Amerika’da Çalışma İzni

Amerika’da yasal bir şekilde çalışmak isteyen arkadaşlara rehber olması amacıyla yüzeysel fakat süreçte hayati önem taşıyan bilgileri paylaşmak istedim.


Yazıya başlamadan önce avukat olmadığımın ve yazdıklarımın hukuki bir geçerliliği olmayabileceğinin altını çizmek isterim. Birçok bilgi, zaman içerisinde yasaların değişmesi ile birlikte geçerliliğini kaybedebilir. Bilgileri yasal kaynaklardan doğrulamanız ve hukuki danışmanlık almanız süreç boyunca kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik olacaktır.

‘Yazıya nasıl katkı sağlayabilirim?’ diye düşünüyor, düzeltecek veya ekleyecek bir şeyim var diyorsanız Medium’un paragrafa yorum yapma özelliğini kullanabilir veya rss.ems@gmail.com adresi üzerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.


Yaklaşık 7 aydır, H-1B vizesi ile Amerika’da yasal bir şekilde tam zamanlı olarak çalışıyorum. Taşınmamın ardından, aklının bir köşesinde Amerika’da çalışmak olan birçok arkadaşım sürecin ayrıntılarını öğrenmek için benimle iletişime geçti. Hikayemin iş veren bulma, mülakatlar, taşınma, ilginç gelen kültürel farklılıklar gibi birçok yönü olduğundan çalışma izni konusuna pek odaklanılmadığını, basite indirgendiğini farkettim. Fakat Amerika’da gerçekten çalışmak isteyenlerin karşısındaki en büyük engelin çalışma izni vizesi alabilmek olduğunu bildiğimden ve şartları sağlayabilmenin uzun vadeli planlama gerektirmesinden ötürü odaklı bir yazı yazmamın faydalı olacağını düşündüm.

Yazının hedef kitlesi bilişim sektörü ile ilgili olan kişilerdir. Dolayısıyla deniz taşıtı mürettabat vizesinden bahsetmiyor olacağım. Birçok konuyu, yazı bütününde daha fazla bilgi verebilmek adına yüzelsel ele alacağım fakat önemli gördüğüm anahtar kelimeleri, araştırmanıza hız vermesi amacıyla paylaşacağım.

Nelerden bahsedeceğiz?

  1. Çalışma izni ile karıştırılmaması gereken vize türleri
  2. Eğitim için gelmek ve sonrasında yasal izin almak
  3. Çalışma İzni

Çalışma izni ile karıştırılmaması gereken vize türleri

Yapılan en büyük hatalardan biri mesleki toplantılar veya konferanslar gibi ticari amaçlar (B1) ya da tatil veya aile ziyareti gibi turistik amaçlar (B2) için alınan ziyaretçi vizeleri ile Amerika’ya giriş yapıp, sonrasında yasal olmayan bir şekilde ‘yolunu bulma’yı düşünmektir.

Amerika’da bir şirkette çalışmaya başlamanız için TC Kimlik numarasına benzetebileceğimiz fakat asıl işlevi Vergi Kimlik Numarası’na daha yakın olan SSN (Social Security Number, Sosyal Güvenlik Numarası) gerekmektedir ve bu numarayı alabilmeniz için çalışmanıza izin veren bir vize türüne sahip olmalısınız.

‘Yolunu bulma’ çalışmalarınız sonucu bir otoparkta kaçak işci olarak çalışmanız belki mümkün olabilir fakat bir kariyere sahip olmanız mümkün olmayacaktır. Ayrıca SSN olmadan ev kiralamanız, kredi kartı almanız da çok zordur, yüklü miktarlarda depozit ödemeniz gerekebilir. Lütfen kendinizi bu konuma düşürmeyin ve ülkemizi temsil ettiğinizi de unutmayın.

B1 vizesini edinerek Amerika’da şirketlerle yüzyüze görüşmeye, mülakatlara gelebilir, çalışma izni veren bir vize edinmenizin ardından da işe başlayabilirsiniz.

Eğitim için gelmek ve sonrasında yasal izin almak

Amerika’da çalışma izni edinmek için en yaygın olarak kullanılan ve kültürel anlamda da doğal bir geçiş olan yol, eğitim için gelmek ve eğitimin tamamlanmasının ardından yasal izin almaktır.

