Ürün Stratejisi ‘‘Hayır’’ Demekten İbarettir.


Burada “hayır’’ dan kastım projeye besmele ile başlayıp hayırlı bir ürün çıkmasını beklemek değil, “olmaz’’ anlamında “hayır’’ kelimesini kullanmak…

Ülkem’in bilişim ayağı olarak vaktimizin büyük bir kısmı ürün geliştirmekle geçiyor. Eğer siz de ürün geliştiriyorsanız, hayır diyebilmeyi çok iyi öğrenmelisiniz. “Bakarız’’ değil, “Belki’’ değil, “Daha Sonra’’ değil, net olarak “hayır’’.

İyi bir ürün geliştirmek kulağınıza iyi gelen her fikri eklemekle olmaz. İyi bir ürünün sınırları belli olur ve barındırdığı özellikler birbirleri ile mükemmel bir uyum içerisinde işler. İyi bir ürün her şeyi birden yapmaya çalışmaz, yaptığı işi olabildiğince iyi bir biçimde yapmayı amaçlar.

Projenize kafa yorarken kendinizi bir çok iyi fikrin arasında bulabilirsiniz. Bu fikirler ekibinizden, müşterilerinizden ya da sizden gelebilir. Tüm bu fikirler iyi fikirler olacağından bunlara evet diyerek ürününüze eklemek ilk etapta mantıklı gelir. Ancak ürünü odağından saptıran iyi niyetle iş planına eklenen bu “iyi’’ fikirlerdir.

İşte tam olarak bu sebeple bazı fikirlere hayır demek ürün geliştirirken sahip olunması gereken önemli bir yeti. Kötü fikirleri tespit edip hayır demek işin kolay kısmı, zor olan ürünün odağını korumak için iyi fikirlere hayır diyebilmek.

Çevrenizdeki insanlar bu tarz fikirleri iş planına sokmak için bilinçli ya da bilinçsiz olarak çeşitli kurnazlıklara başvurabilir. Benim şimdiye kadar en çok karşıma çıkanları sıralamak gerekirse:

Ekibin kendini ürün geliştirmeye kaptırması:

Bilişim özellikle ülkemizde nispeten yeni bir sektör olduğu için çalışanların çoğu genç ve hevesli insanlar. Bir projeye başladıklarında hevesleri iş planının önüne geçtiği zaman over-design’a geçiyor ve planda olmayan şeyleri de ürüne sürükleyiveriyorlar. Bu durum bazen de ürünün sınırlarının planlama aşamasında iyi çizilmemesinden ya da proje yöneticisinin denetim ihmalinden kaynaklanabiliyor. Ancak nedeni ne olursa olsun bu gibi durumlarda planda olmayan özelliklere hayır demek ve acı da olsa yapılmış olan bu özelliği kaldırtmak gerekiyor.

‘’Bunu yapmamız 1 saatimizi almaz.’’

Bu da çok sık duyduğum bir ikna etme çabası ve bu rasyonele evet demek nedense hep faciayla sonuçlanıyor.

Bu cümledeki birinci sıkıntı, bir işin uzunluğunun hiç bir zaman argüman olarak kullanılmaması gerektiğidir. İyi özellikler kadar pek çok kötü özellik de hızlı bir şekilde ürüne eklenebilir, bu nedenle bu tarz ikna çabalarına karşı gözünüz hep açık olmalı.

İkinci sıkıntıysa yazılım projelerinde hiç bir şeyin söylendiği kadar kısa sürede tamamlanamıyor olması. Yazılımcıya sorarsan istediğin projeyi sana maksimum 2 ayda çıkartacağını söyler. Sonra işin içine girince 6 senede çıkamayacağını fark eder, “abi 1 ay daha ver bitecek’’ diye diye seni kara deliğe sürükler. Yeni feature’larda da aynı şey söz konusu, 2dk’da feature’ı yazarlar ama o yeni kod başka bir yerleri bozar, sonra onu düzeltmek haftaları alır. Bu tarz risklere ürün geliştirirken hiç girmeye gerek yok.

‘’Ama data iyi görünüyor!’’

Bu eskiden benim de kullandığım bir bahaneydi…

Nokta’da çalıştığım zamanlar şirket yönetimi Google’ı çok örnek alırdı ve feature’lara karar verirken muhakkak dataya bakarak karar vermemizi isterdi.

Biz de ürüne eklemek istediğimiz feature’ları haklı kılmak için datayı kılıfına uydururduk. Düşüş trendi içerisinde bir metrikte anlık bir yükseliş varsa grafiğin sadece o kısmını delil olarak mail’lara ekleyip kararlarımızı haklı çıkartırdık.

“Dünya’daki istatistiklerin %76.9'u uydurmadır’’ diye bir istatistikçi esprisi vardır ya hani, gerçekten de elinizdeki verinin scope’unu değiştirerek istediğiniz çıkarımı elde etmek mümkün. Bu nedenle ürün geliştirme gibi kompleks bir süreçte kullanacağınız datanın sağlam olduğundan emin olmalısınız.

Data sağlam görünüyorsa bile söz konusu olan yeni özelliğin ürün kapsamına ve amacına uygun olup olmadığını sorgulamanız gerek.

‘’Patron bunu çok istiyor.’’

Eğer patronunuz product management kökenliyse, ürüne yeterince vakit ayırıp akıllı ve bütünsel kararlar alabiliyorsa sorun yok. Ama maalesef durum genellikle böyle olmuyor.

Geliştirmeden önceki planlama sürecine dahil olmayıp işin orta yerinde ‘’şunu da eklesenize’’ diye tamamen keyfi olarak gelen feature isteklerine patrondan ne kadar korkarsanız korkun hayır demeyi öğrenmeniz lazım. Acı gerçek şu ki insanların çoğu iyi bir ürün geliştirmektense patronunu mutlu etmeyi tercih ettiğinden dolayı bugün piyasada yüzlerce iğrenç web sitesi ve mobil uygulama var.

Burada anlatmak istediğimi yukarıdaki videoda çok güzel özetlemişler aslında. Amaca yönelik bir ürün geliştirmek için odaklı olmanız gerekiyor. Söyleyeceğiniz her “evet’’in arkasında binlerce “hayır’’ın bulunması gerekli…

(Bu yazı ilk olarak GIRIS.IO’da yayımlanmıştır. GIRIS.IO’da her hafa internet girişimciliğinden kişisel gelişime yazılar kaleme alıyorum. Desteğiniz beni çok mutlu edecek :)