Aslında hepimiz birer milyarderiz.

Uzun zamandır kişisel yapılacak listesi için trello kullanıyorum. Birçok uygulama ile entegre çalışabiliyor olması, ücretsiz olması en önemlisi de basit bir kullanıcı ara yüzü sayesinde tek sayfada genele hakim olabiliyor olmamam sebebi ile kullanmayı seviyorum.

Trello ile “aslında hepimiz birer milyarderiz” başlığı ne alaka diyeceksiniz ki haklısınız.

Çalıştığım şirkette görev değişiklikleri olunca bende trello’da uzun zamandır yarattığım iş planlama kartlarına birkaç ekleme yapmak zorunda kaldım. Ve tam bir yıl önce oluşturduğumuz birkaç İyi Adam panosuna rastladım.

Biraz geriye gidip özetlemek gerekirse, geçen yıl 13 Şubat 2015 tarihinde bir sabah uyanmak için sabah kahvemi içerken Webrazi’de Bir Kaç İyi Adam: Girişiminize ücretsiz ve karşılıksız yazılım ve tasarım desteği veren proje başlığını okudum. O güne kadar böyle bir organizasyonda ne bulundum, nede girişimcilik konusunda bir tecrübem olmuştu. Birden bana çok cezbedici gelmişti. Çünkü kabullenmek gerekirse ülke olarak en çok korsan kullandığımız, ya da en önemlisi github’da ücretsiz sunulan açık kaynak yazılımlarının, yapan kişiye bir teşekkür dahi etmeden alıp ücret karşılığı satılan ülkemizde teknolojik alanda ücretsiz destek olmak, insanların hayatlarına dokunmak cezbedici gelmişti.

Sayfanın altında bulunan mail adresinden iletişime geçtim ve bir özgeçmiş, bir fotoğraf ile başvuruda bulundum. Daha sonra Taksimde tabi ki projenin ruhuna uygun olarak bir starbucks da buluştuk. O gün 13 kişi gayet hey canlıydık ve girişimcilik konusunda Türkiye’de bir ekosistem doğmak üzereydi. Girişimcilik konusunda mentor yapmış çok değerli insanlarda vardı.

Bir aylık sessizlikten sonra projenin kurucusu Ramazan Hocaoğlu ulaşılmaz oldu. Aramızda organizasyon yaparak gelen istekleri trello’ya aktarmaya karar verdik. Fark ettik ki meğer Türkiye bir silikon vadisiymiş de elinden tutan yokmuş. Her zamanki gibi ücretsiz olunca sonuna kadar sömürdüler.

Kaynak repoda bu hali kalmış, karakter hataları berbat :)

Daha sonra bir yere kadar proje devam etti, fakat bir yerden sonra motivasyonumuzu tamamen kaybetmeye başladık. Doğal olarak projeyi ortaya çıkaran Ramaza Hocaoğlu zaten baştan işlerim yoğun deyip bırakmıştı.

En sonunda toplanıp ne yapalım projeyi diye ne yapacağımıza karar vermek istememizde başarısız oldu, bir kararar veremedik :) Ki insanlar geri dönüş bekliyordu. Bir hafta sonra domain süresi bitmemesine rağmen çalışmamaya başladı (sebebini bizde anlamadık, Ramazan Bey’e de ulaşamadık), doğal olarak domain çalışmayınca ortada mailde kalmadı. Böylelikle bu serüvende sonu erdi gibi.

Öğrendik ki;

  • Birisin fikrine yanlış demek neredeyse imkansız. Her gelen, fikrinin milyon dolar olduğunu söylüyordu. Peki bunu nasıl anladın şu şu adımları denemelisin dediğimizde aşırı tepkiler aldık. Çalıştığım özel sektörde de zaman zaman birçok girişim fikri geldi, bazılarını tamamladık, bazılarını işin yarısında olmayacağını öğrendiği için iptal ettiler. Hepsinin de ortak özelliği “Fikrinize inanın” kelimesini tamamen yanlış anlamaları bana göre. Fikrine inanmak güzel fakat hiçbir araştırma yapmadan, bunu yapan başka uygulama/araç var mı bakmadan en önemlisi de insanlar bunu neden kullansın’a cevap bulmadan, körü körüne fikre inanmak boşuna zaman kaybı, boşuna maliyet.
  • Eğer girişimlere gerçekten destek olunursa, Türkiye’den de güzel fikirler çıktığını gördük. Örneğin en son son kalan 4 üyemizle Ertan Atay öncülüğünde ustamdan.com’a dokunduk.
  • Diğer bir konu da girişimlerin nasıl sömürüldükleri. Yeni bir girişimci iseniz özellikle yazılım konusunda bir girişim yapıyor ve yazılım bilmiyorsanız işlerin ne kadar kötü gidebildiğini gördük.
  • Son olarak ta o fikrim çalınır korkusu. Muhteşem bir fikrim var ama söyleyemem. …

Bu yazıyı neden yazdım geçen hafta Medium Türkiye Slack grubundaki Burcin İnan Özel ile konuşmamızdan sonra karar verdim.

Burcin İnan Özel der ki,

Bizim de en büyük eksiğimiz yazılımcılar. Gençlik ve kültür hareketi projesi yürütüyoruz, bir çok kreatif kişi yer alıyor, çeşitli projelere başladık ama yazılımcı desteği olmadan hareketi sürdürmek mümkün değil, hareket henüz non profit olduğu için bu tür destek projeleri bakıyoruz. Nonprofit hareketi devam ettirirken, aynı vizyonla çeşitli ticari-sürdürülebilir projeler de üreteceğiz, her şey dilediğimiz gibi olursa değerler yaratacağız, bu aşamada değerleri yaratan ekibi oluşturan kişilerle hisse paylaşımı yolunu taahhüt etmeyi öneriyoruz. Yalnızca idealist motivasyonlarla insanların zamanlarını isteyemiyoruz çünkü… Demek istediğim bu proje aktif olarak devam ediyor olsaydı hareketimiz ile buluşup fikir geliştirmesini çok isterdim

İnsanların hayatlarına dokunmak gerçekten güzel, ki çoğumuz bunu tek başına da yapabiliyoruz. Belki birisi projenin failed olduğununu aldırış etmeden yeniden yaratır :)

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Kamil Kalkan’s story.