Üniversite lisans eğitimini Amerika’da bir üniversitede almak veya lisansı Türkiye’de okuduktan sonra masterını veya doktorasını Amerika’da yapmak çeşitli ek imkanlar sağlayabilir.

F-1 vizesi ile devam ettiğiniz veya bitirdiğiniz akademik programın niteliğine bağlı olarak eğitimin 9. ayında 1 yıllık OPT (Optional Practical Training) yani Seçmeli Pratik Eğitim’ine hak kazanırsınız. OPT statüsünün geçerli olduğu süre boyunca resmi olarak çalışma izniniz olur. Bu statüyü 24 ay daha uzatabilmek de mümkündür. (STEM OPT Extension)

Her eğitim kurumu OPT sağlamaya nitelikli olmayabilir. Bazı eğitim kurumları ilk sene sonunda kampüs içersinde, ikinci sene sonunda ise kampüs dışında part-time çalışmaya izin verebilmektedir. Eğitiminize başlamadan önce bu konuları danışmanızı ve avukatınıza doğrulatmanızı öneririm.

OPT’nin belirli bir süre için geçerli olduğunu dikkatten kaçırmamanız gerekir. Statünüzün bitmesi ardından çalışmaya devam etmek için, tam zamanlı veya stajyer olarak çalıştığınız yerde kendinizi göstermiş olmanız ve şirketin sizin için H-1B vizesine başvurmaya ikna olmuş olması gerekmektedir. Veya Amerika’da bulunduğunuz bu süre içersinde farklı bir şirketten sizin için H-1B vizesine (birazdan bu vizeyi detaylı inceleyeceğiz) sponsor olmasına çalışmalı veya farklı bir vize stratejisi izlemeniz gerekmektedir. F-1 ve OPT size kalıcı bir çalışma izni sağlamayacaktır. Fakat size kendinizi kanıtlama imkanı ve Amerika’da zaman sağlaması açısından bir geçiş vizesi olarak kullanılabilir.

Dil Okulları

Eğitimde bir alt başlık olarak dil okullarından da kısaca bahsetmek istedim. Dil okulu adı üstünde Amerika’daki dil öğreten okullardır ve F-1 vizesi sağlarlar fakat yukarıda belirttiğim OPT statüsünü sağlamaya nitelikli değildirler. Net olması açısından tekrarlayayım, dil okullarının sağladığı vize bir eğitim vizesidir, çalışma izni değildir. Dolayısıyla hali hazırda cebinizde olan bir para ile Amerika’da dil eğitimi almış olursunuz.

Dil öğrenme dışında en önemli faydası, artık Amerika’da olduğunuz için staj veya tam zamanlı iş fırsatlarını kovalamanız daha rahat olabilir ve zaman içersinde tanıştığınız insanların referans olması ile önünüze farklı kapılar açılabilir. Benim kişisel yorumum sağladığı avantaja göre pahalı bir seçenek olduğu yönünde ve kariyeriniz dil okulu süresince yerinde durur.


Çalışma İzni

Şu ana kadar çalışma izni almanızda etkisi olabilecek vize türlerini inceledik. Bu noktadan sonra çalışma izinlerinin kendisine odaklanacağınız.

Staj

Herkesin üniversite diplomasına sahip olduğu günümüz şartlarında staj kariyerinizde ölümcül bir öneme sahip olacak.

İş verenin sponsorluğunda J-1 vizesi ile 3 haftadan 12 aya kadar yurtdışında yasal bir şekilde çalışabilirsiniz. Trainee program ile gelirseniz bu süre 18 aya kadar uzayabilir. Kesin sonlu bir çalışma iznidir. Uzun vade Amerika planınız için kendi başına bir çözüm değildir.

Stajın okuduğunuz alan ile ilgili olması gerekmektedir. Öğrenciyken veya okulun bitiminden 12 ay sonraya dek stajınız başlayabilir. Üniversite eğitimine devam eden arkadaşlara 2. ve 3. yaz dönemlerini yurtdışında, iyi bir şirkette staj yaparak geçirmelerini tavsiye ederim.

OPT için bahsettiğim gibi stajyer olarak çalıştığınız yerde kendinizi gösterebilir ve şirketi sizin için H-1B vizesine sponsor olmasına ikna edebilirsiniz. Veya Amerika’da bulunduğunuz bu süre içersinde farklı bir şirketler ile iletişiminizi arttırabilir, staj yaptığınız şirketin referansı ile H-1B’ye farklı şirketler aracılığıyla başvurabilirsiniz.

