Aksiyon'dan çok daha fazlası: Daredevil

Daredevil ilk sezonu 10 Nisan 2015'te yayınlanan son hit Netflix dizisi. Marvel’ın çok sevilen karakteri Daredevil’ın adalet arayışı ve kişisel yaşamına odaklanan proje dünya çapında büyük beğeni topladı. Gündüzleri kör bir avukat geceleri ise maskeli bir süper kahraman olan Matt Murdock iki sezondur tozu dumana boğuyor. Hem oyunculukları hem, de konusu itibarıyla benim de dikkatimi çeken Daredevil’ın ikinci sezonunu yeni sonlandırmışken size de izlemeniz için on neden sunayım istedim.

Daredevil I. Sezon ekibi

Hikaye

16 yönetmenli, 30 yazarlı dev bir proje Daredevil, dolayısıyla hikayenin kötü olmasını beklemek imkansız. Klişe süper kahraman öyküsü görünümünde sunulan olay örgüsü adaleti hukukla sağlayamayan bir adamın kendi yöntemleriyle sağlayıp şehrini kötülerden arındırması mantığından yola çıkıyor. Ancak gidişat öyle noktalara ulaşıyor ki her bölüm ayrı bir tat vermeyi başarıyor. Çok yönlü hikayesinin içinde bir hayli karakteri de irdeliyor Daredevil. Diziye yalnızca Matt Murdock için yaklaşanlar umduğunu bulamayabilir zira Punisher, Elektra gibi kültleşmiş karakterler de kendi hikayeleriyle ele alınarak Matt’le kesiştiriliyor. Bana kalırsa Netflix bu işi çok iyi başarıyor çünkü ikinci sezon boyunca Matt’in hikayesinden çok Elektra’nın hikayesi ilgi odağımdaydı. Cesur anlatımıyla derin sistem eleştirileri de yapan Daredevil lafını da yumruğunu da hiç esirgemiyor.

Charlie Cox

Dizi süresince gözünüzü 82 doğumlu Charlie Cox’un dudak uçuklatan performansından alamıyorsunuz. Yıllar sonra adı gerçek anlamda Daredevil’la özdeşleşecek biri varsa kuşkusuz o kişiyle artık tanıştık. Dizinin yaratıcısı Drew Goddard Charlie’yi şans eseri HBO dizisi Boardwalk Empire’da 2012 yılında görmüş ve benim dizimin Daredevil’ı bu adam olacak diyerek hemen genç oyuncuyla iletişime geçmiş. Proje 2012 sonlarında hazır olmasına rağmen Marvel’ın Daredevil’ın ekran yayın haklarını FOX’tan geri alması biraz uzun sürünce çekimler ancak 2014 Temmuz’da başlayabilmiş. Sonrasında ise Charlie yapımcı ve yönetmenlerin kendisinden beklediğinden çok daha üst düzeyde bir performans sergileyip izleyiciden gelen tepkiler de buna dahil olunca sözleşmesi süresiz hale getirilmiş.

Yani şunu kesinlikle söyleyebilirim ki Daredevil dizi devam ettiği sürece ölmeyecek. Cox’un role verdiği ikilik görülmeye değer. Bir yanda uysal, çekimser ve çocukluktan yaralı avukat Matt Murdock diğer yanda ise öfkeli, hırslı, dinine düşkün Hell’s Kitchen şeytanı.Matt’in hikayesine gelecek olursak; Görme yetisini çocukluğunda yaşadığı bir kazada gözlerine sıçrayan kimyasal madde yüzünden yitiren Matt bir de üstüne boksör olan babasını kaybedince kendisini tam anlamıyla bir karanlığın içinde bulur. Bu sırada karşısına çıkan ve kendisi gibi kör olan ihtiyar Stick (Scott Glenn) ise Matt’in ileride dönüşeceği şeyin tohumlarını atan kişidir. Charlie Cox’un temiz oyunculuğuyla bol flash-back’li Matt Murdock kesinlikle özenle çizilmiş enfes bir karakter.

Aksiyon

Her bölümde gerçekten ilham verici konuşmalar ve düşündüren felsefi tartışmalar mevcut, ama su götürmez bir gerçek de var ki Daredevil’ı mükemmel kılan şey aksiyon sahneleri. Yapımcılar hikaye ve aksiyon içeriğini öyle ustaca dengelemiş ki 60 dakikalık bölümü yarı yarıya bölsek bir yarısı tamamen aksiyon ve dövüş içerir. Benzeri dizilerde bu denli fazla aksiyonun izleyiciyi yoracağı, sıkıp hikayeden uzaklaştıracağı oturmuş bir kanaat ancak Daredevil düzene adeta meydan okuyor. Üstelik dövüş sahnelerindeki harika koreografiler ve estetik açıdan göz kamaştıran fonlar’da tuzu biberi. Dizide her şey birbirinin tamamlayıcısı, kopukluklar ve duraklamalar söz konusu bile değil. Karakterler debisi değişmeyen bir akışta karşılarına çıkan engelleri aşmaya çalışıyor sadece.

