Sinan IşlekdemirMar 303 min read
Acemiler için İstanbul’da araba kullanmak!
Evet, üç aydır acemiyim ve İstanbul trafiğindeyim. Birkaç ufak kaza ve çiziği saymazsak hala hayattayım. Güç geçtikçe daha iyiye gittiğime inanıyorum.
Gelelim İstanbul’da acemileri neyin beklediğine:
- Ders alın! Ama derslere boğulup kalmayın. Ne kadar özel hocayla trafiğe çıkarsanız çıkın, tek başınıza kalmak gibi olmayacaktır. Hayatımda ilk gerçek trafik deneyimim yani tek başıma trafiğe çıkışım, arabamı İstoç’tan alıp Cerrahpaşa’ya gitmemdi. Heyecan verici bir deneyim!
- Neden herkes bana korna çalıyor? Çalmıyor. Her kornayı üzerinize almayın. Ben, arkasındaki adama dahi korna çalan öküz gördüm. Var öyle öküzler. Tamam, bazı kornaları da size çalıyorlar ama size çalınmıyormuş gibi yapın. Ya da sağa çekin, ağlayın, tanıdığınız birisini arayın gelsin direksiyona geçsin, arabayı da ertesi gün satın. Seçim sizin.
- Bir kaç istisna iyi insan dışında, taksiler, dolmuşlar, okul/iş servisleri, İETT otobüslerinden UZAK DURUN! Günde 18 saat direksiyon salladıkları için olsa gerek, beyin gidiyor. Geriye kalan tüm sürüş yetenekleri omurilik soğanından geliyor. Onunla da ne kadar dikkatli ve saygılı birer şöför olurlarsa işte. Yol istediklerinde yol verin. Ama yol istemeyecekler, onun yerine sizi sıkıştırıp üzerinize sürecek, sizden zorla yol almaya çalışacaklar. O yüzden, ilk arabanız ucuz bir araba olsun. Gerekirse bir Hollywood filmi gibi üzerlerine kırıp onları yoldan atarsınız.
- Bağlantı yolları başta olmak üzere, şerit değiştirirken kazma gibi 60 derece diagonal girmeyin yan şeride. Öküz değilsiniz. Kendinize şerit değiştirmek için 100–200 metre verin, ağır ağır sinyal vererek değiştirin şeridinizi.
- Yol vermiyorlar mı? Burada nazik bir şöför olmak ne kadar mümkün bilmiyorum. Ya biraz zorlayarak siz alacaksınız ya da iki kilometre ötede başka bir çıkış var, oradan girersiniz çok takmayın. Yol almak için ise, öncelikle geçeceğiniz şeritten gelenlerin güvenli yavaşlayabilecekleri ya da durabilecekleri bir mesafede olduklarından emin olun. Değillerse yavaşlayıp bekleyin. Sonra sinyal vererek yavaşça şerit değiştirin. Bkz 4.
- Arkanızdan sizi taciz eden dallamalara gelince. Önce hızınıza bakın, eğer hızınız hız sınırına yakınsa sallamayın, beklesin yavşak ölüme mi gidiyor. Eğer yavaşsanız ve sol şeritteyseniz güvenli bir şekilde şerit değiştirebiliyor olup olmadığınıza bakın. Öyle yol verin.
- Bulunduğunuz şeritte arkadan ambulans geliyorsa diagonal geçişe kadar yolu var, yol açın lan adam ölüyor orada!
- Bazen ana yoldan yan yola girişlerde birkaç yüz metreye varan kuyruklar olabiliyor. Zekanızı kullanıp yan şeritten kuyruğun en başına yardırıp en başta zorla yol almaya çalışarak araya kaynamayın. Böyle yapan ve kendisini zeki zanneden dallamalara da yol vermeyin. Beklesinler.
- Gözünüzü ne olursa olsun yoldan ayırmayın! Ben denedim, sıkıntı oluyor.
- Dikkatinizi dağıtabilecek her şeyi yola çıkmadan önce düzeltin. Aynalar, koltuk, görüş açınızdaki objeler vb.
- İstanbul trafiğinde şerit çok önemli. Şeridinizde gidin. Eğer hödüğün teki önünzde bekleme yapıyorsa, ona gıcık kaptığınız için hemen direksiyonu kırıp yanından geçmeyin, arkadan gelenler var, aklınızı alırlar.
- Dikiz aynaları çok önemli, onlara bakın. Sevin onları. Unutmayın, dikiz aynalarının size gösteremediği ve bir arabanın sığabileceği kör bir nokta var o yüzden şerit değiştirmeden önce şöyle yapabilirisiniz. Geçmek istediğiniz şeritten bir arabayı sollayın ve arabanın dikiz aynanızda güvenli bir şekilde arkanızda göründüğünden emin olun. Böyle bir şey mümkün değilse, çok kısa bir süre için hızlıca bi bakın geçeceğiniz tarafa.
- Unutmayın, yan dikiz aynaları mesafe konusunda yanıltıcıdır. Adam 20 metre geride görünür, siz şerit değiştirirken bir fark edersiniz ki dibinizdedir. O yüzden, orta aynaya da bi bakın derim.
- Yağmurlu havalarda üç ve daha fazla şeritli ana yollarda, mümkün mertebe orta şeritte kalmayın. Sağ ve soldaki araçların lastiklerinden bir yağmur geliyor, Kızıl Deniz ikiye yarıldı zannedersiniz.
- Bukalemun olmadığınız sürece, aynı anda iki yan dikiz aynanıza birden bakamazsınız. Geri geri gelirken bir zahmet kafanızı biraz çevirin de arkaya direkt bakın.
- Siz de benim gibi park etme konusunda acemiyseniz ve emin olamıyorsanız, ısrar etmeyin ve daha güvenli bir park yeri arayın. Otopark’a 5 lira vermekten çekinmeyin. O vermediğiniz 5 lira için kaportadaki çiziğe 200 lira verdiğinizde bu dediğimi anlarsınız.
- Strese karşı sakız çiğneyin!
- Aracınızın size bildirdiği bildirimleri dikkate alın, yolda kalmayın.
- İstanbul trafiğinde otomatik vitesli araçlar büyük konfor. Eğer şansınız varsa otomatik vites alın. Siz Demir Bükey değilsiniz, “otomatik vitesli araçlar çok yakıyor” geyiği bundan 20 yıl önceydi. Yeni şanzıman sistemleri daha zeki ve özellikle ekonomi moduyla gayet makul yakıyor. Ben ekonomi modunda trafiğin olduğu bir günde Beylikdüzü — Cevizlibağ git gel 100 km’de 7.6 litre benzin yakıyorum. Bence makul.
- Hiçbir gerizekalının sürüş keyfinizin içine etmesine izin vermeyin. Olayları aklınızda mukayese edin, göreceksiniz ki %80 yeni şöförler haklıdır. Eski usta şöförler biraz da kendilerine olan güvenin sonucu askerdeki “üst devre” misali sizi ezmeye çalışırlar.
- Abuk subuk yerlerde bekleme yapmayın. Cidden.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar, İstanbul’da araba kullanmak keyifli. Kafaya çok takmayın yeter.