Bilinçi olunması gereken konu ‘iki yıl kuralı’dır. (two year rule) Amerika ile olan anlaşmamız nedeniyle J-1 vizenizin üzerinde “Two year rule does apply” (2 yıl kuralı geçerlidir) ifadesi yer alacaktır. Bunun anlamı, J-1 vizesi sonrası Türkiye’ye dönüş yapıp, size burs veren kurum adına zorunlu hizmet yapmanızın gerekmesidir. Devletten burs almış olsanız da olmasanız da vizenizde bu damga yer alır. Çeşitli dökümanlar ve bürokrasi işlemlerinin ardından bu kuraldan feragat edebilirsiniz. (j-1 visa waiver) Staj kabulunuzun ardından bu konuyu inceleyip, hazırlanabilirsiniz.

Özel Mesleğe Sahip Kişiler (H-1B)

Yazının gidişatı boyunca farketmiş olmalısınız. Eğer özel bir durumunuz yoksa, bir şekilde kapı H-1B vizesine çıkmakta.

H-1B vizesi, uzmanlık gerektiren konularda verilen uzun vadeli, geçici çalışma vizesidir. Öncelikle vizenin uygunluk şartlarını inceleyelim.

Uygunluk Şartları

Söz konusu işin, ileri derece uzmanlık gerektiren ve üniversite mezunu veya üstü kişiler tarafından yapılabilmesi gerekmektedir. Ayrıca şirketin de sağlaması gerekli olan çeşitli şartlar vardır.

İlgilendiğiniz şirketin kendi üstüne düşen şartları sağladığını varsayarak size odaklanalım.

  • Pozisyon ile doğrudan ilgili 4 yıllık üniversite mezunu veya dengi olmalısınız. (İktisat okuyup, Software Engineer olarak çalışma başvurunuz kabul edilmeyebilir.)
  • Üst maddede belirttiğim ‘dengi’ kelimesini özellikle ele almak istiyorum çünkü Facebook’un benim için kullandığı strateji bu kelimeden doğdu. Amerika’da okumadığınız için aslında her zaman denklik üzerinden başvuru yapıyor olacaksınız. Denklik tanımı ise okuduğunuz üniversitenin ABD ile denklik sağlıyor olması (küçük üniversitelerde okuyan arkadaşlar bundan emin olsunlar) veya ilgili sektörde 12 yıllık deneyim olarak tanımlanmaktadır. (1 akademik yıl eşittir 3 yıllık iş deneyimi.) Bu demek oluyor ki alakasız bir bölüm okumuş fakat sonrasında sektörde 12 yıldan fazla tam zamanlı çalışmış biriyseniz, önünüze gelen Amerika’da kariyer fırsatına, iş geçmisini belgeleyerek denklik ile başvurabilirsiniz. Bunun için de resmi evraklar ve referans mektupları gerekiyor olacaktır.
  • Az bilinen kısmı ise üniversite ve iş deneyimini toplayarak denklik sağlamaktır. Kendimden örnek verirsem, üniversitede son sınıfı okumaktayken ve mezuniyetime sadece birkaç ay kalsa da henüz mezun değilken yapmam gereken vize başvurusu nedeniyle 3,5 sene üniversite transkriptim ile sektördeki yaklaşık 4 yıllık deneyimimi belgeleyerek denklik sağladım ve başvurum bu şekilde yapıldı. (Aslında Facebook, mezuniyetim kesin değilken, beni lise mezunu olarak işe almış oldu. Birkaç ay sonra mezuniyetimi, bir dersimi bütte geçerek de olsa, almış oldum.)
  • Ayrıca ilgili sektördeki deneyim, referanslar ve başarılarınız başvurunuzu her zaman güçlendirecektir. Fakat opsiyoneldir.

Genellikle Eylül-Ekim-Kasım aylarında olan başvuru sürecinin, mülakatların ardından ilgili şirketten teklif aldığınızı varsayalım. Ardından süreç, şirketin sizden sağlayacağı ve kendi oluşturacağı belgeler ile sizin adınıza H-1B vizesi için sponsor olması ve başvuru yapması ile devam etmekte.

