AZİZ

ZORLUKLARI AŞMAK !

“Escherichia coli’nin ultaviole hassas mutantlarının hızlı izolasyonu için bir yöntem geliştirilmesi” diye başlıyor makale. Bu makale aslında bir hazırlık aşaması ve esas çalışmaya bir başlangıç niteliğinde. Fotoliyaz enziminin kromoforunu çalışmak isteyen bir doktora öğrencisi, öncelikle fotoliyazı klonlayıp bunu çoğaltması gerektiğinin farkında. Ancak tabi bundan önce fotoliyazı olmayan mutant E.coli suşlarını izole etmesi gerekiyor.

Aslında kolay bir yöntem olarak görünebilir. Gerekli koşulları sağlayıp istenen mutantlar seçilir. Ama pratikte de bu kadar kolay yürüyor muydu çalışma?

Aziz Sancar, ilk, ikinci ya da üçüncü denemede bu mutant suşları izole edemediğini anlatıyor. Tam 11 ay boyunca istediği suşları izole etmek için çalışıyor ve istediği mutant suşları elde edebiliyor. Ayrıca bu çalışmanın kendisini bir bilim insanına dönüştürdüğünü belirtiyor, hipotezi kurmak, deneyleri sürdürecek kadar teknik bilgiye sahip olmak ve zorluklar karşısında sabırlı olmak gibi yetenekler kazandığını söylüyor.

“Aslında bu çalışma, ya da bir türlü izole olmayan bakteri suşu Aziz Sancar’ın karşılaştığı ilk zorluk değil ve bu zorluğu aşarken gösterdiği sabırı belki de çok daha önceden öğrenmişti. Her yerde bahsedildiği gibi ailesi, yaşama koşulları, elindeki imkanlar ve imkansızlıklar ortadayken kendisi Nobel’i kazanacak kadar çok çalıştı. Kanser tedavisinde insanların geleceklerine dokunabilecek bir çözüm arayışında bulunuyor. Ve hatta yaptığı çalışmalar belki yarın kansere karşı en pratik çözümlerin kapısını açmış dahi olabilir.“

Çalışmalarının devamında istediği geni klonlamayı başarıyor, yıl 1976. Bu noktada Ph.D. tezini veriyor ve artık çalışmalarına devam etmek için kendisine uygun bir ortam aramaya başlıyor. Bir kaç laboratuvardan red cevabı alsa da, bir teknisyen pozisyonu buluyor ve 1977’de teknisyen olarak çalışmalarına devam ediyor.

ÇALIŞMAYA DEVAM !

Fotoliyaz, DNA onarımı konularını çalışırken sirkadyan saat ve hücre kontrol noktalarını da çalışmaya başlıyor Aziz Sancar. Tüm bunlar 35 yılık geçmişini oluşturuyor. Şimdiler de ise tüm bu üç çalışma konusunu birleştirmeyi hedefliyor. Aziz Sancar çalışmalarını aşağıdaki gibi kısaca özetliyor:

“İnsan hücrelerinde, dış kimyasal ve fiziksel etkenler tarafından DNA moleküllerinde oluşturulan hasarları onararak mutasyon ve dolayısıyla kanser oluşmasını önleyen enzimler bulunmaktadır. Bu onarım mekanizmasına rağmen insanlarda görülen kanserlerin %90'ı çevresel etkenlerin oluşturduğu DNA hasarlarından kaynaklanmaktadır. Laboratuvarımızda başlıca, nükleotid kesimonarım mekanizmasında rol oynayan enzimler ve fotoliyaz enzimi üzerinde çalışılmaktadır. Nükleotid kesimonarım mekanizmasında, hasara uğramış DNA kısmı kesilip atıldıktan sonra diğer zincirin kalıp olarak kullanılmasıyla hasarsız DNA zinciri tekrar sentezlenir.”

