Ama Siz Comfort Zone’uma Tecavüz Ettiniz
Her gecenin bir sabahı vardır sözünün çağrıştırdığı anlamlar o kadar doğru ki… Hayatın her alanında azimle çalıştığımız ve zorluklara karşı boynumuzu dik tuttuğumuz sürece başaramayacağımız hiç bir şey yok. Girişimcilik içinde bu argümanın sonuna kadar haklılık payı var.

Son zamanlarda bloglarda karşıma çıkan yazıların büyük kısmı kişilerin Comfort zone dedikleri kendilerini rahat, güvende ve stressiz hissedecekleri psikolojik eşiğin ne kadar tahrip edilirse başarıyı o derece yakalama şansları olduğu yönünde şekilleniyor. Haksız sayılmazlar, bir eli balda bir eli kaymakta olan kim durduk yerine başına iş alsın? İş yerinde stresi hissedeceksin, faturalara, taksitlere gücün yetmeyecek ki farklı alternatiflere yöneleceksin.
Biraz daha damardan giderek, Comfort Zone denilen kavramın hiçe sayıldığı bir hayattan kesitler sunmak istiyorum.
7 yaşındayken babasını kaybetti ve yetim kaldı.
8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı.
10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde, yeni okulundaki hocasından dayak yedi.
17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı.
24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı. 25 yaşında sürgüne gönderildi.
27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi olduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilan edilirken, kendisi hiç önemsenmiyordu. Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken o kalabalık arasında yalnız başına olanları izliyordu.
30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman işgalinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti.
30 yaşında amiri onu kendisinden uzaklaştırmak için başka görev almasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı.
37 yaşında böbrek hastalığından Viyana’da iki ay hasta ve yalnız halde yattı.
37 yaşında komutan olarak yeni atandığı ordu dağıtıldı.
38 yaşında Savunma Bakanı tarafından görevden alındı.
38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı.
38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkartıldı.
38 yaşında en yakın beş arkadaşından üçü, onun kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı.
39 yaşında idam cezasına çarptırıldı. Sonra ne mi oldu?
42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı oldu.

Bu çapta hikayeler duydukça derdimiz tasamız bir hiç gibi geliyor bazen. Ama modern zamanın da müsrif Sapiens’ler üzerindeki etkilerini de yabana atmamak gerek. Şimdi “vaay bee!”lerimizi tükettiysek tarihin tozlu sayfalarını kapatıp kendi gerçekliğimize dönme vakti.
Buraya Gelsene Bi’şey Denicem!
Demek comfort zone girişimcinin önünde ki en büyük engellerden ve motivasyonunu düşüren etkenlerden birisi he?