Buraya minik bir not. Başvuru ve hazırlık süreçleri belirttiğim gibi Eylül — Nisan arasında yapıldığından Nisan’a yaklaştıkça işler planlı da olsa aceleye gelmeye başlayacak, büyük şirketler özelinde istediğiniz ekipleri kovalamaya, pazarlık yapmaya vaktiniz kalmama problemi ile karşılaşabileceksiniz. Ayrıca büyük şirketler ek olarak sizi iş geçmişinizi doğrulama gibi prosedürlere sokuyor olacaklar. Dolayısıyla kendi iyiliğiniz için süreci her zaman hızlandırmaya çalışmalısınız.

Vizeye Başvuru Süreci ve Kura

Bu noktada dikkatinizi iyice toplamak istiyorum. Bir şirketin size sponsor olması, vize için başvuru yapması, tüm gereklilikleri sağlıyor olmanız H-1B vizesini kesin alacağınız anlamına gelmiyor! :(

Neden mi? Basitçe, Amerika’nın kendi vatandaşlarını koruması ve eşitliğe verdiği değer diyebilirim.

Daha açık olmak gerekirse, ABD, ülke içindeki çalışan dinamiğini korumak için her ne kadar H-1B vizesinin temel anlamı “ülkedeki çalışan bu iş için yetmiyor, yurtdışından getirelim” olsa da, H-1B ile ülkeye girebilecek yabancı çalışan sayısını 85 bin kişi ile sınırlamıştır, kota koymuştur. Bu kota politik nedenlerle değişebilmektedir.

Vizenin uygulanış biçimini anlamak süreç açısından çok önemlidir. Şirketler Nisan ayına kadar mülakatlarını, tekliflerini ve vize belge hazırlıklarını tamamlar, ardından Nisan’ın ilk haftası başvurular yapılır. İlk hafta gelen başvuruları sayan ABD eğer başvuru sayısı kotadan fazla ise başvuru alımını durdurur. Son birkaç yıldır ve muhtemelen önümüzdeki yıllar boyunca da kota aşılıyor olacak. Dolayısıyla bundan sonra konu biraz ilginçleşiyor.

Elinde kotadan fazla başvuru olan ABD, hangi başvuruyu seçeceğine kura ile karar verir. Kura süreci kotanın erişilmesinden birkaç hafta sonra başlar ve iki adımdan oluşur. İlk olarak 85 bin olan kotanın, 20 binini Amerika’da master, doktora ve üstü ünvanını almış kişiler için ayırmış olan ABD, gelen başvuruları filtreler ve içlerinden 20 bin kişiyi kura ile seçer. Sonrasında kalan tüm başvurular arasından 65 bin kişiyi daha kura ile seçer.

Dolayısıyla lisans eğitiminin üstüne aldığınız eğitiminiz, biri az katılımlı olan iki kuraya girmenizi sağlar ve dolayısıyla kuradan çıkma şansınızı yükseltir. Başvuruların lisans ve üstü şeklinde dağımı açıklanmadığı için bunun şansınızı matematiksel olarak ne kadar yükselttiğini net olarak söyleyemiyorum. Ayrıca Green Card sürecinde doğrudan E2B başvurusu yaparak sürecinizi hızlandırabilirsiniz.

Peki H-1B için rakamlar başka ne diyor? Son 10 yıldan fazla süredir kotasını dolduran H-1B başvuruları:

  • 2014'te 124 bin
  • 2015'te 172 bin
  • 2016'da 236 bin

ile yükselen bir trend göstermektedir. ABD çeşitli önlemler, ek filtreler koymaya çalışsa da sizin için özet bilgi, maalesef bir lisans mezunu iseniz şansınız 1/3, 1/5 aralığındadır. Başvuran 3–5 kişiden 1'ine çıkan bu vize, NASA veya Google olsun hangi şirket için başvurduğunuza bile bakmadan, sadece şansa bağlıdır. Bu da Amerika’da çalışma için önünüzdeki en büyük engeldir.

Verilere göre en çok H-1B başvurusu yapan 10 firmanın (Infosys, Wipro, Tata Consultancy Services, Accenture, HCL Technologies, Tech Mahindra, Larsen & Toubro Infotech…) ve aslında daha da fazlasının Hindistan kökenli danışmanlık firması olduğu görülmektedir. Mevcut yasalar çerçevesinde paravan şirketler açarak H-1B vizesi sponsorluğu satan ve vizenin çıkmasının ardından farklı şirketlere transfer olmanızı yöneten bu şirketler nedeniyle yüksek başvuruların görüldüğü, bu şirketlerin başvuruların yarısından çoğunu yaptığı düşünülmektedir. ABD zaman zaman bu şirketleri hedefleyen ek yasalar çıkarıyor olsa da sistemin savunmasız halde olduğunu söyleyebiliriz.