“Fotoliyaz enzimi güneş ışığındaki morötesi ışınlar tarafından DNA’da oluşturulan timin dimer hasarlarını mavi ışık enerjisini kullanarak onarmaktadır. İnsanlarda fotoliyaz bulunmamakla birlikte ona çok benzeyen bir enzim keşfettik ve bitkilerde bulunan bir enzimden esinlenerek kriptokrom olarak isimlendirdik. Kriptokrom üzerindeki araştırmalarımızdan bu enzimin biyolojik saatin (circadian clock) dört temel enzimlerinden biri olduğu sonucuna vardık.”(3)

UFUKU GENİŞ İNSANLAR

Aziz Sancar Türkiye’de olsaydı sanırım öğle aralarında kahve falı bakan sevimli kız öğrencilerin olduğu bir labda, kişisel dedikoduların döndüğü bir katta odasında oturmuş bilgisayarından gazeteleri okuyor olabilirdi. Ancak tabi bu durumun pek çok sebebi olması mümkün. Çünkü yaptığı çalışmalar yüksek miktarlarda fon gerektiriyor ve bunun için de destek bulması gerekiyor. Ülkemizdeki proje programlarının sağladıkları maddi fon (alınan malzemelerin Euro ve Dolar ile alındığını da unutmadan.) ve bu programlar ile dağıtılan fonların ne kadar hakkaniyetli verildiği göz önünde bulundurulduğunda aslında tablonun vahameti ortaya çıkıyor.

Sancar’ın ise her yıl en az 500 000 Dolar, 1982’den beri ise yaklaşık 24 000 000 dolar desteği bulunmakta (Not: Milli Takım Hollanda’yı yendiği için 23,5 Milyon TL prim aldı bu arada, amacım sporda ödüllendirmeyi yermek değil tabi ki… lakin bir buz pateninde, bir yüzmede kayakta da aynı hareketleri görmek isteriz maksat sporsa…(6)) (4, 5). Aslında bu noktada yine bir ironi bulunmakta. Çünkü Aziz Sancar, zorlukların içinden çıkmış, çok çalışmış ve şu anki düzenini kurabilmiş bir araştırmacı. Yani İstanbul Üniversitesi’nde doktorasına devam edip sonra kaynakların yetersizliğinden dem vuran bir araştırmacı değil. Ayrıca, doktora çalışmalarının ilk yıllarına dair önemle vurguladığı bazı noktalar var “basit” çözümler araması ve basit deneyler tasarlayarak bu noktaya ulaşması. Yani aslında pekte “mazeretlerin” adamı değilmiş kendisi (1).

Maddi kaynaklar kadar entellektüel kaynaklar, insanların birbiri ile olan iletişimi ve bilim için serbest alana sahip olmanın da ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliriz, bir yerlerde okuruz. Peki bu gerçekte nasıldır? Aziz Sancar’ın yaptığı çalışmalardan, “hocasının yapamadığı işleri-deneyleri” yaptığını görüyoruz. Yani aslında Türkiye sınırları içinde çok alışkın olmadığımız bir durum. Kendisi danışmanı Claud Rupert hakkında şöyle diyor “ Benim kapasitemi ve kısıtlarımı anlamıştı. Beni cesaretlendiriyor, tavsiye veriyor, doğru yolu işaret ediyordu. Ama en önemlisi kendi düşüncelerimi ve testlerimi geliştirmek için bana ÖZGÜRLÜK veriyordu.”

Yani yine Türkiye sınırları içerisinde pek tanıdık olmadığımız bir çalışma şekli. Öğrencinin kendi hipotezlerini kurması, kendi sorularını sorması, bu sorulara uygun deneyler tasarlaması, bunları uygulaması ve ilkleri başarması. Bu açıdan bakınca, Sancar eğer şu anda ülkemizdeki en seçkin moleküler biyoloji kürsüsünde Ph.D adayı olsa acaba gerçekten özgür bir düşünme alanına, özgün fikirlerini uygulama imkanlarına sahip olabilecek miydi ?

Not: Beyin Jimnastiği : http://onedio.com/haber/beyin-jimnastigi-yapiyoruz-aziz-sancar-turkiye-de-kalsaydi--600804

Kaynakça:

1-) Zagorski N. Profile of Aziz Sancar. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America. 2005;102(45):16125–16127. doi:10.1073/pnas.0507558102. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1283445/

2-) Sancar A, Rupert CS. Penicillin selection of Escherichia coli deoxyribonucleic acid repair mutants. Journal of Bacteriology. 1979;138(3):779–782. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC218104/?page=4

3-) Cumhuriyet Bilim Teknik 1181/ 5 6 Kasım 2009 — ZÜMRÜTTEN AKİSLER A. M. Celal Şengör

4-) http://grantome.com/search?q=@author%20%20Aziz%20Sancar

5-) http://www.unc.edu/spotlight/unc-school-of-medicine-professor-awarded-nobel-prize-in-chemistry/

6-) http://www.posta.com.tr/spor/HaberDetay/Hollanda-zaferi-icin-A-Milli-Takim-a-23-5-milyon-TL-prim.htm?ArticleID=304245