Duydum ki Türkiye bölgedeki girişimcilik eko-sistemin merkezi olmak için çabalıyormuş. Hem devlet hem de özel iştiraklerin bu konudaki çabasını yeni nesil bir genç olarak takdir ediyorum.
Alın size malzeme! Etkinliklere binlerce TL harcamayın, sağdan soldan konuşması ayarlayacağım diye yırtmayın kendinizi. Sunumda hazırlamayın. Türkiye’de filizlenmeyi düşünen girişimlere tek bir vaadiniz olsun: Comfort zone’mu? Evet, o da bizde yok! yumurtanızı çok güzel sıkıştırıp, deli gibi çalışabilirsiniz.
Böyle bir gündemde insanın stressiz, kendini güvende ve öz güvenli hissetmesi mümkün mü? Her an ekonomik kriz, savaş, terör saldırısı veya darbe yaşayabiliriz. Çocukluğumda bu coğrafyada 4 mevsimi birlikte yaşayabileceğimiz öğretilirdi. Şimdi ki çocuklara da yukarıdaki 4 felaket…
Elinize gazete aldığınız zaman tersten açıp spor sayfaları ile güne yumuşak bir giriş yapmak isteyebilirsiniz. Ama o da ne! Bir tarafta Arda diğer yanda imparator, bir tarafta Mahmut Uslu diğer tarafta Levent Nezifoğlu ortalık kan gölü.
Magazin ekini açıp az imreneyim, hayal dünyamda kaybolayım dersiniz. Boşanma, aldatma haberleri bini bir para. Stabil hayatım olumsuz etkilenmesin diye düşünüp kapatırsın.
Ekonomi, siyaset ve gündelik yaşam ile ilgili gelişmeler malumunuz.
Finlandiya’da ki adam için Comfort Zone aşılması gereken son derece önemli bir problem olabilir. Ama bu coğrafyada yakalanması gereken önemli bir nimet.
68 hareketlerini hatırlayınız elbette vardır. Burada da bizim dışımızdaki ülkelerde refah içinde büyüyen genç neslin rahat bir tarafına batıp yeni fikir ve akımların öncülüğünü yapmışlardı. Günümüzde de buna benzer bir düşünce yapısı mevcut. Ancak şimdiki nesil tarihten dersini almış olacak ki potansiyelini ve içindeki isyan ateşini kontrollü bir şekilde fayda sağlama yönünde şekillendiriyor.
Kendi gençliğimize bakarsak, daha ilk devrimi, ilk tanımlamayı, ilk çizgimizi bile çizebildiğimizden emin değilim. Ama nasıl yapabiliriz ki? Üniversite de bir nebze olsa kırılan aşırı kontrolcü tavır, özgür irademizi ve düşünce şeklimizi oldukça fazla engelliyor. Kamuoyunun hiç bir şekilde fikri alınmadan, kapalı kapılar arkasında değiştirilen eğitim sistemleri, değişen müfredatlar, ölçme ve değerlendirme yöntemleri daha ilk okul sıralarındaki çocukların dahi Comfort Zone’unu disturb ediyor (dedim ya la).
Girişimciliğin Ana Vatanı
Futbolda yıllardır tartışılan ama bir türlü çözülemeyen altyapı meselesi girişimcilik alanında kendiliğinden çözülmüş görünüyor. Kendi kontrolleri dışında gelişen olaylara adapte olmak için ne yapacağını şaşıran öğrenciler nasıl geleceğin parlak iş adamlarından olamaz?
Dosya paylaşmak, yedeklemek istese Google Drive, Dropbox kapanır, yurt dışına ürün/servis satmak istese PayPal kapanır, geliştirme yapmak istese GitHub kapanır, internet engellenir ve daha bir sürü şey…

Evet, girişimcilik ve hayat bir sürü bilinmezlerle dolu. Ancak sosyal ve teknolojik düzende bizim dışımızda gelişen olayların hayatımızda yarattığı etkiler pek çok kişiyi hayattan küstürecek şekilde.
Al sana Confort Zone’dan dışarı çıkma şansı. Gerçekten insanımız bu tür yasaklara karşı son derece olgun bir tavır göstererek alternatiflere hızlıca adapte olabiliyor. VPN ya da muadil araç setleri gibi yöntemler kısa süreli de olsa girişimcilerin ihtiyacını karşılayabiliyor.
Medium’da ilgiyle takip ettiğim sayfalardan oltan the Mission’da bu konu ile alakalı yazılar bulmanız mümkün. Confort Zone konusundaki takıntımın da sebebi belki bunlardır. O kadar bizden uzak, hiç yakalayamadığımız bir kavram ki, bir bulsak hiç çıkamayacakmışız gibi.
“Growth and comfort do not coexist” — Ginny Romettymedium.com
Everything You’ve Ever Wanted is One Step Outside Your Comfort Zone.medium.com
Netice
Son derece yoğun ve yorucu bir gündemin mensubu olarak bir takım hedeflerimi başarabilmek için kendimi daha rahatsız hissetmemin son derece saçma olduğuna inanıyorum. Canımız burnumuzda ve tek isteğimiz biraz daha yaşanabilir bir ortamda, insanlarımız için dişe tırnağa dokunur bir fayda üretmek.
Confort Zone’u ucundan yakalarsınız bırakmayın, onu size bıraktırırlar nasıl olsa..
Konuyla alakalı:
İnanın artık hayaller bile bir sonraki adımı atmak için yeteri kadar motive etmiyor. Çağırın Fatih Terim’i! Ağzımın pay…medium.com
Beni Twitter’dan da takip edebilirsiniz https://twitter.com/entre_pire