Çoklu Başvuru

İlk tavsiyem çoklu başvuru amacıyla kesinlikle paravan şirket kullanmamanızdır. Bu şirketler aracılığı ile gelenler ona göre işler bulabilmekteler.

Çalışmak istediğiniz iki firmadan birden teklif aldıysanız, iki şirketin de size ayrı ayrı sponsor olması mümkündür. Etikliği tartışılsa da başvuru sayınızın artması nedeniyle kuradaki şansınızı arttırmış olursunuz.

İki kuranın da çıkması halinde birini seçmeniz gerekir. Basvuru yaptığınız şirketler ile çoklu başvuru durumunuzu paylaşıp paylaşmamak size kalmış. İki şirket de aynı avukatlık firmasıyla çalışmadığı sürece bunu kendilerinin öğrenme şansı yoktur.

Tavsiyem, gerçekten çalışmak istediğiniz 2 şirket ise çoklu başvuru yapmanız, iki şirket ile de açık iletişimde olmanızdır. Çoklu başvurunuzun belki de bir başka kişinin şansını elinden aldığı gerçeğini unutmamalısınız. Büyük ve çok uluslu şirketlere başvurduğunuz taktirde H-1B vizeniz çıkmasa bile bu şirketlerin çok uluslu yapısını kullanarak Avrupa ya da Kanada gibi yerlerdeki ofislerinde çalışma şansınız olabilir. Bu tür bir B planını, Avrupa’daki şirketlere başvurarak kendiniz de hazırlayabilirsiniz. Okuduğunuz gibi çok adil bir sistem olmadığını söyleyebiliriz.

Dikkat edilmesi gereken husus, aynı şirketten birden fazla başvuru yapmanızın yasak olmasıdır. Eğer yaparsanız ve ikisine birden çıkarsa tespit edilecek ve iki başvurunuz da iptal edilecektir. Çok açık bir yazı olduğundan belirtelim. Aynı şirket için 5 başvuru yapabilirsiniz ve içlerinden bir tanesine kura çıkabilir. Fakat bu durum binlerce dolarlık başvuru ücreti ve geleceği pahasına kumar oynamayı tercih edenler içindir.

Kura Sonrası

Başvurunuz ek ücret ödenerek ‘Premium Processing’ ile yapıldıysa (bunun için tüm gücünüz ile baskı yapmalısınız, büyük şirketler zaten otomatik premium başvuru yapıyorlar), kuranın çekilmesinden belirsiz bir süre sonra başlatılan 15 iş günü içersinde başvurunuzun sonucunu öğrenirsiniz. Aksi halde bu süre 2–3 ayı bulur. Geleceğinize dair önemli bir haberi birkaç ay önce öğrenmek için gerekli ücreti şirket karşılamıyorsa siz cebinizden karşılamalısınız. Stres bir kenera, geleceğinize dair B Planı yapmanız için zaman kazanmış olursunuz.

Sonuç olumlu ise H-1B vizesine başvurmaya hak etmiş oluyorsunuz. Vizeniz halen çıkmadı. Çeşitli işlemlerin ardından, Türkiye’deki bir Amerikan konsolosluğundan randevu alıyorsunuz ve belgeleriniz inceleniyor. Eğer bir sıkıntı yok ise vizeniz onaylanıyor ve 1 Ekim itibariyle Amerika’daki işinize başlayabilir, 10 gün erken de ülkeye giriş yapabilirsiniz! Tebrikler.

Geniş açıdan gelin sürece tekrar bir bakalım. Ekim’de iş ilanına başvurdunuz, işe kabul edildiniz ve evraklarınız hazırlandı. 1 Nisan’da vizeye başvuruldu, Mayıs-Haziran aralığında sonucu öğrendiniz ve konsoloslukta pasaportunuz damgalandı, 1 Ekim’de iş başı yapabilirsiniz. Kısaca iş başvurusu ile vize hazırlık sürecini saymadığınızda dahi 6 ay süren, uzun, işkence niteliğinde bir süreçten geçiyorsunuz. Bu yazıyı yazmamdaki temel amaç da bunun bilincinde olarak yola çıkmanız, sonradan öğrenip şaşırmamanızdı.

