Tugce Cengiz
Jun 20, 2015 · 4 min read

Ben bir erkek annesiyim. Kızım olmuş olsaydı, muhtemelen birazdan anlatacaklarımdan daha farklı şeylerden bahsediyor olacaktım. Erkek annesi olmasaydım, babamı ve eşimi anlamam da daha zor olacaktı. “Erkekler basit varlıklardır.” cümlesindeki “Erkekler aslında nettir.” satır arasını göremeyecektim belki de. “Erkekler neden mavidir, kızlar neden pembe?” sorusu hiç gelmeyecekti aklıma. “Kadınlar için piyasada milyonlarca alışveriş unsuru varken, erkekler için daracık bir alan var, hayret” diye şaşırmayacaktım.

Oğlum doğduğundan beri O’na ne zaman (yurt dışındaki alışveriş sitelerinde gördüğüm gibi) kullan-at türevi olmayan bir oyuncak, onun küçük bir çocuk olduğunu hatırlatan bir kıyafet, (Genelde gördüklerim 40 yaşındaki erkek modasının yıkanmış da çekmiş hali) ya da izlediği film karakterlerinin ürünlerini arasam, bulamıyorum.

Onun için alışverişe çıktığımda mağazalarda gördüklerim; pembenin baskın olduğu bir dünyadan ibaret. Mağazaya girdiğimde gözümün kaydığı bütün cıvıl cıvıl renkler kızlar reyonuna ait. Halbuki benim oğlum kırmızıyı da, moru da, pembeyi de çok sever. Pembe bir bardak beğendiğinde “Hayır oğlum, pembe kızlar içindir, gel biz mavisini alalım” demem ne kadar anlamlı geliyor kulağınıza?

Bütün renkleri sevmemesi için bana bir sebep söyleyebilir misiniz?

Ama biz buna mecbur kalıyoruz maalesef. Mavi ayakkabıyla erkekler yürüyor, pembe kıyafetle kızlar dolaşıyor. “Kadın ve erkek eşittir” diye diye yıllarımız boykotlarda geçiyor ama biz pembenin de mavinin de aynı gökkuşağına ait renkler olduğunu çocuğumuza anlatmıyoruz. Onu pembeden mahrum bırakıyoruz. Halbuki pembe neşenin ve mutluluğun rengi diye geçer sözlüklerde bile.

Alt tarafı bir renk diyorsanız eğer, etrafınıza bir bakın. Bir rengin var olduğunda neleri olumlu kıldığına, eksik kaldığında nelerden mahrum bıraktığına…Ben her erkeğin hayal gücüne pembenin de çok yakıştığını düşünüyorum…İşte bu yüzden de böyle bir yazı yazıyorum.

Tarihi yıllar öncesine dayanan, bize dayatılan hayatı yaşıyor, çizilmiş sınırların esiri oluyoruz. Bir erkek çocuğunun elinde oyuncak bebek görmüyoruz mesela. Onun da bir gün baba olacağını hesaba katmıyoruz. Oysa çocuğun tek amacı annesini babasını taklit etmek. Biz nasıl onu pusete oturtup gezdiriyorsak, o da bebeğe aynısını yapmak istiyor. Bunu düşünmüyoruz. Çünkü o bir erkek, bebeklerle değil arabalarla oynamalı.

Ya da hiç mutfak seti almıyoruz yemek yapması için. Zaten onlar kızlar için satılıyor. Ama belki benim oğlum ilerde dünyanın en ünlü şefi olacak? İhtimal vermemeye daha bebeklikten başlıyoruz. Gelişmesini en istediğimiz hayal gücüne, çentikleri teker teker biz kendi ellerimizle atıyoruz. Fark etmeden, irdelemeden…

Erkek çocuk büyüyor, evleniyor, bir karısı, bir de çocuğu oluyor. Karısı — ki bu hikayedeki ben oluyorum — Babalar Günü için O’na hediye almak istiyor. Fakat bir bakıyor ki, babaya hediye almak diye bir kavram yok pazarlama dünyasında. Hepimiz yaşamışızdır benzer durumu. Ben her sene yaşıyorum açıkçası. Rutine bağladım.