Daredevil II. Sezon Afişi

Bağımsız gidişat

Diziyi anlayabilmek için çizgi roman tutkunu olmanıza gerek yok, çünkü karakterler dışındaki her şey tamamen bağımsız. Karakterlerin hikayeleri de yazının başında belirttiğim gibi zembille indirilmiyor en başından aktarılıyor. Öyle ki 13 bölümlük ilk sezon boyunca Daredevil karakteri kostümsüz silahsız tamamen savunmasız savaştı, ta ki biri çıkıp e artık bir kostüm giysen iyi olur diyene dek. Yine ikinci sezonda hikayeye dahil olan Frank Castle’ın (Jon Bernthal) nasıl Punisher’a dönüştüğü en başından özenle işlendi.

Vincent D’Onofrio, Wilson Fisk rolünde.

Vincent D’Onofrio

En son bir kötü karakteri ne zaman sevmiştim bilmiyorum ama Vincent D’Onofrio’nun Emmy’lik bir performansla canlandırdığı ve birinci sezon boyunca Daredevil’ın başını beladan belaya sokan Wilson Fisk karakterine bayıldım. Wilson öyle bir karakter ki tam deli gibi kızdığınız anda söylediği bir sözle kalbinizi fethediyor. Yaptıklarının yanlış olduğunu biliyorsunuz ama onunla ilgili flash-backleri izledikten sonra ona acımaya başlıyorsunuz. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki Charlie Cox’un harika Daredevil’ı Vincent D’Onfrio’nun naif kötüsü Wilson olmadan ekmek yiyemezdi. Üstelik tam Wilson gitti derken ikinci sezonun son bölümlerinde sürpriz diyerek yeniden oyuna dahil olması karakteri benim kadar tutanları oldukça sevindirecektir diye düşünüyorum.

Sinematografik hissiyat

Daredevil için dizi demek ona yapılan en büyük haksızlık bana kalırsa. Böylesi muazzam bir proje dizi olmanın çok ötesinde. Senaryo, mekanlar, kıyafetler, oyunculuk kalitesi, sinematografik çekim yöntemleri ve akış kesinlikle Hollywood’luk. Hiç bir sahne israf değil, hiç bir geçiş süre uzatmak amacıyla yapılmamış, sadece muazzam bir sinemasallık ve kalite hakim. 13 saatlik enfes bir sinema deneyimi arayanlar doğru adres Daredevil zira aksiyon, romantizm, drama, entrika, gerilim, korku ve fantazya… hepsinden bir tutam tam dozunda.

Duygusal derinlikler

Benim için bir diziyi izlerken ana karakter gibi hissedebilmek çok önemli. Tıpkı kitap okurken dünyayı yazarın ya da karakterin gözlerinden görmek gibi Daredevil izlediğim süre boyunca ben Matt Murdock’tum. Bunu başaran çok az sayıdaki dizilerden oluşu nedeniyle belki de bu denli sevildi, izleyici tarafından sahiplenildi. Dindar bir katoliğin gerçek mücadelesine dahil olmak bir yana Matt’in duygusal yaralarını hissediyor onunla birlikte acı çekip sevinirken, onun gündeminde savruluyorsunuz. Sadece kendinizi Matt’in duygusal derinliklerine bırakın, burada esas olan güven. İnanın o sizi doğru şekilde yönlendirecek.

Rosario Dawson, Claire Temple rolünde.

Kırılganlık

Daredevil bir yenilmez değil, doğaüstü güçleri yok ve tamamen insan. Sık sık ölümle burun buruna geliyor, ağır yaralar alıyor, aşk acısı çekiyor, ikilemde kalıyor, hatta bazen depresyona giriyor. Bu yönüyle de o daha fazla izleyici gibi olan, daha fazla içimizden bir karakter olarak yoruma açık bırakılıyor. Matt başkalarını kurtarırken onu kurtaran birisi de var elbette ki. Birinci sezonun ilk bölümlerinde tanıştığımız güzel hemşire Claire Temple (Rosario Dawson) adil dövüşen kahramanımızın hiç de adil olmayan yaralarını sarıyor. Evet Daredevil adil dövüşüyor çünkü sadece hak edenleri yere seriyor. Üstelik herkes onu öldürmek için can atarken onun fıtratında öldürmek yok!

Gerçeklik

Daredevil izleyene oldukça gerçekçi bir dünya sunuyor. İstediği zaman istediğini yapabilen bir karakter değil çünkü Matt, gözleri görmüyor, üstelik dini inancı da ona sağlam bir pranga vuruyor. Matt’i sık sık bir rahibe günah çıkartırken görmemiz de tesadüf değil. Bu sahnelerdeki diyaloglara kulak kabartıldığında alt metinde güçlü gerçeklik imgelerinin mevcudiyeti öne çıkıyor. Ayrıca Matt’in ikinci sezonun son bölümlerine dek karşılaştığı ve etkileşimde bulunduğu tüm karakterler gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek cinsten.

Daredevil II. Sezon Afişi

Sorgulatıcılık

Dizinin senaryosu izleyene kendi değer yargıları, duyguları, tercihleri, yöntem ve yönelimlerini sorgulatma üzerine kurgulanmış. Bence her karakter ayrı bir dünya görüşünü temsil ediyor ve dizi süresince bu dünya görüşleri sorgulanıp çatıştırılıyor, ortaya çıkan melez görüşü olduğu gibi almak ya da kendisine uyarlamaksa izleyene bırakılıyor.