Kura Çıkmazsa

Birçok uluslararası büyük şirket, H-1B vizesi çıkmazsa, zorlukla bulduğu değerli çalışanını kaybetmemek için çeşitli yollar izliyor.

  1. Kuranın çıkmamasının ardından ülkende hayatına devam et, seneye tekrar deneyelim diyorlar. (Kola kapağından tekrar deneyin çıkması gibi.)
  2. İkinci seçenek bizim Avrupa’da ofisimiz var, seni oraya transfer edelim diyen olabiliyor.
  3. Kimi şirketler ise 2. seçeneğe ek olarak 1 sene Avrupa ofisinde çalışmanın sonrasında L-1 vizesi ile seni şirket içi transfer edeceğizi ekliyor. (Sektörde buna da Avrupa ofisine çalışanı bir sonraki sene transfer etmek üzere park etmek deniyor.)

Tavsiyem, kötü senaryoyu şirketiniz ile önceden konuşmanız, yazılı söz almanız ve pazarlık yapmanız yönündedir.

H-1B Neden Önemli? Avantajları ve Dezavantajları Neler?

H-1B elinizdeki seçeneklerden çıkma olasılığı en yüksek olan vize türü. Avantajlarını ve dezavantajlarını aklıma gelme sırasıyla inceleyelim:

  • 3 yıl boyunca Amerika’da yasal izniniz oluyor. Bu süreyi şirket, kurasız, bir dilekçe ile 6 yıla uzatabiliyor. Süre içersinde Türkiye’ye seyahat etmenizde bir sakınca yok.
  • H-1B vizesi kapsamında pasaportunuzda çalıştığınız şirketin adı yazıyor olacaktır. Ek bir yerde çalışamaz, freelance iş yapamaz, kendi şirketinizi kuramaz ve bir yere ortak olamazsınız. Çok ciddi bir yasaktır.
  • Amerika’dayım, Türkiye’ye Türkiye’deki şirketim üzerinden iş yaparım da diyemezsiniz. Amerika’dayken sadece vizenizde belirtilen işte, belirtilen pozisyonda ve belirtilen konumda çalışabilirsiniz. Şirketin farklı ofisinde çalışmanız da yasal olmayacaktır.
  • H-1B vizesini transfer edip farklı bir şirkette çalışmaya devam edebiliyorsunuz. Fakat transfer işlemi çalışıyorken yapılabiliyor. Bir şekilde işten çıkarılırsanız (bunu yüz kızartıcı bir hata gibi düşünmeyin, şirketlerin batması, binlerce kişiyi küçülme planı kapsamında bir anda atması gibi düşünün), transfer etme hakkınız yok, tası tarağı toplayıp havaalanına gitmeniz gerekmekte. Teknik olarak ülkede bulunma izniniz o an bitiyor, evi toplama süreniz dahi teknik olarak olarak yok. Fakat böyle durumlarda genellikle önden haberini alıyorsunuz ve transfer yapmak için süreniz oluyor. Ayrıca kovulma ardından 30 gün süre boyunca transfer yapmanıza veya ülkeden hemen ayrılmamanıza da göz yumulduğu söyleniyor.
  • Erkekler için, 3 yıl yurtdışında fiilen çalışmanızın ardından Dövizle Askerlik yapabiliyorsunuz.
  • Şirketin başvurmasının Türkiye için ortalama 1-2 yıl ardından Green Card’ınız çıkıyor ve göçmenlik için yolunuz açılıyor. Green Card’ınızın çıkmasının ardından kalıcı çalışma iznine sahip oluyorsunuz ve 5 yıl sonra vatandaşlığa başvurabiliyorsunuz.
  • Eşiniz varsa H4 vizesi kapsamında Amerika’da oturma izni oluyor fakat çalışma izni olmuyor. Obama’nın son yasalarından biri Green Card süreciniz başladığında eşinize çalışma izni verme üzerine (H4 EAD), ilgili arkadaşlar konuyu derinlemesine araştırabilir. Dikkat edilmesi gereken konu eşinizin ABD vatandaşlarının ücret alabileceği herhangi bir işte gönüllük esasıyla dahi çalışmasına izin verilmiyor oluşudur. İlişki ve daha da önemlisi ruh sağlığı için bu tarz konularda bilinçli davranılmalıdır. Eşiniz geldiğinde H4 vizesi ile veya F’e geçiş yaparak eğitim alabilir, F vizesinin belirli bir süre sonra verdiği part-time çalışma iznini kullanabilir veya sizden bağımsız çalışma iznine kendisi de başvurabilir.
  • H-1B’nin limitli kısmına hep değindik fakat non-profit olan üniversite araştırmaları gibi yerlerde kotadan bağımsız, yılın her anı başvuru yapıp çalışabiliyorsunuz. Çok dar bir alan fakat bu tarz bir geçmişi olan arkadaş var ise lütfen iletişime geçsin, konuyu genişletelim.