Başı kesilmiş tavuklar gibi eşime aradığım hediyeyi bulmak için girmediğim mağaza kalmadı. Anneler gününde bütün markalar o güne özel koleksiyonlar hazırlarken, babalar günü için hiç bir marka elini taşın altına sokmuyor. Sorduğum sorular karşısında aldığım cevap hep aynı. “Anneler gününde çok koleksiyonumuz vardı ama babalar için birşey gelmedi”.

“E arkadaşım, vitrinine dev gibi -Babalar gününe özel %30 indirim- yazmışsın ama içeride babayı bırak erkeğe dair en ufak bir şey yok?!?”

Ben ömrümde ne eşime ne de babama, kravat, kazak, parfüm almadım hediye olarak. Hediyeden saymadığımdan, küçük gördüğümden değil. Dar alanlara sıkıştırılmaktan bıktığım için. Elbette bir kadın kadar kıyafetlere, süse püse, takıya düşkün değildir erkek. Elbette erkek dünyasında kadın modasına kıyasla daha dar bir seçenek alanı olacak, anlıyorum ama bir erkeğe kravat almak neyse, bir kadına mutfak robotu almak da odur bence.

Erkekler okur, erkekler arabaları sever, motora biner, yemek yapmayı sever…Her birinin kişisel zevkleri vardır; golf oynar, koşar, tenis oynar, ata biner, bilim dünyasıyla ilgilenir, fotoğraf çeker, figür koleksiyonu yapar, resim çizer, edebiyat yapar, roman yazar vs… Hayal gücü durmaz, çünkü içindeki çocuk hiç susmaz.

Ve her baba, oğlunun şimdiki örneği, gelecekteki portresidir.

Spor yapan bir babanın çocuğunun spordan nefret etme olasılığı çok düşüktür. Yapsana minik bir tenis kupası. Baba ve oğulun fotoğrafını yerleştireyim ben içine.

Ya da bir kol saati, biri büyük boy, biri küçük boy. Biri babasının olsun, biri oğlunun. Babası oğluna belki o saat üzerinde öğretir akreple yelkovanı, belki çocuk “zaman”ın kıymetini anlar o saat sayesinde. Yalnızca babasıyla onundur o saat, bir tek ikisinde vardır. Kendilerini özel hissederler, hem baba hem oğul.

Baba-oğul arasındaki iletişimin en özel anıları küçük “an”larda saklıdır çünkü.

Yıllardır okuduğum, duyduğum, şahit olduğum bir şikayet konusu; ilgisizlik. Babaların çocuklarıyla birlikte vakit geçirmemeleri, aralarında bir türlü kuramadıkları iletişim.

Peki ya, büyüdü sandığımız erkeklerin içindeki çocukla kurulamayan iletişim? Kendi babalarıyla içten geçirilmiş bir kaç saati bile zar zor hatırlayan babalar? Yıllarca, eşi tarafından verilen hediye paketini açıp hep kravatla karşılaşanlar?

Sonuç olarak, bir başka yazının giriş -gelişme-sonucu olabilecek kadar geniş kapsamdaki bir soruyu düşünmeme sebep oluyor tüm bunlar. Babalar günü hediyesi bulmak değil elbette ki mevzu, “Doğru hediyeyi bulun, bak nasıl da güzelleşecek hayat” falan da değil. Epey kapsamlı, epey ciddi, bir aslana kafes hediye etmek kadar acımasızca hatta.

Soruya gelince — ki bence cevabı belli…

İlgisiz diye yakındığımız erkeği, çocuğuyla yeterli vakti geçirmediği için yuhaladığımız babalarımızı dışarıda bırakan asıl bizler miyiz acaba?

Medium Türkçe

Resmi Türkçe Yayın

Tugce Cengiz

Written by

@Berlin

Medium Türkçe

Resmi Türkçe Yayın

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade