar!

Okul ve üniversite sıralarında adamakıllı dirsek çürütmediğinden olsa gerek eğitimli ve donanımlı kim varsa amansız düşmanı kesilip, milleti aydınlatan, geleceğine yol gösteren her ne veya kim varsa üzerine bir karabasan gibi çökerek birkaç kelimelik yazıyla tam 21 bin yetişmiş tecrübeli öğretmenin lisansını iptal etmek, on binlerce öğretmeni gözaltına alıp hapsetmek, 7 bin 317 akademisyeni üniversitelerden atmak, binlercesini cezaevlerine tıkmak, 15 üniversite, 2000’e yakın okul, dershane ve öğrenci yurdunu kapatmak şeytani karanlığın için yetmedi mi ey bre yobaz!

ÇOCUK YAŞTAKİLERDEN DEDELERE, GENÇ KIZLARDAN NİNELERE…

Çocuk yaştakilerden 80’lik dedelere, genç kızlardan eli öpülesi ninelere varıncaya kadar her türlü insanlık dışı işkenceyi reva gördüklerinden 58’inin gözaltı ve mahpuslukları sırasında veya sonrasında “intihar ettiler” adı altında şüpheli ölüm ve infazları yetmedi mi ey bre katil!

Zulmüne ve despotluğuna alkış tutan, aldıkları yüklü paraların karşılığını sana her şart ve koşulda vıcık vıcık yılışarak bilhakkın ödeyen omurgasız şarlatanları gazeteci diye baştacı edip lağım kokularının eksik olmadığı medya havuzunda demlendirirken, görebildikleri gerçekleri dile getirme çabası içerisinde yazan-çizen, söyleyen kim varsa en amansız düşmanları kesilip 200 medya organına kilit vurmak, 230 gazeteciyi zindana atmak, 100’den fazlası hakkında defalarca tutuklama kararları çıkartmak, kıt kanaat geçinen çoğunun zaten olmayan mal varlıklarına kudurmuş aç haramiler gibi el koymak yetmedi mi ey bre korkak!

ZALİMİN ZULMÜ SADECE HİZMET’E DEĞİL…

Ocak ayı resmi rakamlarına göre bile ahlaksızca gaspedilerek TMSF’ye devredilen büyük şirketlerin sayısı 809’u, ekonomik değeri ise en az 10 milyar doları bulmuştu. Baklavıcısından kebapçısına, Anadolu Kaplanı holdinglerden tüm iş dünyasına örnek olabilecek yüz akı şirketlere, gazetelerden televizyonlara varıncaya kadar binlerce şirketi gasp edip birer adi yamyama dönüştürdüğün harami yandaşlarına peşkeş çekmek yetmedi mi ey bre harami despot!

Tıpkı Anadolu Kaplanları’nda olduğu gibi Özal’lı yılların yadigarı ve ilhamıyla neşv-ü nema bulan binlerce sivil toplum örgütünün, derneğin, vakfın, araştırma kuruluşunun kapılarına bir gecede kilit vurup, toplumu elsiz ayaksız, gözsüz kulaksız bırakarak adi despotluğuna mahkûm etmeye çalışmak yetmedi mi ey bre nankör mirasyedi!

Zalim elbette ki sistematik zulmünü toplum nezdinde düşmanlaştırdıkları üzerinden perdelemeye de çalışıyor. Zalimin zulmü ahlaksızca iftira atıp “F..Ö” dediklerini hedef almıyor sadece. Kürtler de sırf Kürt oldukları için Erdoğan’ın türlü zulümlerine maruz kalıyor. Öyleyse şöyle diyelim: Mevzu kendileri olunca “millet iradesi” deyip yeri göğü inletirken onlarca seçilmiş belediyeyi gaspetmek, belediye başkanlarını hapsetmek, ülkenin en büyük üçüncü partisinin liderleri dahil 13 milletvekilini tutuklamak, bin yıllık şehirleri aylarca kuşatıp tank ve top ateşiyle insanların evlerini başlarına yıkmak, binlercesini katledip yüz binlercesini kış ortasında evsiz yurtsuz, aç susuz bırakmak yetmedi mi ey bre faşist!

EY BRE AYMAZ YIĞINLAR, EY BRE DİN TACİRİ AHLAKSIZ DİNBAZLAR!..

Öte yandan, tüm bu yaşanan zulüm ve haksızlıkları çerez çıtlayarak film izler gibi umarsızca izlemek, yaşanan onca zulme cılız da olsa bir ses çıkarmaktansa dilsiz şeytanlar olmayı tercih etmek yetmedi mi bre aymaz yığınlar!

Başta din alıp din satan, hayatlarını dinden kazanan Diyanet imamları ve hangi ahlakı din diye pazarladıkları şüpheli binlerce İlahiyat hocası olmak üzere, türlü meşrepten cemaatçisi, tarikatçısı ile tüm bu zulümlere ortak olup başkalarının el emeklerinin, alın terlerinin semeresi olan helal mülklerine yönelik gaspları, belki kendilerine de pay düşecek ganimetler gibi görüp yapılan tüm haramiliklere ortak olan ya da bu olup bitenlere cevaz vererek meşrulaştıran bu sözüm de size: Din adına din kılıfında giriştiğiniz onca haramilik, ikiyüzlü müraîlik yetmedi mi ey bre ahlaksız dinbazlar!

Yetmemiş olmalı ki zulüm ve zulmet tüm hızıyla devam ediyor. Gaflet, dalalet ve hıyanet içerisindeki bir yobaz ve harami bir güruhun elinde tüm ülke sonu belirsiz bir karanlığa doğru hızla sürükleniyor. Tüm ülke artık nasıl bir akıl tutulmasından müzdaripse, bunca olup biten bile maşeri vicdanı uyandırmaya bir türlü yetmiyor. Dirayetini, firasetini, necabetini yitirmiş bir millet bizzat kendi elleriyle kendi felaketini, kendi kıyametini inşa ediyor.


Originally published at www.tr724.com on April 11, 2017.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Akif Umut Avaz’s story.