Kısaca süreç her ne kadar korkutucu olsa da çıktıktan sonra net bir yola sahip diyebileceğim bir vize türü.

Şirket İçi Transfer (L-1)

Amerika’daki bir şirketin dünyadaki herhangi bir yerdeki ofisinde veya ofislerinde son 3 senede fiili olarak, kesintisiz, Amerika seyahatleriniz haricinde, 365 günden fazla sürede çalışmış iseniz, L-1 vizesi ile şirketin Amerika ofisine transfer olabilirsiniz.

Bu vize, Türkiye’de ofisi olup, şartları sağlayan bir çalışanını Amerika şubesini açmak için gönderme amacıyla da kullanılabilir.

  • Maximum 7 yıl süreli L-1A ise management, maximum 5 yıl süreli L-1B specialized knowledge (mühendislik gibi) içindir.
  • Herhangi bir kura süreci yoktur.
  • Sizin için bireysel başvuru yapıldığında 2–3 ay içersinde vizeniz çıkıyor.
  • Yılda çokça başvuru yapan şirketler vize çıkma sürecini 2 hafta — 1 ay seviyesine indirebiliyorlar. (blanket L)
  • Çalışan için H-1B’ye benzer şartlar sağlar.
  • H-1B’den farklı olarak şirkete bağlılık esastır, transfer edilemez bir vize türüdür. Bir şekilde işten çıkma durumunda geri dönmek zorunda kalabilirsiniz. (H-1B’ye göre en büyük dezavantajı)
  • H-1B’ye benzer bir şekilde Green Card süreci başlatılabilir.
  • Sizin ile birlikte gelen eşiniz yaklaşık 3 ay süren EAD başvurusunun ardından çalışma izninize sahip olabiliyor. (H-1B’ye göre en büyük avantajı)
  • Girişimcilerin en çok aldığı vize türüdür. Avantajları ve dezavantajlı ile E1/E2 vize karşılaştırması üzerine ayrıca bir yazı yazıyor olacağız. Sorularınızı bu paragraf üzerinden iletebilirsiniz.

Güncelleme

Mona Alioglu, Girişimlerini ABD’ye taşımak isteyenler için vize önerileri adlı yazısını yayına aldı.

Olağanüstü Yetenek ve Başarı (O–1)

O Vizesi, bilim, sanat, eğitim, iş veya atletizmde olağanüstü beceriye sahip olan, sinema veya televizyon endüstrisinde kanıtlanmış olağanüstü başarı kaydı olan ve bu başarılarıyla ulusal ve uluslararası anlamda tanınan kisiler içindir.

Eğer sektörünüz ile ilgili yazdığınız kitap (satış rakamları, etkileri), uluslararası konferanslarda yaptığınız konuşmalar, aldığınız ödüller var ise bu vize türünü araştırmanızı öneririm.

Vize hakkında ek önemli bilgilere sahip olan arkadaşlar var ise iletişime geçerlerse konuyu derinleştirebiliriz.

E1/E2 — Tüccar/Yatırımcı Vizesi

Ciddi bir yatırım (işinize ve pazara bağlı olarak değişen, örneğin 500 bin dolar gibi) ile ABD’de şirket kurmanız ve bu şirketin çalışanlarının yarısından çoğunun ABD vatandaşı olması gibi şartları yerine getirerek, bir nevi paranız ile alabileceğiniz bir vize türüdür.

Girişimlerin tercih ettikleri vize türlerinden biridir. Türkiye’nin ABD ile olan E1/E2 anlaşması nedir, E1 ve E2 farkları nelerdir, ABD’de şirket nasıl kurulur, girişimciler için sağladığı avantajları ve dezavantajları, L vizesi ile farklılıkları, aileye etkisi nelerdir üzerine ayrı bir yazı olarak yayınlıyor olacağız. Sorularınızı bu paragraf üzerinden şimdiden iletebilirsiniz.

