
Kayıtlar Nerede?
2 yıl önce falan, Nuri Bilge Ceylan, İKSV’de Sinema Dersi adlı etkinlikte, son çektiği filmini katılımcılarla beraber incelemisti.
Yönetmenlerin kendi filmlerini incelemelerini çok ilginç ve değerli bulduğum için, ben de bir görüntü, ses kaydı bekliyorum en azından. Etkinliğin sayfasını her sabah kontrol ediyorum. Günler geçiyor, ama ses seda yok. Üzerinden iki yıl geçti, etkinliğin sayfası hala güncellenmedi. Öylece duruyor, ne video kaydı, ne ses kaydı, ne bir transkript. Sanki dünyanın şapka çıkardığı yönetmen, İKSV’de böyle bir etkinlik gerçekleştirmemiş gibi.
Aynı dönem, Zeki Demirkubuz Yeraltı filmini çekiyor. Film hakkında pek dişe dokunur bilgi paylaşımı olmadığından, Facebook’taki sayfasını takip ediyorum. Haftada en az iki kez Eksi Sözlük’teki Yeraltı ve Zeki Demirkubuz başlıklarını kontrol ediyorum, tam anlamıyla içim içimi yiyor, sabırsızım. Ve nihayet Demirkubuzla herkese açık bir söyleşi yapılacağı haberini alınca, biraz içim rahatlıyor ve röportajın yapılmasını bekliyorum.
Birkaç gün sonra Facebook’ta, sayfanın yöneticisi şöyle bir paylaşımda bulunuyor; “Yönetmen Zeki Demirkubuz’la buluştuk, 4 saatlik inanılmaz keyifli bir sohbet ettik, Yeraltı filmiyle ilgili bütün sorularımızı yanıtladı”
Filmin çıkacağı tarih bile belli değil, yüzlerce soru işareti var, ve buna ilaveten, Zeki Demirkubuz gibi toplumu en iyi gözlemlemiş aydınlardan birinin ağzından çıkan her kelime altın değerinde, 4 saatlik bir söyleşide kimbilir neler anlattı.
Fakat söyleşiye şahit olan, Facebook sayfasının yöneticisi, “çok keyifliydi” diyor kısaca. Peki tek bir fotoğraf, video veya ses kaydı, bir transkript?
Yok. İnsanlara filmle ilgili gelişmeleri aktarma sorumluluğunu üstlenen ve söyleşiyi organize eden sayfa yöneticisi, “yanımızda kamera yoktu” diyor. Tam o an, dünyanın en ölümcül uçan tekmesini atmak istiyorum.
Ahmaklığın, sorumsuzluğun, bencilliğin bu derece üst düzey sergilenmesi, sinirlerimi altüst ediyor.
2013 yılında, Anadoludan çıkmış en önemli iki yönetmenin gerçekleştirdiği iki önemli etkinliğinin bir paragraflık, özet transkriptini dahi bulamıyorsunuz.
Daha güncel ve ilginç bir örnekte, Küreselleşme ve Yeni Sol Konferansında yaşanıyor.
Slavoj Zizek, dünyanın en önemli filozoflarından biri, İstanbul’a gelip Küreselleşme ve Yeni Sol konferasında konuşuyor. Özellikle de Gezi direnişinden sonra Zizek’in ne düşündüğü çok önemli.
Youtube’a düşen 30-40 saniyelik video parçalarından başka, hiçbir şey yok ortada. Ne transkript, ne özet, ve ne dişe dokunur bir haber.
Bilgiye, düşünceye verdiğimiz değerin en iyi göstergesi, nasıl kaydettiğimiz, nasıl taşıdığımızdır.
- En değerli bulduğu bilginin dokümantasyon sorumluluğunu dahi almaktan acizdir.
- Sözkonusu etkinliklere gelemeyenlerin de paylaşılan bilgiye erişim hakkı olduğu bilincine sahip değildir.
- Gelecek nesillere yeterince erişilebilir, kullanılabilir kaynaklar bırakamayacaktır.
Dokümantasyon birbirimize karşı en başlıca sorumluluğumuzdur. Bilgi paylaşılmalıdır, paylaşılmayan bilgilerin tamamı, mümkün olan en agresif yöntemlerle geri kazanılmalıdır.
Email me when Türkçe Yazılar publishes stories