Güncelleme

Mona Alioglu, Girişimlerini ABD’ye taşımak isteyenler için vize önerileri adlı yazısını yayına aldı.

Diğer Vize Türleri

Birçok konuda özel vize türleri bulunmakta. Maalesef hepsi hakkında yeterli bilgiye sahip değilim. Fakat okuyucularımızın bildiği, yazıya eklenmeli dediğiniz vize türleri var ise bu paragraf üzerinden yorumlarınızı bekliyoruz.


Green Card ve Vatandaşlık

H-1B’nin avantajları kısmında bahsettiğim gibi herangi bir çalışma vizesinin de üstünde yer alan, Green Card kalıcı oturma ve çalışma iznidir. Eğer Türkiye ve Amerika arasında gidip gelmeli bir yaşamı seçerseniz Green Card’ı kaybetmemek için belirli aralıklarla giriş çıkış yapmak, yılın yarısından fazlasını Amerika’da yaşamak gibi çeşitli şartları yerine getirmeniz gerekmektedir.

  • Green Card ile Amerika’da tekrar vize sürecine girmeden, dilediğiniz işte vatandaşlar ile aynı şartlarda çalışabilirsiniz. Dilediğiniz zaman başka şirkete geçebilirsiniz.
  • Şirket kurabilirsiniz, yatırımlar yapabilirsiniz.
  • Vergi yükümlülüğünüz Türkiye’ye dönseniz dahi geçerlidir.
  • Green Card’ı almanızın üzerinden 5 yıl geçmesi itibariyle vatandaşlığa başvurabilirsiniz. Vatandaş olduktan sonra sanırım bir tek ABD Başkanı olamıyorsunuz. O da olsun artık.

Nasıl Green Card alırım?

  1. Geçici çalışma izni ile geldikten sonra, şirketiniz süreci başlatabilir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için ortalama 2 yıl sürmekte.
  2. ABD vatandaşı olan biri ile evlenebilirsiniz. (Green Card için evlenenleri tespit etme yöntemleri, denetimleri var. İlginç konular, basite almayınız.)
  3. Amerika’nın her sene yaptığı çeşitlilik arttırma amaçlı kuraya kaydolup çıkması ile başvuru hakkına sahip olabilirsiniz. Kura başvuruları Ekim — Kasım aralığında.
  4. 1. dereceden bir akrabanıza Green Card çıktıysa sizin adınıza başvuruda bulunabilir.

Ek Notlar

  • ABD’de doğan çocuğunuz sizin vize türünüz ne olursa olsun ABD vatandaşı olmaya hak kazanır.
  • ABD’de banka ve vergi sistemleri ülkemizden farklıdır. Örneğin size söylenen maaş miktarı yıllık, brüt maaştır. Dolayısıyla aylık net maaşınız eşinizin olması, çocuk sayınız, size yükümlü kişi sayısı gibi birçok şarta göre ödeyeceğiniz vergiye bağlıdır. Genel olarak vergi sistemini incelemelisiniz.
  • Banka sistemi ise Türkiye gibi kredi skoru mantığı ile çalışsa da mantığı terstir. Ülkemizde kötü bir durumda kalmadıkça skorunuz iyiyken burada finansmanınızı yıllar boyunca iyi bir halde koruduğunuzda skorunuz ancak iyi olacaktır. (Credit Score) Bunun etkilerini de inceleyip, bilinçli hareket etmeli, gelir gelmez stratejinizi hayata geçirmeye başlamalısınız.
  • Her zaman pazarlık yapın! Utanmayın. Birden fazla şirketten teklif aldığınızda inanılmaz avantajlı bir konumda pazarlığa girişebilirsiniz.

Paylaşım

Bu yazıyı çeşitli sosyal platformlarda paylaşarak, birçok kişinin bilinçli bir yol izlemesine katkıda bulunabilirsiniz. Desteğiniz için teşekkürler.

Teşekürler

Yazıya katkılarından ötürü Volkan Özçelik, Murat Yener, İsmail Can Çoşkuner, Mona ve İlker Deligöz, Burak Yiğit Kaya’ya teşekkür ederim.

Kaynaklar:

  1. A.B.D. Büyükelçiliği — Vize Kategorileri
  2. U.S. Visa
  3. H1B Visa Database
  4. Work Visa USA
  5. Immigration Girl